|
NİZAMİ-İ İSFAHANİ 2- Nizâm-i İsfahânî: Meliku’ş-şu‘arâ Nizâmuddîn Mahmûd Kamer-i (veya Kamerî) İsfahânî VII/XIII. yüzyıl şairlerindendir. Tezkirelerde kendisinden çok az söz edilmiştir. Mahlası “Nizâm”dır, Sipâhân (İsfa¬hân)’a bağlı olduğu şiirlerinden belli oluyor. Ancak “Kamer” diye meşhur olmasının nedeni bilinmemektedir. Onu (Kadı Nizâmuddîn İsfahânî) Şemsuddîn Muhammed Sâhibdîvân’ın methiyecisi ve (Kadı Nizâmuddîn Osman Kazvînî) Argun-han’ın methiyecisiyle karıştırmamak gerekir. Nizâm-i İsfahânî, ilk önce İsfahân’da Âl-i Hucend’in methiyecisiydi. Moğolların o bölgeye galebesinden sonra Fars’a gitti ve ikinci ikamet yeri olan Şîrâz’da Fars Salgurlu Atabeklerinin, Kirmân emirlerinin ve vezirle¬rinin methiyle meşgul oldu. Nizâmuddîn, Horasan’ın eski üstatlarını kaside, kıta ve rubailerinde takip etmiş orta derece şairlerdendir. Her ne kadar şiirleri tek tür değilse de yeni mazmunlar ve akıcı bir dil içerir ve letafetten boş değildir. Nizâm-i İsfahânî’nin divanından seçmelerden oluşan nüshalar elde mevcuttur. Aşağıdaki beyitler onun şiirlerindendir: Gönlüm sevgi dolu bir sevgiliye tutkundur, Zira yüzünü semadaki ay kıskanır. Semadaki aya benzer lakin çok katı yürekli ve şefkatsizdir. Gönül bağlayan gönlümün sevgisi can yerine olsa da bir anlık nefesi yoktur. Gözü benden güç ve kuvveti aldı, ona bakma, zira o da güçsüz kuv¬vetsizdir. Eğer ona sürekli hakaret etmediysen onun ayı verdiğini bilirsin. Ve eğer altın kemeri zaman zaman takmadıysan o güzelin mey¬danda olduğunu sandın. Bende altın aradı ona canı sundum, aczine bu peşin olan daha uy¬gundur dedim. Onun cefası haddi aştı, ancak hüküm sahibi Allah’a şükür de ondan¬dır. Zira onun hikayesinde tutsağım, din kutbunun övüncü Nûşînrevân’dır. * * * Gamın ne zaman sona erecek dedim. Senin canın sona erdiğinde dedi. Senin gamından canımı vermekten korkarım dedim, İşin sonu da onunla sona erecek dedi. |