Perşembe 9 Şubat 2012 - 05:58

الخميس ١٧ ربيع الأول ١٤٣٣

پنجشنبه ۲۰ بهمن ۱۳۹۰ - ۰۷:۲۸

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
  
         
   
 

Rehber'in Memesani İlçesinde Halka Hitaben Yaptığı Konuşma

                 

04/05/2008         

Bismillahirrahmanirrahim,

                 


                    Alemlerin Rabbine hamdolsun,  salat ve selam  efendimiz, nebimiz Ebil Kasım Muhammed Mustafa ve onun  seçkin izleyicileri, masum imamlar ve özellikle de Hz. Mehdi üzerine olsun...
                   
                    Fars ili ziyaretimde, Memesani’ye gelmek, siz aziz mümin, inkılapçı, sefa dolu halkı görmek benim için büyük bir iftihardır.  Daha önce böyle bir fırsat olmamıştı ama  bugün elhamdülillah,  bu şehir ve bölge halkını, coşkulu  kardeşleri ve  görmek beni memnun etti. 
                   
                    Memesani’nin çok değerli halkının en büyük  imtiyazı  hiç kuşkusuz,  bütün her şeye rağmen, ‘İslam’ın hakikatinden çıkan inkılaba olan bağlılığı’dır.  Elbette, bu halkın ve bölgenin  imanı ile Ehlibeyt’e olan  itikadı   ise   çok köklü ve güçlüdür.  Bu, geçmişten beri böyleydi.  İslam İnkılabı ve devrik rejimden önce, İslam İnkılabı’nın başlarında  mihrabda şehid edilenlerin başında gelen   Ayetullah  şehid Medeni de, tağuti dönemde bir süreliğine Memesani’ye sürgün  edilmişti. Ama bu şehrin nurlu halkı onu kucaklamış, ona  sahip çıkmıştı. İşte bu durum, bu halkın  derin  inancı ve itikadından kaynaklanmaktadır ve sizlerin gerçekten inkılapçı  oluşunuz ile Ehlibeyt ve Velayet’e bağlılığınızı göstermektedir.
                   
                    İran-Irak Savaşı döneminde,  bu  bölgenin izzetli, gururlu aşiretleri, kendi işlerini, güçlerini  bırakıp, ellerinden ne geliyorsa İslam İnkılabı ve memleketleri için  halisane bir şekilde  yaptılar ve İslam İnkılabı’nı, İslam’ı, bu İslam topraklarını  savunmak  için canlarını ortaya koydular, siper ettiler. Bu durum gerçekte bir  millet için iftihar edilmesi gereken önemli konulardan biridir. 
                   
                    Siz aziz Memesani halkının  hiç kuşkusuz  çok güzel ayrı bir özelliğiniz de vardır ki bu da  bu bölgenin aşiret dokusudur. Eğer insan gözünü açsa ve sosyal gelişmelere  derin bir ufukla baksa,  bu özelliğini yani aşiret dokusunu  içtimai gelişmeler ve olaylarda  çok rahat bir şekilde müşahede edecektir.  Aşiret, kabile, kavim,  insanlar arasında kan ve akrabalık bağının mihveridir; bu aynı zamanda İslam dini tarafından da  teyid edilmiştir.  İslam’da akrabalar ve yakınlar arasında ilişkiler ve ilişkilerin  korunması, güçlendirilmesi beğenilen bir  hareket olarak belirtilmiş olmakla beraber sılayı rahim farz  ameller içinde yer almaktadır. Bunları göz önünde bulundurduğumuzda,  aşiretlerin dokusunun da temelinde hiç kuşkusuz  akrabalık ve aile bağlarının güçlü bir şekilde  bulunduğunu görmekteyiz. 
                   
                    Elbette ben burada  şunu da ilave etmek istiyorum. Müsbet aile ve akrabalık bağları kesinlikle bizim açımızdan  değerlidir, ama bunun olumsuz olması  kuşkusuz aşiretler ve kabileler arasında  gerginliğe ve aşırılığa neden olmaktadır ki bunun bertaraf edilmesi gerekmektedir;  bu olumsuzluklar İslam açısından kabul edilemez. Aşiretler ve akrabalar arasındaki bağlar, ilişkiler, yardımlaşma  tabii ki çok iyidir, ama bunun diğerlerinin zararına olmaması gerekir. İslam’da kardeşlik,  bütün  müminler arasında yaygındır. ‘Ademden geldiniz ve Adem de topraktan...’  Hazreti  Peygamber, kabile bağlarına taassupla bakmak isteyenlere ve diğerlerini  dışlayanlara işte bu ifadeyle cevap veriyordu. Yani, güçlü aşiret ve  kabile bağları iyi ve beğenilen bir davranıştır;  akraba, aile, aşiret bağlılığı içinde ilişkiler ve irtibatlar  kuşkusuz  olumlu bir noktadır ama bunu kesinlikle aşiret ve aile dışındaki insanları dışlamak için  asla bir araç olarak kullanmamak gerekir. Sizlere arzediyorum: Bu akrabalık ve aile ilişkilerini  aşiret içinde  koruyunuz ve zira çok değerlidir ama  muhtelif aşiretler birbirlerini dışlamasınlar; Hepimiz kardeşiz. ‘Ademden geldiniz ve Adem de topraktan...’   Hazreti Peygamber böyle  buyurdu. Bakınız, bu İslami  terbiye,  bütün sahalarda ne kadar  derindir. 
                   
                    Azizlerim! Kardeşler !  Sizler güzel bir imtihan verdiniz; İslam ve İnkılab’a olan bağlılığınızı ve desteğinizi  çok güçlü ve bariz bir şekilde ispatladınız. Ülkemizde  aşiretler izzet ve gururun mayasıdır. Ben bir toplulukta  şunu  söyledim: ‘Bazı ülkeler, kendi halkları arasındaki kavmiyet  farklılıklarından korkuyorlar, ama biz aksine aşiretlerin varlığından  memnun olduğumuz gibi bunu açıkça da bildiriyoruz!’ Niçin?  Çünkü  bizim aşiretlerimiz, bulundukları her yerde, milletin, dinin, İslam  alimlerinin bekçisi oldukları gibi İslam dinine bağlılıklarının yanı  sıra kendi örf ve ananelerini de korumuşlardır. Allah’a hamd ve senalar  olsun ki, bizim milliyetlerimiz din ve itikad ile bir bütündür  ve bütün dönemlerde, değişik aşiretlerin ve kavmiyetlerin nüfuzuna karşı kendi yerli kültürlerinin yardımıyla da, bugün yine  din ve inanç içinde kalmıştır. Özellikle de, ülkenin merkezi bölgelerinde yeralan aşiretler ki,  Fars bölgesi, Isfahan bölgesi velayete bağlıdırlar ve  uzun dönem   İslami tefekkür ve Ehlibeyte (S) bağlılık düşüncesinin  bekçisi olmuşlardır. Şu gerçeği bilmekte fayda vardır. Aşiretler, başta tağuti dönem olmak üzere zorbalığın olduğu  her  dönemde, dönemin çeşitli birimlerinin İslam alimleri aleyhindeki  girişimlerine karşı çıkmışlar ve her zaman İslam alimlerini koruyan bir  güç olarak kendini göstermişlerdir. Mesela bu Fars ili bölgesindeki  aşiretler, İngiliz sömürüsüne karşı  direnmişler ve ingilizlerle savaşmışlardır; taguti padişahlar döneminde mesela Kaçarlar döneminde,  yani  büyük ruhani  merhum Ayetullah Seyyid Abdulhüseyin Lari’nin hareketi döneminde, yine  direnmişlerdir; ondan sonra Rıza Han döneminde ve onun ardından İslam alimlerinin mücadele döneminde, aşiretler  İslam alimlerinin yanıbaşında olmuş ve dine olan güçlü bağlarını koruduklarını göstermişlerdir.
                   
                    Aziz  aşiret gençleri! Bugünkü dünya, değerlerine güçlü bir şekilde bağlanan,  iman ve itikadını koruyan milletleri zafere erdirmektedir.  Emperyalizmin değişik siyasetlerinin içinde bulunduğumuz bu dünyada toplumlar, ahlaksızlığa  sürüklenmektedir,  ama güçlü temel dayanakları olan, mümin  insanlar ve topluluklar  her ne olursa olsun, bu dalgalar içinde asla kaybolmayacak ve imanları sayesinde bütün dalgalarla boğuşabileceklerdir;  bunun en bariz örneği de,  emperyalizmin İslam Cumhuriyeti nizamına karşı  hareketlerinde gençlerimizin  onlara karşı  galip gelmesidir. Bunun da ilk zaferi  İslam İnkılabı’nın gerçekleşmesi olmuştur. İkincisi ise  zorunlu savaş döneminde,  çeşitli sahalardaki  zaferlerdir ve  sonra da  bugün halkın çeşitli sahalarda  düşmana  karşı direnmesidir. Aziz gençler! Bu imanınızı koruyunuz! Bu imanınızı fikri bağlarla, düşüncelerle  güçlendiriniz. Bütün herkes, şehirlisi, köylüsü, aşiretlisi,  bilmelisiniz ki; bu güçlü iman ve ihlası, bu bölgenin derinliğindeki gizemi  kitap okuyarak,  aşiretler  arasında kitap okuma kültürünün yaygınlaştırılması ve bölgenin gençleri  arasında araştırma düşüncesinin yerleşmesiyle zenginleştirmelisiniz.  Düşünürlerden  yararlanmalısınız ve böylece doğru, sahih İslami düşüncenizi güçlendirmelisiniz. 
                   
                    Bu bölgenin diğer meselelerine gelince... Bölgenin bir çok alanda hala mahrum olarak kalması beni son derece rahatsız eden  önemli bir meseledir. Maalesef bu topraklar,  çeşitli alanlarda geri kalmış durumdadır. Bu durum, kuşkusuz yetkililerin  bu bölgenin  geri kalmışlığını bertaraf etmek için daha fazla ilgi göstermelerini gerektiriyor.  Kuşkusuz bu geri kalmışlığın bir bölümü geçmiş   yönetimden kaynaklanmaktadır. İnşallah bugün halka hizmet etmeyi  görev bilen çalışkan hükümetin bu eksikleri gidereceğini ve telafi edeceğini ümit ediyorum. Beni bu konuda memnun eden elbette  hükümetin  bakanlar kurulu toplantılarını, ülkenin eksikliklerini yerinde görmek  için illere yaptığı ziyaretlerdir: Ülkenin değişik illerine yapılan  ziyaretler ve aynı zamanda üst düzeyde  yetkililerin şehirlere yönelik haber vermeden düzenledikleri ziyaretleri ve denetimleri,  halkla temasları ve gerçekleri açık bir gözle görmek gibi...
                   
                   
                    Benim son yıllarda çeşitli illere yaptığım ziyaretlerden bir hedefim, ziyaretlerimde  söylediğim gibi, yetkililerin ilgilerini,  en  fazla hizmete ihtiyacı olan, zarar görmüş, mahrum bölgelere çekmektir.  Onların dikkatlerini bu bölgelere daha fazla çekebilmektir.   Bugün Allah’ın izniyle bu hedefime ulaştığımı görüyorum; zira bugün  çalışkan, halkın hizmetindeki hükümet, bütün illeri, şehirleri ve ilçeleri  direkt kontrolü ve gözetimi altında tutmaktadır. 
                   
                    Özellikle de bu bölge ve bu il, bu yıl Allah’ın  nimeti olan yağmuru yeterince göremedi.  Bu ise tabii olarak, bölge halkının tarım, hayvancılık ve diğer alanlarda   daha fazla  sorun yaşamalarına neden olacaktır. Ama, bana hükümet yetkilileri tarafından verilen raporda,  bu  bölgenin kuraklığı konusuyla ilgili gerekli tedbirlerin ve telafisi  için çalışmaların yapıldığı ve bununla ilgili olarak bütçe  tahsis edildiği bildirildi. İnşallah  hükümet, bu bölgeyle aldığı kararı en güzel  şekilde yerine getirir ve halk da ondan  yararlanır. Elbette dua için ellerimizi gökyüzüne  uzatıyor ve Allah’u tealadan,  rahmetini, bereketini,  inayetini,  bu mümin halk için, bu susamış topraklar için  esirgememesini talep ediyoruz; inşallah bu dualarımızın, yakarışımızın karşılığını da alırız. 
                   
                    Bu konu, yani halkın ekonomik ve sosyal  sorunlarını içeren konu, benim yılın başında  İran  milleti ve yetkililerine hitaben yaptığım meseleydi. Zira ben ekonomik  büyüme alanının genişletilmesine vurgu yapmıştım. Niçin ?  Çünkü, düşman  bu konuya yöneldi ve yönelmeye de devam ediyor.  Azizlerim!  İslam İnkılabı düşmanları,  genel olarak  son 30 yılda, özellikle de bu son yıllarda,  İran milletinin iradesini kırmak için her yolu denedi ve uygulamaya koydu. 
                   
                    Öyle ki, dünya emperyalizmi ve uluslar arası siyonizmin propaganda merkezlerinden  gece gündüz demeden, İran İslam Cumhuriyeti ve İran milleti aleyhine  zehirli propaganda saldırısı,  8 yıllık zorunlu savaş, darbe girişimleri,  siyasi tuzaklar ve sair her yol denendi.  Bütün yollara başvurdular;  İran milletini iktisadi tuzaklarla  sıkıntıya sokma fikrine düştüler. Tabii bu onların yeni bir işi de değildi; İslam İnkılabı’nın zafere ermesinden bu yana  onlar, İran ve İran milleti aleyhinde, iktisadi yaptırım, iktisadi muhasara gibi siyasetleri çeşitli  şekillerde uyguladılar; baskı yaptılar, ancak İran milleti  bütün bunlara karşı direndi. Ama düşmanlar hala  geçmişte netice alamadıkları yolu  yeniden denemeye  çalışıyorlar, fakat İran milleti yine eskiden olduğu gibi onlara karşı direnmeye  devam edecektir. İran milleti 30 yılda olduğu gibi bundan sonra da düşmanın İktisadi yaptırım  siyasetlerinin üstesinden gelmeyi başaracaktır; zira bu doğrultuda  devlet ilerleme kapsamında önemli adımlar atmıştır ve  bugün de  dünya emperyalizminin  her türlü art niyetlerine rağmen, İran milleti, özellikle de  düşmanın iktisadi alan başta olmak üzere diğer tuzaklarına karşı  direnecektir. 
                   
                    Bunun da yolu elbette milletin elele vererek  ülkeyi  dışa bağımlılıktan kurtarmaktır.  İnkılab, bizi siyasi bağımlılıktan kurtardı.  Ülkenin iktisadi istiklali  yolunda da  önemli işler yapıldı; ülkenin dış tehdit ve iktisadi yaptırımlardan etkilenmemesi ve bu gibi  yaptırımların bir manasının kalmaması için, hiç kuşkusuz,  ülkenin her kesiminin  bütün gayretiyle  çaba göstermesi gerekir. Bu hitap, tabii ki İran milletinin tamamını içeriyor yalnızca Memesani halkını değil;  bütün herkes bu yolda elele vermeli, çaba göstermelidir. Bu ülkenin insani  açıdan  büyük sermayeleri var, aynı şekilde iktisadi açıdan da  son derece büyük potansiyeli var. Gerekli yatırım, dürüst programlama ve işi  ciddiyetle takip etmek suretiyle; biz düşmanların iktisadi yaptırım ve tehditlerini  çok rahatlıkla  etkisiz  hale getirebiliriz. Bu bizim milli bir vazifemizdir, bunu yapmak  zorundayız. Bu konuda herkesin önemli rolü olabilir. Çok geniş  topraklarımız ve  sınırsız imkanlarımız da var.
                   
                    Elbette sıkıntılarımız da var. Ben bunu Şiraz’da da  belirttim: Eğer biz israf etmezsek, ülkenin ihtiyacını karşılayabiliriz.  Bizim  ülkede üstesinden gelemediğimiz ve hala da devam eden en önemli mesele  israftır. İsraf konusundaki en önemli meselelerden biri de  suda israftır; zira ülkemiz bazı bölgelerin dışında su açısından hiç de zengin durumda değildir; ama  eğer suyu mantıklı ve doğru kullanabilirsek,  ülkenin su ihtiyacı mevcut su ve imkanlarla rahatlıkla karşılanır. Bunlar halkın bütün kesimlerinin  vazifesidir  ve elbette hükümetin de bu konuda doğru program yapması ve İran  halkının katkılarından yararlanması gerekir ve İnşallah böylece  sorunlar birer birer çözülecektir.
                   
                    Hiç kuşkusuz İran milletine bu 30 yılda  çeşitli  sorunlar da  adeta dayatıldı; ama milletin izzetinin bir bedeli vardır;  hiçbir ülke bir bedel ödemeden, milli izzetine, milli istiklaline ve üstün hüviyetine ulaşamaz;  bunun için gerekli bedel ödenmelidir. Milletimiz elbette bu bedeli ödemiştir ve  yeniden  ödeyecektir. Ben gerçekleri göremeyen, ağızlarından tehdit düşmeyen bu  zorba güçlere şunu demek istiyorum: Tehdit, asla İran milletini geri  bırakamaz; tehdit, İran milletini  kendi iradesiyle  seçtiği bu yolundan kesinlikle vazgeçiremez. Kemale ulaşmanın, izzetli olmanın,  tam bir bağımsızlığa sahip olmanın,  bu  ülkede dini değerlerini yürürlüğe koymanın, ülkenin sorunlarının  üstesinden gelmenin yolu hiç kuşkusuz İslam’dan geçmektedir. Bu İran  milletinin geleceği için seçtiği bir yoldur ve  bu yolundan da asla vazgeçmeyecektir. İçinde bulunduğumuz  bugünlerde  yine ülkemize yönelik tehdit sesleri yükselmektedir: Amerika ve  siyonistler bir türlü, bazı Avrupalı devletler de düşüncesizce  Amerika’nın  siyasetlerini  takip ediyor! Daha önce İran milletini denemediniz mi?  Biz  kendi yolumuzu güçlü bir şekilde sürdüreceğiz ve dünya emperyalizminin  bu milletin hakkını çiğnemesine asla izin vermeyeceğiz.  Bu bizim  görevimiz ve halkımızın  en tabii hakkıdır.  Biz yetkililer,  sorumluluğumuzun bilincinde olarak, halkımıza karşı  görevlerimizi en iyi şekilde yerine getirmeliyiz; asla düşmanın değişik yollardan ve çeşitli şekillerde, mesela  psikolojik savaş, değişik hile, oyun ve tefrikalarla İran halkının hakkının  çiğnenmesine izin vermemeliyiz ve Allah’ın lütuf ve inayetiyle   izin de vermeyeceğiz.
                   
                    Siz  aziz halkımızın bilmesi gereken bir konu var. Bu milletin, bütün İslam  ümmeti ve milletlerinin bütün sıkıntılardan kurtuluş yolu İslam’dır;  İslam bizi kurtuluşa erdirir. İslam İnkılabı ve İslam Cumhuriyeti’nin ömrü 30 yılına ulaşmıştır, ama bugün dinç ve dinamiktir.  Biz, her nerede  İslam’a göre dakik ve iyi şeyler yaptıysak   genel olarak  başarılı  olduk; başarılı olamadığımız yerlerde ise İslami vazife ve dikkatimizi  yerine getirmemişizdir. Eğer işlerimizi İslam’a göre doğru bir şekilde  yaparsak, hedefimize ulaşacağız. Allah’a şükür bu millet,  kendi hakkını tanıyan ve hakkını almasını bilen, coşku dolu, cesur, bilgili bir halktır. 
                   
                    Allah’u tealadan, bu ülke yetkililerinin, özellikle de ülkenin geri kalmış bölgeleri olmak üzere  bu birlik ve  beraberlik  içindeki İran milletine karşı sorumluluklarını en iyi şekilde yerine  getirmelerinde başarılı olmalarını, size karşı görevlerini güzel bir  şekilde gerçekleştirmelerini niyaz ediyorum.
                   
                    Ya Rab! Rahmetini, lütfunu ve fazlını  bu halk için nazil eyle. Ya Rab! İslam Cumhuriyeti’ni  her geçen gün daha güçlü kıl. Ya Rab! Bizleri bu aziz millete karşı görevlerimizi  yapmakta  güçlü ve başarılı kıl.  Hz. Mehdi’nin mukaddes kalbini bizden razı kıl ve bize, onun duasını kazanmayı nasib et...
                   
                    Allah’ın selam, rahmet ve bereketi üzerinize olsun...                 
 


Total Visit: 193
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.