| RABİ-İ BELHİ Râbi‘a-i Kuzdârî-yi Belhî, IV/X. yüzyıl şairlerinden olup sözleri, letafet, gönül okşayıcı anlamları içermesi, fesahat ve etkin olma noktasında ünlüdür. Yaşamı, efsaneli ve hikaye yazıcılarının hayalleriyle iç içedir. Rivayet edildiğine göre, babası Ka’b, Arap emirlerinden olup Belh’ten Sistân ve Kandehâr’a kadar bir alanda mutlu bir hayat sürdürmekteydi. Fakat böyle bir emirin ne zaman olduğunu doğrusu bilmiyorum! Ancak efsane söyleyicilerin anlattığına göre, söz konusu Ka’b’ın kızı, kardeşinin kölelerinden olan Bektaş isminde bir köleye aşık olur, kardeşi de kötü zannından ve taassuptan dolayı onu öldürür. Galiba efsane söyleyicilerin ortaya çıkardığı bu hikayeyi, Rıza Kulî Han Hidâyet, şiir haline getirdi ve adını da “Gulistân-ı İrem” diye koydu. Tasavvuf ehli olan kimseler de bu güzel anlatımlı tatlı sözlü şair hakkında efsaneler üretmekten geri kalmadılar ve onun mecazî olan aşkına hakiki aşk elbisesini giydirmeye çalıştılar. Fakat ‘Avfî, Lubâbu’l-Elbâb’da ondan kısaca söz etmiş ve şöyle demiştir: “Aşık yapılı ve güzel erkeklerle içli dışlı bir kadındı, Farsça ve Arapça şiirler söylerdi ve kendi şiirlerinde “Meges-i Rûyin” terkibini kullandığı için bununla lakaplandırılmıştı”. Onun aşk oyunlarında şöhret bulmasının ve onun hakkındaki ünlü hikayenin yaygınlık kazanmasının nedeni, kesinlikle onun güzel gazellerinin aşk dolu konuları içeriyor olması ve arif ve avam arasında yaygınlaşmasıdır. Aşağıdaki gazel onun şiirlerindendir: Onun aşkını yeniden bağladım, çok çalışmanın bir faydası olmaz Sahili olmayan aşk deryasında, nasıl yüzülebilir ey akıllı. Aşkı sonuna dek götürmek mi istiyorsun, beğendiğin yeter beğenmemen gerek. Çirkini görüp de iyi sanmak gerek, zehiri içip de şeker sanmak gerek. * * * Beni aşka hep hile ile tahammül ettirirsin, Yüce Allah’ın yanına ne diye delil getirirsin. Cenneti sensiz istemem, cehennem seninle güzeldir, zira sensiz şeker zehirdir, seninle olunca zehir baldır. |