Çarsamba 23 Mayıs 2012 - 04:59

الأربعاء ٣ رجب ١٤٣٣

چهارشنبه ۳ خرداد ۱۳۹۱ - ۰۶:۲۹

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    

 

NEZZARİ-Yİ KUHİSTANİ

 

15- Nezzârî-yi Kûhistânî: Hekim Sa’duddîn b. Şemsuddîn Mu­hammed Nezzârî-yi Bircendî-yi Kûhistânî, VII/XIII. yüzyılın ve VIII/XIV. yüzyıl başlarının tanınmış şairlerindendir. Hekim sıfatını yaşadığı dö­nemde almıştır. Kimi tezkire yazarları adını yanlışlıkla “Ne‘imuddîn” ve “Nesimuddîn”, babasının adını da Cemâluddîn olarak yazmışlardır. Şairin tüm şiirlerinde mahlas olarak kullandığı “Nezzârî”, gerçekte onun soyadı­dır. Kimilerinin, “şair zayıf ve güçsüz olduğu için böyle bir adı seçmiştir” diye zannetmesi de doğru değildir. Kendisiyle aynı adı taşıyan yani Sa’duddîn adlı bir amca çoğu vardı ki onun da soyadı Nezzârî idi ve Âl-i Kert şahlarının sarayında değerli bir makama sahipti. Nezzârî, şiirlerinde bu amca çocuğunun adına işaretlerde bulunmuştur. Bu da “Nezzârî” adı­nın kendi ailesinde başka kimseler için de kullanıldığını göstermektedir. Sonuçta şair, bundan şiirdeki mahlası olarak yararlanmıştır. Bu unvan, hiç şüphesiz bu ailenin, Fatımilerden el-Mustansır Billah’ın oğlu “Nezzâr” diye meşhur “el-Mustafa lidinillah”a bağlılıkları veya inanmala­rından kaynaklanmaktadır. Nezzârî-yi Kûhistânî’nin İsmailiyye davetçisi unvanını taşıdığı (nitekim bazı kaynaklar zikretmiştir) bilinmiyorsa da onun ve ailesinin Kûhistân’daki meşhur İsmaililerden ve önderlik konu­muna sahip oldukları kesindir.

Nezzârî 650/1252 yılı civarında yani Moğollardan Hulâgû’nun İsmailiyye’yi ortadan kaldırmak ve İran’ın tümünü fethetmek için görev­lendirildiği tarihe yakın bir zamanda doğdu. Buna rağmen Nezzârî ailesi kendi mezhebi üzerinde kaldı ve şairin babası Şemsuddîn b. Muhammed, onun eğitiminde önemli rol oynadı. Nezzârî, gençliğinde edebiyat ve za­manın geçerli ilimlerini Kûhistân’da öğrendi ve daha gençlik döneminde divan hizmetleriyle ilgilendi. İsfahân, Tebrîz, Errân, Gürcistan, Ermenis­tan, Baku, Erdebil ve Ebher’e iki yıl süren bir yolculuk yaptı. Daha sonra Kûhistân’a geri döndü ve evlendi. İsfahân’a yaptığı bu yolculukta Hâce Şemsuddîn Sâhibdîvân’a bağlandı ve ona birkaç kez methiyeler söyledi. Nezzârî, divan hizmetlerinde vezirlik konumuna kadar geldi. Fakat bir süre sonra divandan sürüldü ve mallarının müsadere edilmesiyle karşı karşıya geldi. Ondan sonra da çiftçilik yapmayı kendine meslek seçti. Ve­fatı 720/1320 ve 721/1321 olarak zikredilmiştir. Bircend şehrinde toprağa verildi. Sâhibdîvân-i Cuveynî’den başka Sistân ve Horasan büyüklerinden bazılarını özellikle de Kert padişahlarını şiirlerinde övmüştür. Külliyât-i Dîvân-i Nezzârî, kaside, gazel, terkib-i bend, terci’-i bend, kıta, mutekarib bahrindeki Dustur-nâme ve Edeb-nâme, remel bahrindeki Sefer-nâme, Husrev u Şîrîn vezni üzere ve taklidi olan  Ezher u Mezher, Munazara-i Rûz u Şeb adlı mesnevilerinden ve Mukâtebât-i Manzûm’dan oluşur. Onun şairlikteki derecesi orta olup eserlerinde güzel, zayıf, çirkin ve narin gibi sözler peş peşe gelir. Nezzârî, Hâkânî ve Sa’dî’ye birkaç kez karşılık vermiş, Hâfız da onun birkaç gazeline cevap vermiştir.

Aşağıdakiler onun şiirlerindendir:

Birçok ömürler, nice zamanlar geçti de işler kararından çıktı.

Kün fe kane başlangıcından bir durum koyulmuş da o durum bin­lercesinde düzelmez.

*              *              *

Dost ayrılığında benim gibi yanan kimi gördün, hicran ateşi yaktı beni, inlemeler yandı.

Beni gör ve bana güven ey dost, eğer bekleyişten yanan kimseyi görmediysen

Senin gamın canımın tam ortasına bir ateş saçtı ki vücudumun yaş ve kurusunu itibar ile yaktı.

Göz yaşları ciğer yanışından öyle akar ki jale gibi kenarda damla damla yanar.

Cehennem ateşi asinin vücudunu yakar, canı inletmedin mi dostun ayrılığından yanar.

*              *              *

Eğer işimden el çekersen bende benden başkası kalmaz ey yarim be­nim

Ancak sen merhamet edebilirsin yoksa benim sözümden ve yaptı­ğımdan ne çıkar.

Başımı inayet eliyle ört, ancak sen ayağımdan dikenimi çekebilirsin.

Alemin etrafını dolaştırırlarsa beni senin sokağından başka sığına­ğım olmaz.

Sen beni benden çıkar çünkü işim kendimden sefer etmek değildir.

Gönül mihrabı senin yüzünden başkası değildir, senin adından başka tekrar ettiğim yoktur.

Beni başıboş bırakma zira akıl gücüyle akılsızlık etmek tedbir değil­dir.

Sonunda senin inlemenin Nizarî’si değil miyim, iniltimin feryadına bağışla.

*              *              *

Biz aşk kafiriyiz, Müslüman başkadır, biz zayıf karıncayız, Süley­man başkadır.

Bizden sararmış yüz ve parçalanmış elbise iste, kemik satanlar pa­zarı başkadır.

*              *              *

Aşk dergahında bana yük yüklense perdenin işten düşeceği bir şey yaparım.

Takva seccadesini öyle saçarım ki her bir ipinden binlerce zünnar düşer.

 

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.