PerÅŸembe 9 Åžubat 2012 - 04:26

الخميس ١٧ ربيع الأول ١٤٣٣

پنجشنبه ۲۰ بهمن ۱۳۹۰ - ۰۵:۵۶

Kullanıcı adı:

Åžifre :

Şifremi Hatırla
Åžifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
     


NEHC-ÜL BELAĞA'NIN KAPSAMLILIĞI

     
NEHC-ÜL BELAĞA'NIN KAPSAMLILIĞI
     

   Nehc-ül BelaÄŸa"ya bir bakınız; Hz. Ali"nin (a.s) kitabına... Hz. Ali"nin kitabı yerinde bir tabir deÄŸil aslında.

     

   Nehc-ül BelaÄŸa"da insanın her boyutuna rastlamak mümkündür!

     

  Bu kitabın bir bölümünü açıp okuduÄŸunuzda karşınıza geçip sizinle konuÅŸanın Ebu Ali Sina olduÄŸunu sanırsınız...

     

   BaÅŸka bir bölümüne baktığınızda Mevlana Celaleddin Rumi ya da Muhyiddin Arabi"yle karşılaşırsınız adeta...

     

    DiÄŸer bir bölümü okurken karşınıza Firdevsi çıkar birden; destanlar  yaratan bir kahraman, ya da iliklerine kadar özgür bir hürriyet  aşığıyla yüz yüze gelirsiniz!

     

   Sayfaları çevirdikçe hiç ummadığınız, birbirine hiç de benzemeyen yüzler geçmeye baÅŸlar gözlerinizin önünden:

     

    Bir kahraman, dünyayı terk etmiÅŸ bir abid; dünyadan ve maddiyattan  elini eteÄŸini çekmiÅŸ bir zahid, bir rahip... Ve daha nice simalar bu  kitabın sayfalarında dolaşır durur... O, bütün insani deÄŸerlere  sahiptir çünkü... Zira söz, sözü söyleyenin ruhunu yansıtır. Ali büyük  mü büyük, bizse ne kadar da küçüğüz...

     

   GeçmiÅŸte, yaklaşık  bundan elli yıl öncesine kadar bizim Müslüman toplumumuza ibadi ve  zühdi bir temayül hakimdi. Herhangi bir yerde herhangi bir vaiz hutbe  mi okuyacak, minbere çıkıp vaaz mı edecek; hemen Nehc-ül BelaÄŸa"da  zühdle ilgili 20 dolayındaki hutbeden birini okumaya baÅŸlardı, o  günlerde minbere çıkan her vaiz bu hutbelerden birini okurdu mutlaka.  Mesela:

     

"Ey insanlar, dünya geçici bir uÄŸraÅŸ yeridir;  kalıcı olan ve hiç deÄŸiÅŸmeyense ahiret yurdudur ancak. O halde o kalıcı  yere varabilmek için geçin ÅŸu geçitlerinizden... Sırlarınızı  bilmeyenlere açmayın sırlarınızı, bilenlerin önünde yırtmayın  gizliliklerinizin örtüsünü; kalplerinizi alıp çıkarın ÅŸu dünyadan,  bedenleriniz dünyadan çıkmamışken... Denenmektesiniz ÅŸu dünyada siz;  ahiret ve ebediyet için yaratıldınız hepiniz..."

     

    Evet, okunan yalnızca bu gibi ibadet, zühd ve ahiretle ilgili  hutbelerdi; diÄŸer hutbeleri okunmuyordu Nehc-ül BelaÄŸa"yı toplum  kaldırmıyor, kabul etmiyor, ilgi göstermiyordu çünkü, baÅŸka deÄŸerlerin  akımına kaptırmıştı kendisini. İnsanların kendini kaptırdığı deÄŸerlerle  ilgili hutbeler okunmaktaydı genellikle, diÄŸer kısımlarından ise söz  edilmiyordu hiç. Yüzyılda bir kez de olsa birisi kalkıp da Emir-ül  Mü"minin"in Malik EÅŸter"e yazmış olduÄŸu emirnameyi okumaya yanaÅŸmazdı.  Halbuki bu emirname sosyal ve siyasi bakımdan gerçek bir hazineydi.  Ancak toplum ruhen böyle bir temayülden mahrumdu, böyle ÅŸeylere istek  yoktu, ÅŸevk yoktu. Hz. Ali"nin (a.s) Hz. Resul-i Ekrem"den (s.a.a)  naklettiÄŸi ÅŸu hadis-i ÅŸerife dikkat ediniz:

     

"Bir  toplumda zayıflar güçlülerin karşısına dikilip dili sürçmeksizin  haklarını istemedikçe, o toplumun kutsiyete varıp pak olması; kusur,  ayıp ve kötülüklerden kurtulabilmesi mümkün olamayacaktır."

     

    İslam ümmeti 50 yıl öncesine kadar bu hadis-i ÅŸerifin manasını  kavrayacak ruha sahip deÄŸildi; bu hadis-i ÅŸerifin heyecanını yaÅŸamaktan  uzaktı. Esasen bu beyandaki deÄŸeri kavrayamazdı da, çünkü toplumda tek  deÄŸer hakimdi, "tek deÄŸerli" bir toplumdu. Toplum bütünüyle bu deÄŸere  kaymış durumdaydı.

     

   Hz. Ali"nin sözlerine gelince... Onun  sözlerinde, konuÅŸmalarında, tarihinde ve kiÅŸiliÄŸinde bütün insani  deÄŸerleri bir arada bulabilmek mümkündür.

     
Total Visit: 365
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.