Çarsamba 23 Mayıs 2012 - 05:13

الأربعاء ٣ رجب ١٤٣٣

چهارشنبه ۳ خرداد ۱۳۹۱ - ۰۶:۴۳

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 


Nasil Ihlasli Olabiliriz?

Ihlasli olmak için, inanç, düsünce ve dinî anlayislara dikkat etmek gerekir. Insanin bakis açisi niyetini de etkiler.

Örnek olarak, eger biz inanirsak ki:

- Insan yaratiklarin en üstünü, Allah'in yeryüzündeki halifesi, yaratilisin özü ve hedefidir.

- Amellerimizin hesabini soracak olan yüce Allah'tir. Amellerin mükâfatini verecek olan O'dur, hatta en küçük amellerimize; niyetimizin pâk ve temiz olmasi halinde büyük karsiliklar verecek olan da yine O'dur.

- Büyük ve küçük bütün kötü amellerimizin hesabi eksiksiz olarak bizden sorulacak ve insan dünya ve ahirette amellerinin neticesini görecektir.

- Yüce Allah kötü amel ve ayiplarimizi örtüp, iyiliklerimizi açiga çikarir.

- Insanin kiymet ve degeri "cennettir", bunun disinda, insan kendisini hangi kiymet ve deger karsiliginda satarsa satsin gerçekte zarar etmistir. Insanin, dünyayi kendi degerinin karsiligi olarak kabul etmesi zararli bir ticarettir.
      - Insanin amellerinin alicisi yüce Allah'tir ve insan, amellerinde Allah'la alis veris hâlindedir ve de hesabi O'na verecektir.

- Bizim her neyimiz varsa O'ndandir, velinimetimiz, sahibimiz rahman ve rahim olan Allah'tir.

- Insan, birbirine zit iki sevgiyi kalbinde barindiramaz. Ya Allah sevgisi ya dünya sevgisi. Ya Allah aski ya halk ve maddîyat aski.

  Bu ikisinden birini tercih etmelidir.

- Dünya çabuk solan bir çiçektir, öyle bir çiçektir ki hiç bir kimse için açmadi ve hiç bir kimse için vefa göstermedi. Yüce Allah, dünyayi az bir menfaat; aldatici bir böbürlenme ve oyalanma olarak nitelemistir.

- Kiyamet ve hesap gününde bütün vasita ve sefaatçiler geçersiz olur; insana fayda saglayacak olan, takva ve ihlasla yapilan salih amel ve ibadetlerdir. O gün herkes kendi derdine düsecek; dünyada kendilerine gönül bagladigimiz kimselerin hiç birisi bize bir fayda saglayamayacaktir. Orada herkes kendi amellerinin karsiligini görecek ve herkes ektigini biçecektir.

- Riya ve gösteris yapanlar her ne kadar dünyada halki aldatabiliyorsa da, ahiret gününde rezil ve rüsva olacak ve de amellerinin bosa gittigini anlayacaktir.

Evet!.

Bütün bunlara gönülden inanirsak; ihlas ve samimiyete daha çok yaklasir, Allah'tan baskasi için yaptigimiz ameller azalir, halkin görüs ve begenisi bizim için önemini yitirir. Bizi harekete geçiren tek etken ve tasiyacagimiz asil gaye, Allah'in rizasi, Allah'in istegi ve Allah'in verecegi sevap olur.

Biz Allah'i göremiyorsak, Allah bizi görmektedir.

Eger isin içinde azap ve ceza olmasa da, yüce Allah'a verdigi nimetler karsiliginda sükretmek ve kulluk vazifesini yerine getirmek için, ihlasli bir sekilde ibadet etmeli ve yasaklardan kaçinmaliyiz. Âlem, Allah'in huzuru demektir, Allah'in huzurunda günah ve kötülük yapmamaliyiz.

Dünya, ilâhî nimetlerin bize sunuldugu bir sofradir, Allah'tan baskasina yönelip Allah'a ve verdigi nimetlere hususunda, riya, gösteris ve nankörlük yapmamaliyiz. Ibadet, sadece cehennem korkusu ve cennete ulasma hedefi için degil, Allah'in ibadet edilmeye lâyik oldugu için yapilmalidir. Böyle bir ibadet "özgür insanlarin ibadeti"dir, ki Emir'ül-Müminin Hz. Ali (a.s) de, Allah'a bu amaçla ibadet ediyordu.
      Yakin merhalesine ulasan kimse, ihlas makamina da ulasabilir. Hz. Ali'nin (a.s) de tabir ettigi gibi "ihlas, yakinin meyvesidir."

Eger Allah'in huzurunda oldugumuza, O'nun bütün yaptiklarimizi gördügüne, kalplerimizdeki niyetlerden haberdar olduguna, her türlü izzet ve zilletin O'nun elinde olduguna, O'nun rizasinin, geçici olan dünya hayatindan daha degerli olduguna. yakinen inanirsak ihlas makamina ulasmis ve artik baskalarinin meth u senalarina, takdir ve övmelerine aldiris etmez oluruz.

Hz. Ali (a.s) ve aile fertleri, üç gün üst üste iftarlarini hiç bir tesekkür ve herhangi bir karsilik beklemeden yetime, esire ve miskine verdiler.  Yüce Allah da, ihlasla yaptiklari bu infaka karsilik, Insan Suresi'ni nâzil ederek, Ehlibeyt'i onurlandirdi.

Ihlasli bir insan, Islâmî görevini yerine getirirken, bu konuda halk tarafindan yapilacak övgü ve kinamalardan dolayi tavir degistiremez.

Halkin önemseyip önemsememesi, yapacagi hayirli islere hiçbir tesiri olmaz.

Yapacagi her isi, ser'î vazifesini yerine getirmek amaciyla yapar. Sunun, bunun hal ve hatiri için vazifesinden vazgeçmez, yapmasi gerekenden de el çekmez.

Mal ve makam sevgisi onu, ilâhî emirleri yerine getirmekten alikoymaz.

Onun zahiri ve batini (içi ve disi) birdir.

Allah ve Islâm yolunda her türlü eziyet ve mesakkatlere tahammül eder.

Taassup ve bencillikten uzaktir.

Yaptigi hatali islerde israrci olmaz.

Ilâhî emirlere itaat eder; halkin, arzu ve isteklerine degil.

   
     
    [1]  "Dünyayi kendisine fiyat biçmek, ne de kötü bir ticarettir." (Nehc'ül-Belâga, 32. Hutbe)
      [2] "Allah bir adamin gögüs boslugunda iki kalp (gönül) yaratmadi." (Ahzab, 4).
      [3]- Nehc'ül-Belâga, Hikmet: 237
      [4] - Fihrist-i Gurer'ul-Hikem, Ihlas Bölümü
      [5] - Insan Suresi, 9. Ayet

     

 


Total Visit: 296
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.