Çarsamba 23 Mayıs 2012 - 04:57

الأربعاء ٣ رجب ١٤٣٣

چهارشنبه ۳ خرداد ۱۳۹۱ - ۰۶:۲۷

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 
     

 NECM  SURESİ

     

Mekkîdir, altmış iki âyettir.     

(İbn-i Abbas ve Katâde'ye göre 32. âyeti Medenîdir.  Necm, yani yıldız sözü, ilk âyette anıldığı için bu isim verilmiştir.)   

Rahman ve Rahîm Allah Adıyla     

1- Andolsun yıldıza, inerken. [1]     

2- Arkadaşınız, gerçekten ne saptı, ne ayrıldı. [2]     

3- Ve kendi dileğiyle söz de söylemedi.     

4- Sözü, ancak vahyedilen şeyden ibaret.     

5- Ona öğretti kuvvetleri çok çetin. [3]     

6- Kuvvetli biri; sonra doğruldu.     

7- Ve o, en yüce tanyerindeydi.[4]     

8- Sonra yaklaştı, yakınlaştı.     

9- İki yay kadar kaldı araları, yahut daha da yakın.     

10- Derken kuluna vahyetti, ne vahyettiyse.     

11- Gönlü, gördüğünü yalanlamadı.     

12- Hâlâ münakaşa mı edersiniz gördüğü şeyleri?     

13- Ve andolsun ki onu, inerken bir kere daha gördü.     

14- En son sidrenin yanında.[5]     

15- Mev’â cenneti de yanındaydı. [6]     

16- Sidreyi, o sırada neler bürümüş, kaplamıştı, neler.     

17- Gözü, ne kaydı, ne haddini aştı.     

18- Andolsun ki Rabbinin pek büyük delillerinden bir  kısmını gördü.     

19- Siz de gördünüz mü, Lât'ı ve Uzzâ'yı?  [7]     

20- Ve üçüncü öbür putu, Menât'ı?313     

21- Erkek evlâtlar sizin de kızlar onun mu?     

22- Bu, pek insafsızca bir pay şimdi.     

23- Bunlar, ancak sizin taktığınız, atalarınızın taktığı  adlardan başka bir şey değil, Allah, onlara âit kesin bir delil indirmemiştir,  ancak zanna ve nefislerinin dileğine kapılmıştır onlar ve andolsun ki  Rablerinden doğru yolu gösteren de gelmiştir.     

24- Yoksa insan, her umduğunu elde eder mi?     

25- Gerçekten de âhiret de Allah'ındır, dünyâ da.     

26- Ve göklerde nice melekler vardır ki Allah, dilediğine  ve râzı olduğuna şefâat etmeleri için izin vermedikçe şefâatleri, hiçbir şeye  yaramaz.     

27- Şüphe  yok ki âhirete inanmayanlar, meleklere dişi adları takıp duruyorlar.     

28- Onların, bu  hususta hiçbir bilgisi yok, ancak zanna kapılıyorlar ve şüphe yok ki zan,  gerçeğe karşı hiçbir şeye yaramaz.     

29- Artık  yüz çevir, bizi anmadan yüz çevirenden ve ancak dünyâ yaşayışını isteyenden.     

30- İşte  bilgide ulaşabildikleri şey bu; şüphe yok ki Rabbin, kendi yolundan çıkıp sapanı  daha iyi bilir ve odur doğru yola gireni daha iyi bilen.     

31- Ve  Allah'ındır ne varsa göklerde ve ne varsa yeryüzünde kötülük edenleri,  yaptıklarına karşılık elbette cezâlandırır ve iyilik edenlereyse yaptıklarından  daha da iyi mükâfat verir.     

32- Israr  etmemek şartıyle küçük günahlardan başka suçların büyüklerinden ve çirkin  şeylerden sakınanlara gelince: Şüphe yok ki Rabbinin yarlıgaması pek geniştir.  O, sizi yeryüzünden yaratıp meydana getirdiği zaman ve siz, analarınızın  karnında birer dölken de bilir; artık siz, kendinizi temize çıkarmaya  kalkışmayın, o, kim çekinmededir, daha iyi bilir.     

33- Gördün  mü artık yüz çevireni.     

34- Ve  az bir şey verip sonra kısanı, nekeslik edeni?     

35- Gizli  şeylere âit bilgi, onun katında mı da görmede.     

36- Yoksa  Mûsâ'nın sahîfelerindeki şey bildirilmedi mi ona.     

37- Ve  İbrâhîm'in sahîfelerindeki, o İbrahîm ki ahdine iyiden iyiye vefâ etmişti.     

38- Hiçbir  suçlu, bir başkasının suçunu yüklenemez.     

39- Ve  gerçekten de insan, ancak çalıştığını elde eder.     

40- Ve  şüphe yok ki çalıştığının karşılığı da gösterilir ona.     

41- Sonra  da ona, en değerli mükâfat verilir.     

42- Ve  şüphe yok ki son varılacak tapı, Rabbinin tapısıdır.     

43- Ve  şüphe yok ki odur adamakıllı güldüren ve ağlatan.     

44- Ve  şüphe yok ki odur öldüren ve dirilten.     

45- Ve  şüphe yok ki o halk etmiştir erkeği ve dişiyi.     

46- Bir  katre sudan, o suyu çıkardığı zaman.     

47- Ve  şüphe yok ki ikinci defa yaratış da ona âittir.     

48- Ve  şüphe yok ki odur zengin eden ve sermaye veren.     

49- Ve  şüphe yok ki odur Şi'râ yıldızının Rabbi.316     

50- Ve  şüphe yok ki odur önceden gelip geçen Âd'ı helâk eden.     

51- Ve  Semûd'u da bırakmayan.     

52- Ve  onlardan önceki Nûh kavmini de; şüphe yok ki onlar, daha da zâlimdi ve daha da  azgın.     

53- Lût  kavminin şehirlerini de altüst edip yerle yeksan etti.     

54- Derken  o şehirleri, örten örttü gitti.     

55- Artık  Rabbinin hangi nîmetinden şüphe etmedesin?     

56- Bu  Peygamber, gelip geçen korkutuculardan bir korkutucu.     

57- Yaklaşacak,  yaklaştı.     

58- Allah'tan  başkası, çeviremez onu geri.     

59- Bu  söze mi şaştınız siz?     

60- Ve  gülüyorsunuz ve ağlamıyorsunuz.     

61- Ve  siz oyalanıyorsunuz, gaflet ediyorsunuz     

62- Artık  secde edin Allah'a ve kullukta bulunun.

     

               
                               [1]                      ) Yıldızdan maksat Kur’ân'dır. Nücumen,  yani âyet âyet indiği için bu... (Devamı, sonnot No:51)        
                               [2]                      ) "Arkadaşınız" dan murat Hz.  Muhammed (s.a.a)'dir.       
       
                               [3]                      ) "Çetin  ve kuvvetli biri", Cebrail'dir.       
       
                               [4]                      ) Mirac'a ve Mirac'da, Şidre yanında  Cebrail'i gördüğüne işarettir. Mirac hakkında Sa'saa oğlu Mâlik'ten gelen  hadisin meali şudur...(Devamı, sonnot No:52)        
       
                                [5]                      ) Sidre'nin,  bir sınır olduğu, meleklerin, oradan ileriye geçemiyecekleri rivâyet  edilmiştir.       
       
                                [6]                      ) Me'vâ,  cennetlerden birinin adıdır. Oraya ancak peygamberlerle şehitler girer.       
       
                                [7]                      ) Lât,  Tâif'te, Sakıyf boyuna mensup bir puttu. Uzzâ, Kureyş ve... (Devamı, sonnot No:53)        
   

Total Visit: 382
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.