| NASİRUDDİN-İ TUSİ 11- Nasîruddîn-i Tûsî: Ustadu’l-beşer ve Akl-i Hâdî-yi ‘aşar Hâce Nasîruddîn Ebû Cafer Muhammed b. Muhammed b. Hasan-i Tûsî, VII/XIII. yüzyılın büyük alimi, tanınmış yazar, ilimlerin ve alimlerin meşhur koruyucusudur. Aslının Sâve’nin Cehrud’undan veya Kum’dan olduğu söylenmiştir. Ancak 597/1200 yılında Tus’ta doğmuştur. Babası fakih ve alim biri olup Nasîruddîn onun gözetimi altında yetişti. Çocukluğundan itibaren Şer‘î, edebî ve aklî ilimleri öğrenmekle uğraştı. Gençlik döneminin başlarında ilmini tamamlamak amacıyla Nişabur’a gitti. Onun üstatlarından el-Kütbî “Mu‘înuddîn Sâlim b. Bedrân” ve “Kemâluddîn b. Yûnus el-Mûsûlî” ve “Ferîduddîn Dâmâd-i Nişâbûrî”yi zikretmişlerdir. Cengiz olayından birkaç yıl sonra İsmailiyye Kalesine sığınarak alim bir kişiliğe sahip olan Nasîruddîn Abdurrahim b. Ebi Mansûr Muhteşem-i Kuhistân’ın huzuruna çıktı ve onun isteği üzerine Ebû Ali Miskeveyh’in et-Tehâre adlı kitabını Farsça’ya tercüme ederek onu Ahlâk-i Nâsırî adlı kitabının telifine temel aldı. Hulâgû’nun 654/1256 yılında Hûrşah’a üstünlüğünden sonra İsmailiyye zincirinden kurtuldu ve Hulâgû Han’ın hizmetine girerek o günden itibaren de sürekli onun hizmetinde kaldı. Bağdat’ın 656/1258 yılında fethedilmesinden sonra Hulâgû’nun emriyle ve zamanın büyük matematikçilerinden bir grubun desteğiyle Marâga gözlemevini başlattı ve İlhânlı topraklarındaki tüm vakıfları kendi yetkisine aldı. Bu vakıflardan elde ettikleriyle de Marâga’da büyük bir ilmî merkez kurmayı başararak bu merkezde dört yüz bin cildin üzerinde kitabı kapsayan büyük bir kütüphane oluşturabildi. Hâce ve onunla birlikte hareket eden alimlerin bu gözlemevinde yaptıklarının sonucu meşhur ziclerden ve Hâce Nasîruddîn’in önemli eserlerinden sayılan Zîc-i İlhânî’nin düzenlenmesidir. Onun hakkında bundan önce bu özet kitabın birkaç yerinde söz edilmiş olduğundan burada bunların tekrarına gerek yoktur. Genel olarak Hâce Nasîruddîn çok kapsamlı bir bilim adamıydı ve zamanının tüm ilimlerine hakim, bunların çoğunda da tam bir yetkinliğe sahip ve ön sıralarda yer alıyordu. Şefkatli, bağışlayıcı, fedakar, alçakgönüllü ve hoşgörülü bir kişiliğe sahip olup İlhânlılar nezdinde sahip olduğu yakınlıkla birlikte dinî ve dünyevî ilimleri bir arada topladı. Yine bu yakınlığı sayesinde zamanının bir grup ileri gelenini kesin ölümden kurtardı. Örneğin Alâuddîn ‘Atâ Melik Cuveynî’yi bir keresinde ölüm ve yokluktan kurtardı. Hâce 672/1273 yılında Bağdat’ta öldü. Onun kelam, felsefe, matematik ve değişik ilimler konusundaki eser ve teliflerini bundan önce zikretmiştik. Onlara ilave olarak kendisinden Fars nazım ve nesriyle ilgili güzel eserler geriye kalmıştır. Şiirleri toplam olarak yedi yüz beytin üzerinde olup Müderris Razavî Bey’in Ahvâl u Âsâr-i Hâce Nasîruddîn adlı eserinde ve üstat Zebihullah-i Safâ Bey’in Yad-nâme-i Hâce Nasîruddîn adlı çalışmasında merhum Sa‘îd Nefîsî’nin makalesinde yayınlanmıştır. Bunlardan birkaç beyti burada zikrediyoruz: Her ne kadar kendi varlığımızı biliyorsak da iş zata ulaşınca hayretteyiz. Tümümüz kocakarının tenceresine benzeriz, kader bizim elimizde ve hayretteyiz. * * * Marifet yolunda çokça koşturmuşum, arifler safı içinde baş çekmişim. Perdeyi gönül yüzünden kaldırdığımda hiç anlamadığımı anlamışım. Farsça nesir olarak yazdığı eserleri çok ve çeşitli olup tümü de meşhurdur. Bu kitaplardaki nesir, alimane, akıcı ve sadedir. Eserlerinde Farsça terkipler veya Arapça ilmî tabirlerden doğru ve güzel bir şekilde çevirdiği kavramlar az değildir. Ancak her yerde Farsça ilmî kavramları tercüme etmenin üstesinden gelememiştir. Onun eserleri arasında aşağıdaki kitapları zikredebiliriz: Mantık konusunda: Esâsu’l-İktibâs, Makulât-i ‘Aşer veya Katiguryâs. Nazarî hikmet (teorik felsefe) konusunda: Risâle-i İsbât-i Vâcib, Cebr u Kader, Tezkire-i Âgâz u Encâm, Risâleti Fi’n-Nefyi ve’l-İsbât. Amelî hikmet (pratik felsefe) konusunda: Ahlâk-i Nâsırî, Nasihat-nâme, Ahlâk-i Muhteşemî. Matematik ve astronomi konusunda: Risâle der Hisab, Risâle-i Mu‘îniyye der Heyet, Hall-i Muşkilât-i Mu‘îniyye, Şerh-i Semere-i Batlamyus, Tercume-i Suveru’l-Kevâkib (Abdurrahman Sufî’nin eseri), Si-Fasl (takvim konusunda), Zîc-i İlhânî, Bist Bab (Usturlab konusunda). Dinî konularda: Fusûl-i Nasîriyye, Risâle der Tevellâ ve Teberrâ. Tabiat konusunda: Tensuk-nâme. Bunlardan başka Fars aruzu konusunda Risâle-i Mi’yâru’l-Eş‘âr, Şerh-i Feth-i Bağdâd ve Evsâfu’l-Eşrâf’ı da zikretmek mümkündür. |