Çarsamba 23 Mayıs 2012 - 04:55

الأربعاء ٣ رجب ١٤٣٣

چهارشنبه ۳ خرداد ۱۳۹۱ - ۰۶:۲۵

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 

NASİRUDDİN-İ TUSİ

 

11- Nasîruddîn-i Tûsî: Ustadu’l-beşer ve Akl-i Hâdî-yi ‘aşar Hâce Nasîruddîn Ebû Cafer Muhammed b. Muhammed b. Hasan-i Tûsî, VII/XIII. yüzyılın büyük alimi, tanınmış yazar, ilimlerin ve alimlerin meşhur koru­yucusudur. Aslının Sâve’nin Cehrud’undan veya Kum’dan olduğu söylenmiştir. Ancak 597/1200 yılında Tus’ta doğ­muştur. Babası fakih ve alim biri olup Nasîruddîn onun gözetimi altında yetişti. Çocuklu­ğundan itibaren Şer‘î, edebî ve aklî ilimleri öğrenmekle uğraştı. Gençlik dönemi­nin başlarında ilmini tamamlamak amacıyla Nişabur’a gitti. Onun üstatlarından el-Kütbî “Mu‘înuddîn Sâlim b. Bedrân” ve “Kemâluddîn b. Yûnus el-Mûsûlî” ve “Ferîduddîn Dâmâd-i Nişâbûrî”yi zikretmişlerdir. Cengiz olayından birkaç yıl sonra İsmailiyye Kalesine sığınarak alim bir kişiliğe sahip olan Nasîruddîn Abdurrahim b. Ebi Mansûr Muhteşem-i Kuhistân’ın huzuruna çıktı ve onun isteği üzerine Ebû Ali Miskeveyh’in et-Tehâre adlı kitabını Farsça’ya tercüme ederek onu Ahlâk-i Nâsırî adlı kitabının telifine temel aldı. Hulâgû’nun 654/1256 yılında Hûrşah’a üs­tünlüğünden sonra İsmailiyye zincirinden kurtuldu ve Hulâgû Han’ın hizmetine girerek o günden itibaren de sü­rekli onun hizmetinde kaldı. Bağdat’ın 656/1258 yılında fethedilmesinden sonra Hulâgû’nun emriyle ve zamanın büyük matematikçilerinden bir grubun desteğiyle Marâga gözlemevini başlattı ve İlhânlı topraklarındaki tüm vakıf­ları kendi yetki­sine aldı. Bu vakıflardan elde ettikleriyle de Marâga’da büyük bir ilmî merkez kurmayı başararak bu mer­kezde dört yüz bin cildin üzerinde ki­tabı kapsayan büyük bir kütüphane oluşturabildi. Hâce ve onunla birlikte hare­ket eden alimlerin bu gözlemevinde yaptıklarının sonucu meşhur ziclerden ve Hâce Nasîruddîn’in önemli eserlerin­den sayılan Zîc-i İlhânî’nin düzenlenmesidir. Onun hak­kında bundan önce bu özet kitabın birkaç yerinde söz edilmiş olduğundan burada bunların tekrarına gerek yoktur. Genel olarak Hâce Nasîruddîn çok kapsamlı bir bilim adamıydı ve zamanının tüm ilimlerine hakim, bunların çoğunda da tam bir yetkinliğe sahip ve ön sıralarda yer alıyordu. Şef­katli, bağışlayıcı, fedakar, alçakgö­nüllü ve hoşgörülü bir kişiliğe sahip olup İlhânlılar nezdinde sahip olduğu yakın­lıkla birlikte dinî ve dünyevî ilimleri bir arada topladı. Yine bu ya­kınlığı sayesinde zamanının bir grup ileri gelenini ke­sin ölümden kur­tardı. Örneğin Alâuddîn ‘Atâ Melik Cuveynî’yi bir keresinde ölüm ve yok­luktan kurtardı[1]. Hâce 672/1273 yılında Bağdat’ta öldü.

Onun kelam, felsefe, matematik ve değişik ilimler ko­nusundaki eser ve teliflerini bundan önce zikretmiştik. Onlara ilave olarak kendisinden Fars nazım ve nesriyle ilgili güzel eserler geriye kalmıştır. Şiirleri toplam olarak yedi yüz beytin üzerinde olup Müderris Razavî Bey’in Ahvâl u Âsâr-i Hâce Nasîruddîn adlı eserinde ve üstat Zebihullah-i Safâ Bey’in Yad-nâme-i Hâce Nasîruddîn adlı çalışma­sında merhum Sa‘îd Nefîsî’nin makalesinde yayınlanmış­tır. Bunlardan birkaç beyti burada zikrediyoruz:

Her ne kadar kendi varlığımızı biliyorsak da iş zata ulaşınca hay­retteyiz.

Tümümüz kocakarının tenceresine benzeriz, kader bizim elimizde ve hayretteyiz.

*              *              *

Marifet yolunda çokça koşturmuşum, arifler safı içinde baş çekmi­şim.

Perdeyi gönül yüzünden kaldırdığımda hiç anlama­dığımı anlamı­şım.

 

Farsça nesir olarak yazdığı eserleri çok ve çeşitli olup tümü de meş­hurdur. Bu kitaplardaki nesir, alimane, akıcı ve sadedir. Eserlerinde Farsça terkipler veya Arapça ilmî tabirlerden doğru ve güzel bir şekilde çevirdiği kav­ramlar az değildir. Ancak her yerde Farsça ilmî kavramları tercüme etmenin üstesinden gelememiştir. Onun eserleri arasında aşağı­daki kitapları zikredebiliriz:

Mantık konusunda: Esâsu’l-İktibâs, Makulât-i ‘Aşer veya Katiguryâs.

Nazarî hikmet (teorik felsefe) konusunda: Risâle-i İsbât-i Vâcib, Cebr u Kader, Tezkire-i Âgâz u Encâm, Risâleti Fi’n-Nefyi ve’l-İsbât.

Amelî hikmet (pratik felsefe) konusunda: Ahlâk-i Nâsırî, Nasihat-nâme, Ahlâk-i Muhteşemî.

Matematik ve astronomi konusunda: Risâle der Hisab, Risâle-i Mu‘îniyye der Heyet, Hall-i Muşkilât-i Mu‘îniyye, Şerh-i Semere-i Batlamyus, Tercume-i Suveru’l-Kevâkib (Abdurrahman Sufî’nin eseri), Si-Fasl (takvim ko­nusunda), Zîc-i İlhânî, Bist Bab (Usturlab konusunda).

Dinî konularda: Fusûl-i Nasîriyye, Risâle der Tevellâ ve Teberrâ.

Tabiat konusunda: Tensuk-nâme.

Bunlardan başka Fars aruzu konusunda Risâle-i Mi’yâru’l-Eş‘âr, Şerh-i Feth-i Bağdâd ve Evsâfu’l-Eşrâf’ı da zikretmek mümkündür.


 

[1] el-Kutbî, Fevâtu’l-Vefâyât, c.II, s.308.

 

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.