Perşembe 29 Temmuz 2010 - 16:33

الخميس ١٨ شعبان ١٤٣١

پنجشنبه ۷ مرداد ۱۳۸۹ - ۱۸:۰۳

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    

 

ÜÇÜNCÜ FASIL

İKTİSADÎ NİZAM

Giriş:

İslâm Cumhuriyeti'nin ekonomik sistemi, İslâm iktsiadının hükümlerine dayalıdır. İslâm bir din olsa da, sadece insanın manevî ihtiyaçlarıyla sınırlı hükümler içermez, insanı maddî boyutlarıyla birlikte ele alır.        

İktisadî faaliyetler, insan hayatının önemli bir kısmını oluşturur. Dolayısıyla, insanın uhrevî mutluluğunu sağlama iddiasındaki bir dinin bu alanla ilgili hiçbir hükme sahip olmaması düşünülemez. Zira insan bu faaliyetlerle ruh ve şahsiyetini inşa eder ve kıyamet gününde insanın makamı, bu şahsiyetince belirlenecektir. Bu yüzdendir ki Peygamberimiz (saa): “Dünya ahiretin tarlasıdır” buyurmuşlardır. İnsan dünyadaki bütün faaliyetlerin, ki iktisadî faaliyetler de bunlar arasındadır, ahiretteki sonuçlarıyla yüzleşecektir. İktisadî faaliyet, eğer Allah rızası için olursa ibadet hükmündedir. Aksi durumda kendi haddi zatında beğenilen bir faaliyettir. İslâm’da mal ve servet kınanmadığı gibi, toplumun temellerinden biri olduğu da teslim edilmiştir.

İslâmca kınanan durum, malın meşru olmayan yöntemlerle ve başkalarına zulüm yoluyla elde edilmesi, mal elde etmenin bir araç değil bir amaç olarak görülmesidir. Servet yardımıyla yatırım yapılabilceği, böylelikle de toplumda iktisadî gelişmenin sağlanacağı açıktır. Gelişmiş bir toplumda işsizlik problemine daha az oranda rastlanır, bu durumda devlet vergi gelirlerini toplumun umumî refahı ve yoksulların durumunu iyileştirmede kullanabilir.        

Zengin bir toplumda sağlık, eğitim, güvenlik vs gibi hayatın maddî ve manevî bütün yönlerinde başarılı olabilmek daha bir mümkün olabilmektedir. Ekonominin, iyi bir yaşamın yeter şartı değilse de, gerek şartı olduğu kesindir. Peygamberimiz (s.a.a.): “Yoksulluk, nerdeyse küfür olacaktı.” buyurmuştur.

Yoksulluğun hâkim olduğu bir toplumda, zengin kişilerin yaşam düzeylerini yoksulların seviyesinde tutmaları övülecek bir davranıştır. İslâmî toplumun yöneticileri içinse bu zorunlu bir davranış addedilir. Böylece İslâmî hakim, hem yoksulların durumunu unutmayıp sorunlarının çözümü için daha fazla gayret gösterir, hem de yoksullar İslâm toplumunun liderinin durumunu görüp kendi hallerine daha kolay tahammül edebilirler. Diğer insanların yükümlülüğü, İslâmî vergileri (zekat gibi) veya İslâm devletinin ödenmesini zorunlu kıldığı diğer vergileri ödemekten ibarettir. Bunun ötesi vacip olmamakla birlikte kişiler ilâhî rızayı elde etmek için infakta bulunabilirler.

İslâm'da hem kâr elde etmeye dönük maddî faaliyetler, hem de ahlâkî amaçlı davranışlar için bir program çizilmiş, hem bireysel hem de toplumsal haklar güvence altına alınmıştır.        

İlerleyen sayfalarda İran İslâm Cumhuriyeti’ndeki iktisadî düzeni, Anayasa’nın kanunları ışığı altında inceleyeceğiz.

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.