Çarsamba 23 Mayıs 2012 - 05:05

الأربعاء ٣ رجب ١٤٣٣

چهارشنبه ۳ خرداد ۱۳۹۱ - ۰۶:۳۵

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    

 

Nakil ve Araştırma

Hakk’ın ilk tecellisi ve zuhuru ve kerrubi zatı, salt vücut olduğundan ve bütün kemalleri barındırdığından ve kesretlerden, yokluksal cihetlerden münezzeh olduğundan ve zatıyla tecelli ettiğinden dolayı vahittir. Bu konuda hiçbir şüphe yoktur. Ama bu vahdet sıfatı ile zuhur akl-i evvel ve en yüce kalem midir yoksa ilk ahadi cilve, mutlak vücut olup da zuhur hasebiyle bütün mertebelere sahip midir?

 

İlahi araştırmacılar ve irfandan haberi olan hikmet ve marifet sahibi kimseler bu önemli konuyu keşif erbabından daha iyi bir şekilde yazmışlardır. Molla Abdullah Zenuzi, Envar’ul-Ceriyye’de, üstat Ali Hakim ise Bedayi’ul-Hikem’de mutlak ve genel vücudu Allah’ın halk ve kesret âlemindeki ilk cilvesi olarak kabul etmişler ve şöyle demişlerdir. Araştırmacılar gösterdikleri dikkat neticesinde şu hakikati keşfetmektedirler ki vücudun bu mertebesi Hakk’ın mutlak fiili ve ilk Hakk’ın mukaddes zatının mazharıdır. Daha önceki konularda da açıklığa kavuştuğu gibi vücub ve zati ezeliyyete sahip olan vacib’ul-vücud bütün cihet ve haysiyetlerden basit konumdadır. O halde zatıyla mütecelli ve feyyazdır; herhangi bir katılım veya cihetle değil. Aksi takdirde O’nun mukaddes zatında imkanî cihet, hatta imkanî ve vücubi cihetten terkip ispat edilmiş olur. Oysa Hak bütün hüviyetiyle mütecelli ve feyyazdır; zatının bir cüzüyle değil. Dolayısıyla onun eseri, fiili ve feyzi Hakk’ın zatının bütün eseri ve ilk mebdenin hakikat ve zatının cilvesidir. Açıkça bilindiği gibi şiddet, kuvvet ve tamamiyette zatın bütün eseri, zatın eserinin tamamıdır ve zatın bütün cilvesi, zatın cilvesinin tamamıdır. Kuvvet ve sarafet hususunda sayısız sayılarla gayr-i mütenahidir. Dolayısıyla mecburen zatın bütün eseri de salt ve tamdır. Onda, mechuliyetin gereği miktarı dışında hiçbir mahdudiyet söz konusu değildir.

 

Özetle Merhum Zenuzi şunu demektedir ki bu genel vücut, gayr-i mütenahi olsa da bu sonsuzluk vücudî kemallerinin sayısız cihetiyledir. Zira bu vücut ile mütekavvim olan bütün mukayyed vücutlar, bu feyiz nahiyesinden taayyün etmektedir. Ama bütün mazharlarda cari olan bu mutlak vücut şiddet hususunda da namütenahi vücut değildir. Bu hakikat rahmanî rahmet, yani imtinani rahmet olarak adlandırılmıştır. Habibullah ve hakeza “Rahmet’en lil âlemin” lakapları Peygamber’in en özel lakaplarından biridir.

 

Vücut babı, külli er-Rahman ismiyle açılır. Bu isim gayb anahtarlarının anahtarıdır. er-Rahman ismi; zati, esmaî ve efali olarak üçe ayrılmıştır: Son iki isim, zati rahmana oranla merhamet edilmişler cümlesinden sayılmaktadır. Nitekim buna işaret edildi. İlahi namazın zikri, “Subbuhun Kuddusun, Rabb’ul-Melaiket-i ve’r-Ruh, Sebeket rahmeti gazebi” (rahmetim gazabımı geçti) cümlesidir. Allah Resulü (s.a.a) Cebrail’e, “Rabbinin namazı var mıdır?” diye sorunca Cebrail, “evet” diye buyurdu. Allah Resulü (s.a.a), “Allah’ın zikri nedir?” diye sorunca, Cebrail yukarıdaki cümleyi ifade buyurdu. Eğer kulak duyan bir kulak ise, bütün varlıkların, “şehidallah ennehu la ilahe illa huve” mübarek zikrini söylediğini işitir. Bu ayeti kerime Allah’ın sürekli olarak vahdaniyetine şehadette bulunduğunu ve bu melekuti nidanın mülk ve melekutta yankılandığını göstermektedir. O’nun tekellüm ettiği gerçek ses ve diğerlerinden çıkan ise o sesin yankısıdır.

Vücud-i münbesitin yaratılmasından maksat, şudur ki Hakk’ın ilk feyzi vücudî hakikatlerde ve halkî nispette zuhur eden bütün kemalleri ve fiiliyatı içermesidir. Bu feyiz bütün vücut zerrelerinde caridir. Bu mutlak hakikat, vücudun cem makamına bağlıdır. İmam (r.a), feyz-i mukaddesin, Hakk’ın zuhurunun ve emrinin aynısı olduğunu kabul etmektedir; feyizlenen değil. Neden ve sonucun bir gereği olan gayriyet ve başkalığı ondan nefyetmiştir. Bu feyzi mümkün varlıkların işittiği ilk kelime olarak ifade buyurmuştur. Aynı zamanda: “Bizim emrimiz, bir tektir”, “şüphesiz bir şeyin olmasını irade ettiğimizde, ona sadece ol deriz, o da olu verir” ayet-i kerimelerinin delaletiyle, vücudî “ol” kelimesi olduğunu söylemektedir ki Hakk’ın vücut yüzünde fenanın ve irtibatın aynısıdır. Zahiriyet ve mazhariyet hadisinin gereği olan temayüz cihetleri onda yoktur. Vücudun “ol” kelimesi nahiyesinden müteayyin olan ilk hakikat, akl-i evvel, nur-i evvel ve nur türünden olan kalem-i a’la’dır. 

 
Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.