| REŞİDUDDİN FAZLULLAH 23- Reşîduddîn Fazlullah: Hâce Reşîduddîn Fazlullah b. ‘İmâdu’d-devle Ebû’l-Hayr, Muttafiku’d-devle-i Hemedânî’nin torunudur. 648/1250 yılı dolaylarında doğmuştur. Babası ‘İmâdu’d-devle doktordu. Reşîduddîn de gençliğinde çeşitli ilimleri, özellikle de tıp ilmini öğrenmekle uğraştı. Abaka Han zamanında doktor olarak İlhânlı sarayına girdi. Sa’duddîn Muhammed Mustavfî-yi Sâvecî’nin Gazan Han’ın hükmüyle divan sahipliğine atandığı 697/1298 yılından itibaren Reşîduddîn Fazlullah onun yardımcılığına atandı. Ancak Sa’duddîn-i Sâvecî’nin şehit olduğu ve yerinin Tâcuddîn Alişah’a verildiği 711/1321 yılında divan işlerinin Tâcuddîn’e devredilmesi, danışma ve memleketin tedbir işlerinin de Reşîduddîn’e verilmesi kararlaştırıldı. Bundan sonra Hâce, eserleri yeniden dirilmek, yeni kanunlar yazmak için yeni hakimleri atamaya başladı. 718/1318 yılının Cemadiye’l-ula ayında Tâcuddîn Alişah’ın tahrikleri sonucu yetmiş üç yaşında öldürüldüğü ana kadar üst derecedeki konumunu korudu. İran tarihinin en büyük şahsiyetlerindendir. O, Sadece idareci bir vezir değildi, aksine ünlü bir yazar, eşine az rastlanır bir tarihçi, çok değerli bir alim, faziletli bir yazar ve büyük bir insandı. İran’ın birçok bölgesinde ve İlhânlı memleketlerinde medreseler, mescitler, seyyit evleri, kütüphaneler ve vakıflar kurdu. Kurduklarından birisi Tebrîz dolaylarındaki Reb’-i Reşîdî idi. Burası mescit, medrese, hankah, hastane, seyyitler evi ve kütüphanelerden oluşan çeşitli kuruluşları içine almaktadır. Orada alimler, sufiler ve ilim talebelerinden oluşan bir grup insan işleriyle meşgul olmaktaydılar. Reb’-i Reşîdî’de Hâce’nin emriyle tüm eserleri kaleme alınıp Farsçadan Arapçaya, Arapçadan Farsçaya tercüme edildi. Bu eserleri çoğaltılıp çeşitli şehirlere bu çoğaltılan nüshalardan birer adet gönderildi. Bu eserlerin bir kısmı da burada korunmaya alındı. Reşîduddîn Fazlullah’ın kitaplarının dönemi “Câmi‘u’t-Tesânifu Reşîdî” veya “el-Mecmu‘atu’r-Reşîdiyye” diye adlandırılır. Günümüzde bunlardan birkaçı elde mevcuttur. Tevzihât-i Reşîdiyye (Kelam, irfan ve din konusunda on dokuz risaleyi içerir), Miftâhu’t-Tefâsîr, Risâle-i Sultâniyye, Beyânu’l-Hakâik, Câmi‘u’t-Tevârîh, Mekâtib yada Mukâtebât-i Reşîdî bunlardandır. Reşîdî’nin Câmi‘u’t-Tevârîh’i, genel tarih ve Moğol tarihi konusunda ayrıntılı bir eserdir. Adem ve çocuklarının yaşamı, Fars padişahları, İslam peygamberi tarihi, Gazneliler, Selçuklular ve Harezmşahlar padişahları, Çin ve Maçin padişahları, İsrailoğullarının tarihi, Hint şahları, Moğol ve Tatar taifeleri, Moğol kolları, hanları ve han çocuklarının tarihi hakkında çok önemli bilgiler içerir. Kitabın yazımına Gazan Han’ın emriyle başlanldı. Onun ölümünden sonra da Olcaytu’nun emriyle devam etti ve 710/1311 yılında tamamlandı. Mukâtebât-i Reşîdî, evlatlarına, zamanının yönetici ve ileri gelenlerine yazılmış ve “İbrahim Eberkûhî” adında biri tarafından toplanıp derlenmiş olan münşeat, ilan, risaleler ve bir kısım fermanlar ve mektuplardan oluşur. Reşîdî’nin Câmi‘u’t-Tevârîh’teki yazı üslubu genel olarak sade fakat değişkendir. Kimi yerlerde Moğolca kelime, terkip ve kavramların etkisi nesrinden açıkça ortaya çıkar. Kimi yerlerde de eski tarihçilerin üslubunun etkisi görülmektedir. Geriye kalan bölümlerde de VIII/XIV. yüzyılın sade üslubu açıkça görülmektedir. Onun nesrindeki Türkçe ve Moğolcanın etkisini bir kenara bırakacak olursak Reşîduddîn’in nesri sade, sağlam ve yerindedir. Hâce’nin mektuplardaki yazısı risalecilerin üslubuna uygun ve sanatlar, seci’ler, ayetler, haberler, Arapça ve Farsça şiirler ve atasözleri içermektedir. Ancak bunlardan bazıları Fars dilinin sadelik ve akıcılığını gösterir. |