Çarsamba 23 Mayıs 2012 - 05:50

الأربعاء ٣ رجب ١٤٣٣

چهارشنبه ۳ خرداد ۱۳۹۱ - ۰۷:۲۰

Kullanıcı adı:

Åžifre :

Şifremi Hatırla
Åžifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    

  Ä°RAN'IN SİYASAL VE TOPLUMSAL DURUMU

GENEL BAÅžLIK

          Bu dönem, Moğolların 616/1219’daki saldırıları ve Enuştekin-i Garçe oğulları devletinin 628/1230’daki yıkılı¬şından başlar, Timur’un sarsıcı hücumları ve İran’daki zorbaca hüküm sürmesiyle son bulur. Bu karışık¬lık dolu dönemlerde geniş İran topraklarının büyük bir bölümü, Moğol, Tatar ve Orta Asya’nın diğer kavimlerinin saldırı ve yağmalamalarına sahne oldu. İranlılar, olay dolu bu dönemde geçmiş ve gelecek tarihleri ölçüsünde ölüm, işkence, yağmalama ve kıyımla karşı karşıya kaldılar, onur kırıcı kırımlara ma¬ruz kalıp eziyetler çektiler. Yarı canlı du¬rumda olan kültürlerini çok sert darbeler altından kurtar¬maya çalışmışlarsa da ister istemez bu dönemin istenmeyen siyasal ve toplumsal akımların et¬kileri kalmış oldu.

          Bu karanlık dönemde İran, bir süre Moğolların haki¬miyeti altında bulunan toprakların bir parçası oldu. Ondan sonra da Cengiz’in torunla¬rının eline geçti. Bundan sonra da parçalanıp çeşitli toplumsal bozgun¬lukla¬rın ve kötülüklerin yaygınlaştırıcısı olan zayıf hanedanlar, bu top¬raklar üzerinde hüküm sürerek ortamı, bir başka yağ¬macı olan Timurleng’in saldırıları için kolaylaştırmış oldu.

 Bu karanlık ve kara dönemin başında Moğol ön¬cesi medeniyetten ge¬riye kalmış olan ilginç kalıntılar hala vardı. Fakat onun sonunda etkilerini VIII/XIV. yüzyıldan itiba¬ren İranlıların maddî ve manevi yaşamlarında görmekte¬ olduğumuz toplumsal fakirlik, huzursuzluk, parçalanmışlık, korkunç bir kültürel yozlaşmışlık ve çö¬küşe yol açtı.

           Bu dönemde İran merkezli kültürün korunması için bazı sığınakların varlığı ve İranlı yada İranlı olmuş kimi sultanların şiir, edebiyat, Farsça şiir söyleyen şair ve ya¬zarlara karşı gösterdikleri ilginin varlığı, Fars ede¬biyatının (ki VII/XIII. yüzyılda ve VIII/XIV. yüzyıl başlarında hala geriye kalmış ve kurtulmuş olan üstatlardan ve onların eğitim süzgecinden geç¬miş olanlardan yararlanmaktaydı) VII/XIV. yüzyılın ortalarından itibaren yeniden hayat bulmasına ve Farsça söyleyen üstatlar zincirinin kopma¬masına, hatta kimi merkezlerde güçlü şairlerin or¬taya çıkmasına yol açtı. Diğer ilimler de bu korkunç olaylar karmaşası içinde eski parlaklığını ve yükselişini yitirdiyse de az veya çok şiire benzer bir yapı sürdürüp bu kara dönemin tüm olumsuzluklarına rağmen İranlılık düşüncesi çeşitli ilim¬lerde Hâce Nasîruddîn-i Tûsî, Kutbuddîn-i Şîrâzî, Kadı Beyzâvî, Necmuddîn-i Debîrân, Şemsuddîn-i Âmulî, Azududdîn-i Îcî, Mîr Seyyid Şerîf-i Curcânî, Sa’d-i Taftazânî, Fars şii¬rinde de Sa’dî, Mevlânâ, Hâcû, Evhadî, Mîr Huseynî, Selmân, Hâfız, Fars nesrinde ise ‘Atâ Melik, Reşîduddîn Fazlullah, Vassâfu’l-Hadrâ’yı ilim, edebiyat ve siyasetin ileri gelen kesiminin yanı başında yetiştirdi. Bu yolla da VII/XIII. ve VIII/XIV. yüzyıllar, bir tür düşünce ruhu ve fa¬aliyetinin dalgalandığı özel bir dönem haline geldi. Bu dö¬neme ait fikirsel ve zevksel eserlerin büyük bir kısmı elde mevcut olduğu için de edebiyat tarihi incelemeleri açısın¬dan çok önemli dönemlerden biri sayılmıştır.

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.