| Neşeli ve Aydınlık Mizah Menûçihr-i Safâ (G. Dâvûd), sadece içeriğe yönelen bu dönemin pek çok mizah yazarının aksine, öykülerinin sağlam ve düzgün bir yapıya sahip olmasına dikkat eder. Gevezelik etmek ve sözü dolaştırmak yerine, yazarlık gücünü, atmosfer kurmaya ve karakter yaratmaya harcar. G. Dâvûd, insanları mizahî konumlarda göstermeyi başarır. Onları toplumsal ilişkilerden bağımsız olarak ele almadığından, mizahı toplumsal bir genellik kazanır ve egemen düzenin içten içe kokuşmuşluğunu zekice ortaya döker. Tek öykü kitabı olan Ender Âdâb o Ahvâl (Görgü Üzerine, (1357/1978)’de, İranlı hayatının çeşitli yönlerini mikroskop altına yatırır. Gördüğümüz gibi Sâdıkî’nin mizahı acı ve içseldir. Kendisi: “İçinde toplumsal görüş noktalarına riayet edilmemiş olan, ruhsal tahliller temelinde, hayatın ve ruhun karanlık ve bilinmedik açılarını deşeleme şeklinde bir mizahım olmasını istemedim.” der. Sâdıkî’nin mizahının neşeli yüzünün ardında, toplumun ve elden ayaktan düşüp yenilmiş ruhların karanlığı gizlenmiştir. G. Dâvûd da özgün, esprili ve zekice bir bakış açısına dayalı bir mizaha sahiptir ve mizah yazımı alanının tek ve en profesyonel yazarı olarak kabul edilmiştir. Ne var ki onun mizahı, Behrâm-i Sâdıkî’nin örtülü, karanlık ve zor mizahının aksine, açık, aydınlık ve son derece nettir. G. Dâvûd, ilk öykülerini 30/50’li yıllarda yayımladı. 1350/1970’lere kadar çeşitli öyküler yayımladıysa da, eserlerinin esaslı bir bölümünü bu yıllarda yazdığı ve yayımladığı için, 1340/1960’ların başlangıç yıllarının yazarı sayılır. Eserlerinin altyapısı bu dönemin hayatından oluşur. Her öyküsünde yaygın hayatın rezilliklerini iğneler ve yenilgi kuşağının hali konusunda okunmaya değer tasvirler sunar. O, kabul edilen hayatın akıl dışı olduğunu göstermek ve onun varlığını unutacak kadar acıklı gerçeklilere alışmış olan halkın gözünü açmak ister. Abartı, bu amaca ulaşma yolunda kullandığı bir çalışma aracıdır. Abartı sayesinde, görünüşte doğal olan toplumsal ilişkilerdeki bayağılığı büyüterek bunu statükonun koruyucularının yüzüne vurur. “Ender Ahvâl-i Evliyâ-yi Etfâl-i Debistânî” (İlkokul Çocuklarının Velilerinin Hallerine Dair) adlı öyküde, ders kitaplarını incelemenin ardından, ders kitaplarının, renkli mektupların ve batı kültürünün yüzeysel yönlerinin esiri olmuş, ihtilal yılları sonrası gençlerinin köksüzlüğünü ve topluma egemen olan kültürün kokuşmuşluğunu niteler. “Coğrafyâ-yi Tabî’î ve İnsânî-yi Şeşom” (Altıncı Sınıf Beşerî ve Tabiî Coğrafyası) adlı öyküde, toplumun sınıfsal bileşimi, sınıf öğrencileri kalıbında mizaha çekilir. “Ender Âdâb-i Hıfz-i İffet-i Umûmî” (Genel İffetin Korunma Adabına Dair)’de, gerçekliğin çelişikliği ve iddia mizahın ortaya çıkışının temel etmenidir. Herkesin genel iffeti korumaktan dem vurduğu bir toplumda, gizli ve açık fuhuş topluma zulmetmektedir. G. Dâvûd, acı gerçeklerin hiciv dolu tasvirlerini abartılı bir şekilde ortaya koyar. “Dâdgâh-i Adl” (Adalet Mahkemesi) de Hidâyet’in “Efsâne-yi Âferîniş”ini andıran bu çizgide bir dramatik eserdir. “Mujde-yi Gam-engîz” (Hüzün Verici Müjde) ve “Poker-i Rû-bâz” (Açık Poker)’da şıpsevdi aşıkları ve mutlu eşleri alaya alır. “Poker-i Rû-bâz” bir tür polisiye mizah ortaya koymak bakımından Çağdaş İran edebiyatında yeni bir öyküdür. Öykünün kurgusuyla birlikte gelişen ve okuyucunun kaygılanmasına yol açan bir atmosferin oluşturulması, komik bir polisiye öykü yaratır. G. Dâvûd, “Ender Merâsim-i Morden” (Ölme Adabına Dair) ve “Ender Âdâb-i San’at-i Zinde-hârî” (Yamyamlık Sanatı Adabına Dair) gibi kimi öykülerinde, İranlıların ahlâkî meziyetlerini, Hidâyet’in mizahı ölçüsünde güçlü bir mizahla alaya alır. Bu öykülerde, bir olgunun, belli bir zaman dilimindeki çelişik yönlerini görmek için bütün gücünü ortaya koyar. Örneğin, hüzünlü olması gereken cenaze töreninde, İranlıların kusurlarını ve yanılgılarını gösteren pek çok komik yönler bulur. Bazen de olayları ve kişileri karikatürize ederek, doğal olmayan komik durumlar yaratır. “Kimyâ-gerî der Hıyâbân” (Caddede Simyacılık) adlı öyküde, çevrenin köhnemişliğinin bir sembolü olarak kokuşmuşluğu ve aymazlığı kendi varlığında billurlaştıran yaşlı ve komik bir bilet satıcısını, ustaca bir psikolojik tahlille böylesi bir durumda gösterir. G. Dâvûd, bu öyküde, mizahın en önemli hedefine, okuyucuyu güldürürken düşündürme hedefine ulaşır. Öykü sona erdiğinde, bunca aymazlık, okuyucuyu düşüncelere salar. |