| Nafi' b. Hilal el-Cemelî'nin Şahadeti Ravi diyor ki: Nafi' b. Hilal, oklarının gezine ismini yazmıştı ve zehirli olan bu oklarını atarken, "Ben Cemelîyim, ben Ali'nin dini üzereyim." diyordu. Harezmî de kendi Maktel'inde şöyle yazıyor: Hilal, oklarını atarken şu beyitleri okuyordu: Atarım gezi işaretli oklarımı onunla Yararı olmaz şefkatin cana Zehirlidir oklar her tarafa gider Doldurur yeryüzünü atılan oklarım Ve yine şöyle diyordu: Ben Ali'nin dini üzereyim Oğluyum Hilal el-Cemelî'nin Vururum sizi kılıcımla Havaya savrulan toz duman arasında. ;Sonra kılıcını kınından çıkararak Kûfelilere saldırıp şu beyitleri okumaya başladı: Ben Yemenli Cemelî bir erim Dinim Hüseyin ve Ali'nin dinidir derim Arzuma ulaşırım bugün öldürülürsem eğer, Amelimle karşılaşacağımdır, inancım. Nihayet Nafi' b. Hilal, Kûfelilerden on üçünü öldürdü… ;Taberî de kendi Tarih'inde şöyle yazıyor: (Savaş esnasında, Na-fi'nin, Emirü'l-Müminin Ali'nin izleyicisi olduğunu bildiren şiirini duyan) Muzahim b. Hureys, meydana çıkarak Nafi'nin karşısında durup, "Ben de Osman'ın dini üzereyim takipçisiyim!" dedi. Nafi', "Sen şeytanın dini üzerinesin." karşılığını verdi; ardından üzerine yürüdü ve onu öldürdü. Bu olay üzerine, (İmam Hüseyin'in (a.s) yarenlerinin fedakârlıklarına tanık olan) Amr b. Haccac, Kûfelilere hitaben şöyle dedi: Ey beyinsizler! Kiminle savaştığınızı biliyor musunuz hiç? Onlar bu diyarın süvarileridir. Onlar ölümü arzulayan erlerdir. Hiçbiriniz tek başına onlarla savaşmaya kalkışmasın. Onlar sayıları az kimselerdir ve yok olmalarına az bir süre kaldı. Vallahi eğer taşlarla saldırsanız bile, onları öldürürsünüz. Ömer b. Sa'd, bu uyarıyı duyunca, "Haklısın; söylediklerin doğrudur." dedi ve sonra emri altındaki hiç kimsenin İmam Hüseyin'in (a.s) yarenleriyle bire bir savaşmamasını emretti. Taberî devamla diyor ki: O sırada Amr b. Haccac, İmam Hüseyin'in (a.s) yarenlerine yaklaşarak Kûfe ordusuna hitaben şöyle dedi: Ey Kûfe halkı! Komutanlarınıza itaati ve aranızdaki uyumu koruyun ve İslâm dininden çıkıp önderimizin emrine itaatsizlik eden kişileri öldürmekte en küçük bir tereddüde kapılmayın! İmam Hüseyin (a.s), Amr'ın bu sözlerini duyunca şöyle buyurdu: Ey Amr! İnsanları bana karşı mı kışkırtıyorsun?! Biz İslâm dininden çıktık da siz mi dininizi korudunuz?! Vallahi bu gidişatınızla ölecek olursanız, hangimizin dinden çıktığını ve cehennem ateşini hak ettiğini göreceksiniz. Taberî, Nafi' b. Hilal-i Cemelî hakkındaki sözlerini şöyle sürdürüyor: Cemelî, peşpeşe saldırılarıyla Ömer b. Sa'd'ın ordusundan yaralananlar dışında on ikisini öldürdü. Bir süre savaştıktan sonra aldığı darbeler sonucu yaralandı ve her iki kolu kırıldı, ardından esir alındı. Şimr b. Zilcevşen onu alıp beraberindeki askerlerle birlikte Ömer b. Sa'd'ın yanına götürdü. Ömer b. Sa'd, Nafi'i görünce bağırarak, "Yazıklar olsun sana ey Nafî! Neden başına bu belayı getirdin?" dedi. Nafî, yüzünden ve başından akan kan sakalına süzüldüğü hâlde, "Allah'a and olsun sizden kılıcımla yaraladığım kişiler dışında on ikisini öldürdüm ve buna kesinlikle pişman değilim. Eğer kollarıma bir şey olmasaydı, beni asla esir alamazdınız." dedi. Şimr b. Zilcevşen, Ömer b. Sa'd'a dönerek, "Allah, işlerini yoluna koysun; öldür onu!" dedi. Ömer b. Sa'd, "Onu sen getirdin, istiyorsan kendin öldür!" karşılığını verdi. Şimr b. Zilcevşen, Ömer b. Sa'd'dan bu cevabı alınca kılıcını çekerek Nafi'i öldürmek istedi. O sırada Nafi', Şimr'e dönerek şöyle dedi: Vallahi eğer sen Müslüman olsaydın ve kıyamete inansaydın, elini bizim kanımıza bulayarak Allah'ı mülakat etmek korkusundan titrerdin; ama yine de, insanların en kötüsünün eliyle öldürülmemizi takdir eden Allah'a şükürler olsun. Şimr b. Zilcevşen daha fazla fırsat vermeyerek onu öldürdü. Ar-dından da İmam Hüseyin (a.s) ve yarenlerine saldırarak şöyle di-yordu: Savulun ey Allah'ın düşmanları, Şimr'den savulun Düşmanı kılıçtan geçiren, kaçmayan Şimr'den savulun Sizin için başınıza bir beladır, acıdır, elemdir o. Taberî devamla şöyle diyor: İmam Hüseyin'in (a.s) yarenleri Kûfe ordusunun sayısının çokluğunu ve kendilerinin azlığını görüp bu küçük bir grupla artık İmam'ı (a.s) ve kendilerini savunamayacaklarını anlayınca, huzurunda canlarını ona feda etmek üzere birbirleriyle yarışa geçtiler. |