| İRAN KÜLTÜR SIĞINAKLARI Sevindirici olan şey Moğolların can ve mal yakan belasının tüm İran’ı ve İran’a komşu olan memleketleri çeşitli sebeplerden dolayı her yönüyle kuşatamamış olmasıydı. Zira İran’ın kimi bölgeleri, il olmayı kabullenmeleri veya Moğol saldırısının o bölgelere Cengiz’den sonraki yıllarda onun yerine geçenlerin döneminde gerçekleşmesi sonucunda daha az bir şiddetle karşılaştılar ve İran kültü¬rünün bir güven yeri ve sığınağı haline geldiler. Bu güven yerlerinden ve sığınaklardan birisi, Fars nahiyesi ve Sa’d b. Zengî, Ebû Bekir ve oğlunun yaptıkları olup bu kişiler, edipleri ve alimleri korumakla tanınmış ve med¬reseler, mescitler, hankahlar ve işlek merkezler yapmakla ün kazanmış¬lardı. Bir diğer sığınma yeri ve kaçılacak yer de Anadolu’ydu. Bir süreye kadar burası, İran’dan peş peşe kaçanların sığınağıydı. Burası, Bahâuddîn Muhammed-i Belhî (Mevlânâ’nın babası) ve onun çevresindekiler, Şemsuddîn Muhammed-i Tebrîzî, Burhânuddîn Muhakkik-i Tirmizî, Seyfuddîn-i Fergânî, Sirâcuddîn-i Urmevî vb. birçok büyük şahsiyetin sığınma merkeziydi. Bir diğer büyük kaçış yeri de Hindistan topraklarıydı. Buradaki Sind, Dehli ve Bengal gibi çeşitli bölgelerin emirleri İran kültür ve eğitimiyle yetişmişler ve onların sarayları, Maveraunnehir ve Horasan fitnelerinde kendilerini Hindistan içlerine atmış olan büyük bir İran gru¬bunun sığınağıydı. Bu gruplar arasında grup grup akın eden normal halk dışında divan ehli, alim, şair, arif, sufi, edip ve fakih insanlar da bulun¬maktaydı. Tüm bu sığınaklar ve il olma sonucu katliam ve yağmalamadan kurtulmuş olan bazı şehir ve köyler, İran’da kılıçtan geriye kalanların, İranlı kültür ve medeniyetin korunması için iyi bir araç oldu. Bu şekilde ilim ve edeb sahibi birçok kişi ve kitap nüshası yok olmaktan kurtulup bi¬zim için kalmış oldu. |