Çarsamba 23 Mayıs 2012 - 05:34

الأربعاء ٣ رجب ١٤٣٣

چهارشنبه ۳ خرداد ۱۳۹۱ - ۰۷:۰۴

Kullanıcı adı:

Åžifre :

Şifremi Hatırla
Åžifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    

Önsöz

İnsanoğlu, Allah'ın en şaşırtıcı ve en karmaşık yaratığıdır. Tabii ve hayvâni içgüdüleriyle fiziki reaksiyonlarının yanısıra, kendisini diğer canlılardan ayıran ruhanî bir karakter ve fıtrata da sahiptir; düşünen bir canlıdır o, seçer, aklını kullanmak ve fizikî çaba sarfetmek suretiyle, daha iyi bir hayat düzeyine ulaşabilme yolunda, önündeki engelleri kaldırır ve bu gayret ve çabaya paralel olarak kendi yaşam tarihini kurar ve geçmiştekilerden kendisine miras kalan bilgi ve birikimlere yenilerini ekleyerek kendisinden sonra gelecek olanların doğaya egemen olma ve bilinmeyenleri çözme yolunda hızla ilerlemesi için gerekli ortamı hazırlamış olur. Ancak, insanoğlunun emellerine ulaşma çabası sarfettiği bu hengâmede ve onunla doğa arasında süregiden kavga sürecinde çok önemli bir gerçek ne yazık ki hep unutulmakta ve olanca kıymetine rağmen ihmal edilmektedir. Bu hakikat insanın cevheri ve karakterinin öz yapısıdır; nefsinin eğitilip yetiştirilmesi, gereksiz ve zararlı şeylerden arıtılıp tezkiye edilmesi ve böylece "yüce insan"ın oluşturulmasıdır. Yüce Yaratıcısı'nın "yaratılmışların en değerlisi" ve en üstünü anlamına gelen "eşref-i mahlukat" lakabını verdiği varlıktır işte bu! Vahyin gerçek müfessirleri onu tanımlarken" Kendisini tanıyan Rabbini tanımış olur!" tabirini kullanırlar.

Evet, kendini unutma ve insanoÄŸlunun ruhunun sonsuz boyutluluÄŸunun görmezden gelinerek onun ahlaki erdem ve olgunluklara ulaÅŸma yeteneÄŸinin hiç önemsenmemesi insan topluluklarının çoÄŸunun müptela olduÄŸu bir derttir. Teknolojinin sultası, makinalaÅŸan hayat, maddeci ve dünyacı kesimin yerkürenin önemli bir bölümüne musallat bulunması ve diÄŸer taraftan çeÅŸitli ideoloji ve dünya görüşlerinin insanı doÄŸru tanımlama ve onun önüne aydın bir yol koyma hususunda yetersiz kalmış olması  "insanın özünden uzaklaşıp kendine yabancılaÅŸma" gidiÅŸatına hız verip bu izmihlali kolaylaÅŸtırmıştır. Bu tehlikeli ortamda insanın eÄŸitim, olgunluk ve insanlaÅŸmasını kesintisiz bir cihad gibi algılayıp akıl ve fıtrat ışığında insanları yüce deÄŸerler ve kemallere doÄŸru yönlendiren yegane kesim tevhid münâdileri, peygamberler ve manevi deÄŸerlerin yılmaz bekçileri olmuÅŸtur. Bugün insan topluluklarında baki kalan yegane büyük deÄŸerler, iftiharlar ve gerçek medeniyetler, hakikaten bu kesimin mücahede ve çabalarının bir ürünüdür.

İleri seviyede bir "Allah kulu"nun himmet ve gayretleriyle bütün dünyanın hayretten faltaşı gibi açılmış gözleri önünde çağımızda vuku bulan islam inkılabı nitelik itibarıyle salt siyasi bir hareket veya zulüm düzenini devirmeye yönelik bir halk kıyamı değildi sadece; bilakis, çaresiz kalan 20. yüzyıl insanını kendi ilahi fıtratını bulmaya çağıran kültürel ve ahlaki bir kıyamet ve "yeniden diriliş"ti de aynı zamanda! İslam Cumhuriyeti'nin kurucusu, başlatmış olduğu büyük inkılapla ilgili olarak siyasi- ilahi ölümsüz vasiyetinde şöyle demekte:

"Dünyada zahmet ve sıkıntılara; fedakârlıklar, serdengeçtilikler ve mahrumiyetlere tahammülün hacmi, varılmak istenen gayenin büyüklüğünün hacmi, onun değerliliği ve yücelik derecesiyle münasiptir. Siz mücahid ve aziz milletin uğruna kıyam etmiş olduğu, halâ sürdürdüğü ve onun için can ve mal feda ettiği ve etmekte olduğu şey en yüce, en üstün ve en değerli maksattır; ezelde alemin başlangıcından ve bu dünya sonrasından ebediyete değin sunulmuş ve sunulacak olan maksuttur; ve bu, yaradılış ve gayesinin esası, varlığın geniş alanında gaybla şuhudun derece ve mertebelerinde bulunan, geniş anlamıyla uluhiyet okulu ve yüksek boyutlarıyla tevhid idesidir ki tam anlamıyla ve bütün derece ve boyutlarıyla Muhammed sallallahu aleyhi ve âlihi vesellem'in okulunda tecelli bulmuş olup, Allah'ın selamı üzerlerine olsun, bütün büyük enbiya ve Allah'ın selamı onlara olsun, evliyaların çabası bu -maksad-ın tahakkuku içindi ve mutlak kemale, sonsuz celal ve cemale ondan başka hiçbir şeyle ulaşabilmek mümkün değildir. Topraktan yaratılanları melekutilere ve onlardan da yüce olanlara üstün kılan da odur, keza topraktan yaratılanların onda -o maksatta- yürüme neticesinde kazandığı şey bütün hilkat âleminde, açık veya gizli, hiçbir yaratığa nasip olmaz." Son Mesaj- İmam'ın -ra- Vasiyetnamesi, İmamın Bürosu, Özel Tercümesi 1. baskı, 1991 Tahran basımı, sy: 97- 98- çev-

İmam Humeyni'nin -ks- mantığında mücadele, siyasete girme ve iktidarı ele geçirme hedef değildir asla, hedef Allah Tealâ'nın -cc- bir çok kere yeminler ve çeşitli vurgulamalardan sonra belirtmiş olduğu savaş meydanından zaferle çıkabilmektir:

"Nefsini arındırıp temizleyen gerçekten kurtulmuştur, onu günah ve sapmalarla örten de gerçekten hüsrana uğramıştır." Şems, 9- 10/ çev.

Hedef, sadece Allah'a ibadet edilen ve ubudiyet nurlarının, ihlasın ve gayba imanın tecellisinin nefsani eÄŸilimlerle dünyevi ÅŸehvetler zulmetini dağıtıp yok ettiÄŸi bir toplum oluÅŸturabilmek ve insanlığın gözünü, Hakk'ın varlık dünyasına vuran güzelliÄŸine doÄŸru çevirip O'nu görmesini saÄŸlamak, tevhid  ve onun yüce boyutlarını insani münasebetlerle sosyal iliÅŸkilerin tamamına hakim kılmaktır. DoÄŸu ve batı egemenlerinin bütünüyle habersiz olduÄŸu ve günümüzün bitkin dünyasının kendisine susamış olduÄŸu hakikattir bu.

Rahmetli İmam Humeyni'nin -ra- başarısının büyüklüğü ve onun söz ve düşüncelerinin, izleyicileri üzerindeki muazzam etkisinin sırrını da bu hakikatte aramak gerekir işte.

Kanın kılıca galebisinin sırrını keşfetmeye çalışan ve İmam'la -ks- bir avuç silahsız ashabının, dönemin Amerika'ya bağlı en teçhizatlı ve tepeden tırnağa silahlı devletine karşı elde ettiği zaferin sırrını maddi yorumlarla, siyasi ve ekonomik faktörlerle açıklamaya kalkışanlar havanda su dövmektedirler. Nefse karşı amansız savaş yöntemleri ve her yiğidin kârı olmayan "büyük cihad" meydanında nefsinin sırtını daima yere vurma gibi özel konularda İmam'ın -ks- sahib olduğu zafer ve mahareti bilmeyenler, İmam'ın -ks- gerçekleştirdiği inkılabın niteliğini tanıma konusunda elbette ki acze düşeceklerdir.


-x-


Orjinal adı "Cihad-ı Ekber veya Nefse Karşı Savaş" olan elinizdeki az hacimli, ama mana ve muhteva açısından deryaları içeren bu kitap, nefsini eğitme yolu olan bu tehlikelerle dolu yolda mütemadi zaferler kazanmış ve bu yolu açık bir alınla katetmiş büyük bir arifin bilfiil tecrübesi ve eseridir.

İmam Humeyni -ks- hem siyasi mücadelesini aleni bir şekilde başlatmadan önce, hem bu mücadelenin en gürültülü dönemlerinde öğrencileri ve izleyicilerine sürekli nefsin arıtılması ve öz benliğin olgunlaştırılması konularından bahsetmek suretiyle başlattığı mücadelenin, bilinen siyasi mücadele yöntemleri ve tanınmış profesyönel politikacıların metodlarından çok farklı olduğunu sürekli hatırlatmakta ve gerçek anlamda siyasi, askeri ve ekonomik zaferlerin ancak nefse karşı kazanılacak zaferlerden sonra mümkün olabildiğini vurgulamaktaydı.

Elinizdeki kitap, İmam Humeyni'nin -ra- Necef-i EÅŸref'te mübarek Ramazan'ın giriÅŸi ve baÅŸkaca çeÅŸitli münasebetlerle dini ilmiye medreselerine hitaben yaptığı konuÅŸma metinleridir. Bu konuÅŸmalar, İmam'ın -ks-  yakın adamları tarafından hemen kaleme alınarak inkılap öncesinde defalarca İran'da ve yurtdışında basılıp dağıtılmıştır. Rahmetli İmam'ın -ks- o zor günlerdeki ahlâkî ve îmânî boyutlu bu samimi ve candan sohbetleri, din öğrencileriyle üniversiteliler arasında manevî bir moral ve heyecan yaratmakta ve nefsin arıtılması gibi ÅŸeylere  yabancı olup devrimci geçinenlerle, İmam'ın devrim anlayışının özel çizgisinin kolaylıkla ayırdedilmesini saÄŸlamakta ve hakikati arayanların kalplerine ihlas ve iman tohumlarını ekmekteydi. Allah'ın lütufları sayesinde bu tohumlar çok geçmeden filizlenip meyveye duracaktı. Nitekim hÅŸ. 1357- mil. 1979- kışındaki kanın silaha, yumruÄŸun topa ve tanka karşı savaşında ÅŸehadete koÅŸan gençlerin yarattığı kahramanlıklar ve tahmilî savaÅŸ boyunca  gönüllü savaşçıların savaÅŸ cephelerindeki geceyarıları münacaat ve duaları bu meyvelerin en unutulmaz ÅŸahitlerinden bir kısmıdır sadece.

O salih kulun Rabbine göçüsünün 7. yılını geride bırakmakta olduğumuz şu günlerde bu manevî incilerle dolu deryayı, gerekli dipnot açıklamalarıyla Hak ve hakikat aşıklarına takdim ediyoruz.

Allah'ın selamı inananlara olsun.

İmam Humeyni'nin -ks- Eserlerini Tanzim Ve Yayınlama Müessesesi/Uluslararası İlişkiler Bürosu


 

Total Visit: 291
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.