Çarsamba 8 Şubat 2012 - 21:46

الأربعاء ١٦ ربيع الأول ١٤٣٣

چهارشنبه ۱۹ بهمن ۱۳۹۰ - ۲۳:۱۶

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    

 

Neşeli ve Aydınlık Mizah

 

Menûçihr-i Safâ (G. Dâvûd), sadece içeriğe yönelen bu dönemin pek çok mizah yazarının aksine, öykülerinin sağlam ve düzgün bir yapıya sa­hip olma­sına dikkat eder. Gevezelik etmek ve sözü dolaştırmak yerine, ya­zarlık gü­cünü, atmosfer kurmaya ve karakter yaratmaya harcar. G. Dâvûd, insanları mizahî konumlarda göstermeyi başarır. Onları toplumsal ilişki­lerden bağım­sız olarak ele almadığından, mizahı toplumsal bir genellik kazanır ve egemen düzenin içten içe kokuşmuşluğunu zekice ortaya döker. Tek öykü kitabı olan Ender Âdâb o Ahvâl (Görgü Üzerine, (1357/1978)’de, İranlı hayatının çe­şitli yönlerini mikroskop altına ya­tırır.

 

Gördüğümüz gibi Sâdıkî’nin mizahı acı ve içseldir. Kendisi: “İçinde top­lumsal görüş noktalarına riayet edilmemiş olan, ruhsal tahliller te­melinde, hayatın ve ruhun karanlık ve bilinmedik açılarını deşeleme şek­linde bir mi­zahım olmasını istemedim.” der. Sâdıkî’nin mizahının neşeli yüzünün ar­dında, toplumun ve elden ayaktan düşüp yenilmiş ruhların ka­ranlığı gizlen­miştir. G. Dâvûd da özgün, esprili ve zekice bir bakış açısına dayalı bir mi­zaha sahiptir ve mizah yazımı alanının tek ve en profesyonel yazarı olarak kabul edilmiştir. Ne var ki onun mizahı, Behrâm-i Sâdıkî’nin örtülü, karanlık ve zor mizahının aksine, açık, aydınlık ve son derece net­tir. G. Dâvûd, ilk öy­külerini 30/50’li yıllarda yayımladı. 1350/1970’lere kadar çe­şitli öyküler yayım­ladıysa da, eserlerinin esaslı bir bölümünü bu yıllarda yazdığı ve yayımladığı için, 1340/1960’ların başlan­gıç yıllarının yazarı sayılır. Eserlerinin altyapısı bu dö­nemin hayatından oluşur. Her öyküsünde yay­gın hayatın rezilliklerini iğneler ve ye­nilgi ku­şağının hali konusunda okunmaya değer tasvirler sunar. O, ka­bul edi­len hayatın akıl dışı oldu­ğunu göstermek ve onun varlığını unutacak kadar acıklı gerçeklilere alış­mış olan halkın gözünü açmak ister. Abartı, bu amaca ulaşma yolunda kullandığı bir çalışma aracıdır. Abartı sayesinde, gö­rünüşte doğal olan toplumsal ilişkilerdeki bayağılığı büyüterek bunu statü­konun koru­yucula­rının yüzüne vurur. “Ender Ahvâl-i Evliyâ-yi Etfâl-i Debistânî” (İlkokul Çocuklarının Velilerinin Hallerine Dair) adlı öy­küde, ders kitaplarını incelemenin ardından, ders kitapla­rının, renkli mek­tupla­rın ve batı kültürünün yüzeysel yönlerinin esiri olmuş, ihtilal yılları son­rası gençlerinin köksüzlüğünü ve topluma egemen olan kültürün kokuş­muşlu­ğunu niteler. “Coğrafyâ-yi Tabî’î ve İnsânî-yi Şeşom” (Altıncı Sınıf Beşerî ve Tabiî Coğrafyası) adlı öy­küde, toplumun sınıfsal bileşimi, sınıf öğrencileri kalıbında mizaha çekilir. “Ender Âdâb-i Hıfz-i İffet-i Umûmî” (Genel İffetin Korunma Adabına Dair)’de, gerçekliğin çelişik­liği ve iddia mi­zahın ortaya çıkışının temel etmenidir.

 

Herkesin genel iffeti korumaktan dem vurduğu bir toplumda, gizli ve açık fuhuş topluma zulmetmektedir. G. Dâvûd, acı gerçeklerin hiciv dolu tas­virle­rini abartılı bir şekilde ortaya koyar. “Dâdgâh-i Adl” (Adalet Mah­kemesi) de Hidâyet’in “Ef­sâne-yi Âferîniş”ini andıran bu çizgide bir dra­matik eserdir. “Mujde-yi Gam-engîz” (Hüzün Verici Müjde) ve “Poker-i Rû-bâz” (Açık Poker)’da şıpsevdi aşıkları ve mutlu eşleri alaya alır. “Po­ker-i Rû-bâz” bir tür polisiye mizah ortaya koymak bakımından Çağdaş İran edebiya­tında yeni bir öyküdür. Öykünün kurgusuyla birlikte gelişen ve oku­yucunun kaygılanmasına yol açan bir atmosferin oluşturul­ması, komik bir polisiye öykü yaratır.

 

G. Dâvûd, “Ender Merâsim-i Morden” (Ölme Adabına Dair) ve “Ender Âdâb-i San’at-i Zinde-hârî” (Yamyamlık Sanatı Adabına Dair) gibi kimi öykülerinde, İranlıların ahlâkî meziyetlerini, Hidâyet’in mi­zahı ölçüsünde güçlü bir mizahla alaya alır. Bu öykülerde, bir olgunun, belli bir za­man di­limindeki çelişik yönlerini görmek için bütün gücünü ortaya ko­yar. Ör­ne­ğin, hüzünlü olması gereken cenaze töreninde, İranlıla­rın ku­surla­rını ve ya­nılgılarını gösteren pek çok komik yönler bulur.

 

Bazen de olayları ve kişileri karikatürize ederek, doğal olmayan komik du­rumlar yaratır. “Kimyâ-gerî der Hıyâbân” (Caddede Simyacılık) adlı öy­küde, çevrenin köhnemişliğinin bir sembolü olarak kokuşmuşluğu ve ay­mazlığı kendi varlı­ğında billurlaştıran yaşlı ve komik bir bilet satıcısını, ustaca bir psi­kolojik tah­lille böylesi bir durumda gösterir. G. Dâvûd, bu öyküde, miza­hın en önemli hedefine, okuyucuyu güldürürken düşün­dürme hedefine ulaşır. Öykü sona er­diğinde, bunca aymazlık, okuyucuyu düşüncelere sa­lar.

 
Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.