| NİZAMİ-Yİ ARUZİ Nizâmî-yi Arûzî olarak bilinen Ebû’l-Hasan Ahmed b. Ömer b. Ali-yi Semerkandî, VI/XII. yüzyıl şair ve yazarlarındandır. Onun yaşam öyküsünü ‘Avfî, tam bir özet şeklinde zikretmiş ve onun şiirlerinden pek de bir letafet görülmeyen birkaç beyit aktarmıştır. Nizâmî, şiir noktasında kendisinin üstün bir makamda olduğunu söylüyor ise de onun şiirde gerektiği oranda bir başarısı yoktur. Ya da bu dalda bilgili bir üstat ise de Allah vergisi zevkten geniş bir payı yoktur. Oysa nesirde büyük bir üstattır ve ister sanatlı ve süslü nesirde ister fasih ve akıcı mürsel nesirde olsun beceri ve başarı göstermiştir. Çehâr Makâle adlı eseri, içinde tarihsel yanlışlıklar çok görülse de Farsça eserlerin güzelliklerinden olup bu dildeki en güzel nesir örneklerindendir. Nizâmî-yi Arûzî, derin bir bilgi sahibi olduğu edebiyata ilave olarak tıp ve astronomi biliminde de beceri sahibiydi. Şenseblerden Gûrlu meliklerin hizmetinde yaşamış ve kendisinin açıkladığına göre, uzun yıllarını, bu padişahları övmeğe ayırmış, kitabını da Gûrluların meşhur padişahı Melik Şemseddîn Muhammed b. Fahreddîn-i Mes‘ûd’un yeğeni Ebû’l-Hasan Husameddîn Ali b. Fahreddîn-i Mes‘ûd adına yazmıştır. Nizâmî-yi Arûzî’nin yaşamı konusunda elde yeterli bir bilgi yoktur. Galiba V/XI. yüzyıl sonlarında Semerkant’ta doğmuş ve gençliğinin bir bölümünü doğum yeri Semerkant’ta ilim kazanmakla uğraşarak geçirmiştir. Daha sonra 504-506/1110-1112 yılları arasında Horâsân’a gitti. Zira 504/1110 yılında Semerkant’ta Rûdekî hakkında bilgiler elde etti ve 506/1112 yılında Belh’te Ömer Hayyâm’ın huzurunda bulundu, 510/1110 yılında Tus’a bağlı Turûk’ta Mu‘izzî’nin huzurunda bulundu ve şiirini ona sundu. Aynı dönemde galiba Şenseblerin hizmetine girdi. Bu tarihten itibaren de arada bir Horâsân’a yolculuk yaptı. Onun çok meşhur eseri Çehâr Makâle’dir. Asıl adı Mecma‘u’n-Nevâdir olan bu kitapta, sultanların nedimleri olan dört sınıfın yani katipler, şairler, müneccimler ve doktorların yaşam şekilleri ve şartları konu edilmektedir. Yazar, her makalenin mukaddimesinde gerekli vezinli ve sanatlı bir inşa ve bilim dalı sahibi için gerekli olan bu her bir bilim dalında ve mukaddimede gereklilikleri zikreder ve bu şartların açıklamasını makalenin sonuna dek sürdürür. Görüşlerinin ispatı için de o bilim dalında meşhur ve etkin olan ve sultanların hizmetinde önemli bir makam sahibi olmuş büyük kimselerin hayatlarını ve sahip oldukları özelliklerine yönelik hikaye ya da hikayeler aktarmaya çalışır. Bu nedenle de Çehâr Makâle, bu dört bilim dalı ve onların temsilcisi noktasında her biri için eleştirel bir kitap olmasıyla birlikte Fars edebiyatı tarihinde bir başka büyük öneme de sahiptir. Bu önem de Farsça bir başka kitapta bulunması ender olan değerli tarihi bilgileri içeriyor olmasıdır. Bu özellikleriyle Çehâr Makâle, eskiden beri ün ve önem sahibi olmaya ve İbn İsfendiyâr’ın Târîh-i Taberistân, Târîh-i Guzîde ve Tezkire-i Devletşâh gibi eserlerde kendisinden alıntılar yapılmasına söz konusu olmuştur. Mecma‘u’l-Nevâdir ya da Çehâr Makâle, 551-552/1156-1157 yılları civarında yazılmış olmalıdır. Çünkü onun yazılması esnasında Sultan Sencer (ö.552/1157) hayatta idi. Bunun yanında yazar, 551/1156 yılında yazılmış olan katiplerin bir müracaat kaynağı olması gereken önemli kitaplardan Makâmât-i Hamîdî’den de söz etmektedir. Bu kitap, Gûrlu şehzadelerden Ebû’l-Hasan Husameddîn Ali adına yazılmış ve şu ana dek birkaç kez basılmıştır. Nizâmî-yi Arûzî’nin yazı tarzı, Fars edebiyatında dikkate değerdir. Her ne kadar kendi kitabının dört bölümlük bölümlerin başında nisbeten sanatlı bir yazı tarzına sahip ise de kitabının diğer bölümlerinde sanatlara daha az yönelir. Kimi zaman seciler kullanır, ancak onun sözleri tüm konularda sağlam, sabit ve fazlalıktan uzak, son derece açık ve sağlamdır. Arûzî, kitabın başında hikmet esasları, ulvî ve suflî varlıkların bölümleri, hayvan ve insanların hudus niteliği ve onun nefsanî yapısı, Nübüvvetin ispatı ve nebi, yani padişah için naibliğin gereği gibi konularda kısa bir açıklama da yapmıştır. |