Perşembe 9 Şubat 2012 - 03:38

الخميس ١٧ ربيع الأول ١٤٣٣

پنجشنبه ۲۰ بهمن ۱۳۹۰ - ۰۵:۰۸

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
       


 Muharrem Ayının Hürrmeti

     
       
 Muharrem Ayının Hürrmeti
     
     

    Hz. İmam Rıza (a.s), Muharrem ayının  ilk gününde yanına gelen Reyyan ibn-i Şebib’e şöyle buyurdu:

     

“Ey  Şebib oğlu, cahiliye arapları bile Muharrem ayının Hürrmetini gözetir  ve bu ayda savaş ve zulmü yasak bilirlerdi. Oysa bu ümmet, ne bu ayın  ve ne de kendi peygamberlerinin Hürrmetini gözettiler. Onlar bu ayda  Peygamber’in (s.a.a) soyundan olan birisini öldürdüler ve bu aileye  mensup kadınları esir aldılar, varlıklarını yağmaladılar. Allah, bu  günahlarını affetmesin!.

     

Ey Şebib oğlu, birine ağlayacak olursan  Ali ibn-i Ebi Talib oğlu Hüseyin’e (a.s) ağla! Onun başını bir koçu  keser gibi kestiler ve bunun yanısıra ailesinden dünyada benzerleri  olmayan on sekiz yiğidi de öldürdüler. Yedi kat gök ve yer onun ölümüne  ağladı. Dört bin melek gökten ona yardım etmek için izin istediler, ama  yere inince (ilahî takdir gereği) Hz. Hüseyin’in şehit edildiğini  gördüler.

     

Bu melekler, Hz. Mehdi’nin (a.f) kıyamına kadar  perişan, toz-toprak içinde mahzun bir halde Hz. Hüseyin’in türbesi  etrafında bulunacaklar. Bunlar Hz. Mehdi (a.f) kıyam edince, onun  ashabı arasında yer alırlar. Bunların şiarları  “Ya le sarat-il  Hüseyin” (Hüseyin’in kanının dâvacıları) olacaktır.

     

Ey Şebib  oğlu, babam babasından, o da büyük babasından rivayet etmiştir ki: “Hz.  Hüseyin şehit olduğunda, gökten kan ve kırmızı toprak yağdı.”

     

Ey  Şebib oğlu, Hz. Hüseyin’e (a.s) gözünün yaşı yanaklarına dökülecek  şekilde ağlarsan, Allah senin ister büyük olsun ister küçük, ister az  olsun ister çok bütün günahlarını bağışlar.

     

Ey Şebib oğlu, eğer Allah’ın huzuruna hiç bir günahın olmadan çıkmak istiyorsan, Hz. Hüseyin’in (a.s) kabrini ziyaret eyle.

     

Ey  Şebib oğlu, Peygamber-i Ekrem’le (s.a.a) birlikte cennet odalarına  yerleşmek istiyorsan, Hz. Hüseyin’in kâtillerine lanet oku.

     

Ey  Şebib oğlu, İmam Hüseyin’le (a.s) birlikte şehit düşenlerin sevabı  kadar sevab elde etmek istiyorsan, Hz. Hüseyin’i (a.s) hatırladığında  “Keşke ben de onlarla birlikte olsaydım da yüce makama erişseydim.” de.

   

Ey  Şebib oğlu, cennetin yüce derecelerinde bizimle birlikte olmak  istiyorsan, bizim üzüntümüzle sen de mahzun ol, sevincimizle sen de  sevin ve bizim velayetimize sarıl (bizi kendine veli ve imam bil). Zira  birisi gönlünü bir taşa bile kaptırırsa, Allah-u Teâla onu kıyamet günü  o taşla birlikte haşreder.”         

   

 

   

Al-i Muhammed Sevgisi

   
     
Al-i Muhammed Sevgisi
   
   

   Zemahşerî “El Keşşaf” kitabında “De ki: Ben buna (risaletime) karşılık  sizden akrabamı (Ehl-i Beyt’imi) sevmenizden başka bir ücret  istemiyorum.” (Şura/23) ayetinin tefsirinde Resul-i Ekrem’in (s.a.a)  şöyle buyurduğunu nakletmiştir:

   

“Her kim Al-i Muhammed sevgisi üzere ölürse, şehid olarak ölmüştür.

   

Bilin, her kim Al-i Muhammed sevgisi üzere ölürse, bağışlanmış bir halde ölmüştür.

   

İyi bilin ki, her kim Al-i Muhammed sevgisi üzere ölürse, tövbe ederek ölmüştür.

   

İyi bilin ki, her kim Al-i Muhammed sevgisiyle ölürse, imanını tamamlamış mü’min olarak ölmüştür.

   

İyi  bilin ki, Al-i Muhammed sevgisi üzere ölen kimseyi, öldüğünde ilk  olarak ölüm meleği, daha sonra da Nekir ile Münker cennetle müjdeler.

   

İyi bilin ki, Al-i Muhammed sevgisi üzere ölen kimse, gelinin bezenip güvey evine götürüldüğü gibi cennete götürülür.

   

İyi bilin ki, her kim Al-i Muhammed sevgisi üzere ölürse, kabrinde cennete doğru iki kapı açılır.

   

İyi bilin ki Allah, Al-i Muhammed sevgisi üzere ölen kimsenin kabrini meleklerin ziyaretgâhı kılar.

   

Ve  iyi bilin ki, her kim Al-i Muhammed buğzu (düşmanlığı) üzere ölürse,  kıyamete gözlerinin arasına “Allah’ın rahmetinden uzak ve umudu  kesilmiştir” yazılmış bir halde gelecektir.

   

İyi bilin ki, Al-i Muhammed buğzu üzere ölen kimse kâfir olarak ölmüştür.

   

İyi bilin ki, her kim Al-i Muhammed’e buğzederek ölürse, cennet kokusunu asla alamaz.”

 

İmam Hüseyin'e Ağlayan Kimse

   
     
İmam Hüseyin'e Ağlayan Kimse
   
   

Şeyh Keşşi “Rical” adlı kitabında Zeyd-i Şahham’dan şöyle rivayet etmiştir:

   

“Bir  gün  biz Kufe’li olan bir cemaatle birlikte İmam Cafer Sadık’ın (a.s)  huzurundaydık. O sırada İmam’ın ashabından olan Cafer ibn-i Affan  içeriye girdi. İmam Cafer Sadık (a.s), onu saygı ile yanına oturttu ve  sonra “Ey Cafer,” dedi. O “Evet, sana feda olayım.” diyerek karşılık  verdi. İmam Sadık, “Ben senin İmam Hüseyin (a.s) hakkında şiir ve  mersiyeler okuduğunu ve bu işte başarılı olduğunu duydum.” Cafer “Evet  ey kurban olduğum, duyduğunuz doğrudur.” dedi. İmam Sadık (a.s): “Öyle  ise oku.” dedi. 

   

Cafer ibn-i Affan okumaya başladı;  İmam Cafer Sadık (a.s) ve o mecliste bulunanlar ağlamağa başladılar.  İmam Cafer Sadık (a.s) o kadar ağladı ki, mübarek göz yaşları yüzüne ve  sakalına aktı. Daha sonra Cafer’e dönerek şöyle buyurdu:

   

“Ey  Cafer, Allah’a and olsun ki, Mukarreb (Allah’a en yakın) melekler  buradaydılar; bizim gibi onlar da senin  İmam Hüseyin (a.s) hakkında  okuduğun sözleri (ağıtı) dinlediler ve bizden daha fazla ağladılar.

   

Ey  Cafer, Allah-u Teâla, (mersiye okuduğun için) cenneti bütün nimetleri  ile baştan başa sana farz kıldı ve senin günahlarını bağışladı.”

   

Sonra İmam (a.s) “Ey Cafer,” dedi “daha da artırayım mı?” Cafer, “Evet efendim” dedi. İmam Sadık (a.s) buyurdu ki:

   
     
       

“Her  kim İmam Hüseyin (a.s) hakkında şiir okur, ağlar ve başkalarını da  ağlatırsa, Allah Teâla bundan dolayı cenneti ona hak kılar ve onu  bağışlar.”

       
   
   

Hüseyin’in (a.s) Şehid Edildiği Gün

   
     
Hüseyin’in (a.s) Şehid Edildiği Gün
   
   

İmam Ali Rıza (a.s):

   

“Cahiliye  devri araplarının bile savaşı haram bildiği Muharrem ayında bizim  kanlarımız akıtılıp, Hürrmetimiz çiğnendi, çocuklarımızla kadınlarımız  esir edildi. Çadırlarımız yıkılıp yakıldı, bütün mal varlığımız  yağmalandı ve Resulullah’ın (s.a.a) hürmeti O’nun yakınları olan bizler  hakkında gözetilmedi.

   

Hz. Hüseyin’in başına gelen hadise (Aşura  günü hadisesi), yüreklerimizi parçalamış, yaralarımızı kanatmış, göz  yaşlarımızı akıtmış, azizimizin Kerb (üzüntü) ve Bela çölünde  Hürrmetinin çiğnenmesine ve haşre dek keder ve belanın üzerimize  çökmesine vesile olmuştur. Ağlayanlar, İmam Hüseyin (a.s) gibisine  ağlasınlar ki O’na ağlamak, büyük günahları yokeder.”

   

Sonra İmam Rıza (a.s) şöyle devam etti:

   

“Babam  (İmam Musa Kazım)’ın Muharrem ayı girdiğinde, artık güldüğü görülmezdi  ve üzüntü ona galebe ederdi. Muharrem’in onuncu gününe kadar durumu hep  böyleydi. Onuncu gün (Aşura) olduğunda, o gün O’nun musibet ve ağlama  günü olurdu ve ‘Bu, Hüseyin’in (a.s) şehid edildiği gündür’ derdi.”

   

Yer ve Gök Bize Ağlıyor

   
     
Yer ve Gök Bize Ağlıyor
   
   

   Mesme Kurdin şöyle rivayet etmiştir:

   

    “İmam Cafer Sadık (a.s) bana “Ey Kurdin, acaba Hz. Hüseyin’in (a.s)  başına gelen musibetleri hatırlıyor musun?” dedi. Ben de  “Hatırlıyorum.” dedim. İmam “O zaman üzüntü duyup ağlıyor musun?”  dediğinde “Evet vallahi ağlıyorum, bu halimden ailem bile haberdar  oluyor. Ağlama yüzünden yemek bile yiyemiyorum; öyle ki bu durumum  yüzümden anlaşılıyor.” dedim. İmam Sadık (a.s) ise şöyle buyurdu:

   

    “Allah senin göz yaşlarını esirgesin. Bil ki, sen bizim sevincimizle  sevinen, hüznümüzle hüzünlenen, bizim sevinç ve üzüntüde korku ve  güvenimizi paylaşanlardansın. Sen ölüm zamanında babamın, başının ucuna  gelip ölüm meleğine senin hususunda tavsiye etmesine, ölümünden önce  seni sevince boğacak müjdeler vermesine şahit olacaksın. Göreceksin ki  ölüm meleği sana karşı, şefkatli bir annenin çocuğuna olan şefkatinden  daha merhametli davranacaktır.”

   

  Sonra İmam Sadık (a.s) ağladı ve ben de onunla birlikte ağladım. Sonra İmam dedi ki:

   

    “Ey Mesme, Emir-ul Mü’minin Ali’nin (a.s) şehadetinden bu yana, yer ve  gök bize ağlıyorlar. Bize ağlayan meleklerin sayısı ise daha fazladır.  Bize ve bizlerin başına gelenlere acıyarak ağlayan herkesin henüz  gözünden yaş çıkmadan Allah ona acır. Yanaklarının üzerine akan göz  yaşı damlalarından bir damlası cehenneme düşecek olursa, onun ateşini  söndürür, öyle ki artık sıcaklığı kalmaz.

   

   Kalbi bize acıyan  insan, ölüm zamanı bizi görmekle öylesine sevinir ki bu sevinci, Kevser  havuzunda bize kavuşuncaya kadar kalbinde sâbit kalır. Kevser havuzu,  bizi sevenlerin gelmesiyle sevinir ve ondan içen dostumuz beklemediği  tatları alır...”       

   

Aşura Günü Musibeti

   
     
Aşura Günü Musibeti
   
   

   Hz. İmam Cafer Sadık’ın (a.s) ashabından olan Abdullah ibn-i Fazl şöyle rivayet ediyor:

   

   “İmam Cafer Sadık’a (a.s) dedim ki:

   

“Niçin  Aşura günü; musibet, ağlama sızlama ve üzüntü günü oldu da  Resulullah’ın (s.a.a) Allah’ın rahmetine kavuştuğu gün, Hz. Fatıma’nın  (a.s) şehadete erdiği gün, Hz. Ali’nin (a.s) şehid edildiği gün ve Hz.  Hasan’ın (a.s) şehadetiyle sonuçlanan zehirlendiği gün böyle olmadı?”

   

  İmam Sadık (a.s) cevapta şöyle  buyurdu: “Hüseyin’in  (a.s) şehid edildiği günün musibeti, (saydığın) diğer günlerden daha  büyüktür. Çünkü Allah’ın en üstün kulları olan “Ashab-ı Kisâ” bu beş  zattan ibaretti.

   

   Resulullah (s.a.a) vefat  ettiğinde, halkın acılarını paylaşıp teselli bulabilecekleri ve baş  vurabilecekleri dört zat kalmıştı. Böylece birisi Allah’ın rahmetine  kavuşsa dahi bir diğerinin hayatta olması herkes için teselli  kaynağıydı.

   

Fakat Hz. Hüseyin (a.s)  katledildiğinde, halkın acılarını dindirecek ‘Ashab-ı Kisâ’dan hiç  kimse kalmamıştı. Bu yüzden onun gitmesi hepsinin gitmesi, nitekim  kalması da onların hepsinin kalması demekti. İşte bunun içindir ki Eba  Abdillah-il Hüseyin’in (a.s) şehid edildiği günün musibeti,  diğerlerinin musibetinden daha büyük ve daha ağırdır.”  

   

 Mazlum Hüseyin’in Soyu

   
     
Mazlum Huseyin
   
   

    Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a):

   

“Ümmetimden  benim dinime mensup olduklarını sananlar olacak ki, benim evladımın  faziletlilerini, soyumun temiz ve iyilerini öldürecek, dinimi ve  sünnetimi değiştirecek, geçmişteki yahudilerin Yahya ve Zekeriya’yı  öldürdüğü gibi, onlar da yavrularım olan Hasan ve Hüseyin’i  öldüreceklerdir. Bilin ki Allah, yahudileri lanetlediği gibi, onlara da  lanetini yağdıracaktır. Kıyamet gününden önce onların (yolunu takip  eden) nesillerine ise, Mazlum Hüseyin’in soyundan, hidayet üzere olan  Mehdi’yi musallat kılarak dostlarının kılıcıyla onları cehennem ateşine  atıp yakacaktır.

   

    Allah’ın laneti, Hüseyin’in katillerine,  katillerini sevenlere, onlara yardımda bulunanlara ve takiyye  olmaksızın onlara lanet okumaktan çekinenlere olsun. Allah’ın salat ve  rahmeti ise, şefkat ve merhametle Hüseyin’e ağlayanlara, düşmanlarına  lanet okuyan, kin besleyen, kalbini onlara karşı gazap ve öfkeyle  dolduranlara olsun. Bilin ki, Hüseyin’in katline razı olanlar,  katillerinin (Hüseyin’i öldürdükleri suçta) ortağıdırlar. Hüseyin’in  katilleri, yardımcıları, dostları, onların yoluna uyan takipçileri  Allah’ın dininden uzaktırlar...”      

   

Hüseyin bendendir

   
     
Hüseyin bendendir
   
   

İbn-i Abbas (r.a), Hz. Resulullah’ın (s.a.a) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:

   

“Hüseyin  bendendir ve benim oğlum, kardeşinden (Hasan’dan) sonra halkın en  üstünüdür. Hüseyin müslümanların imamı, mü’minlerin mevlası, Allah’ın  halifesi, imdat çağıranların yardımcısı, sığınanların sığınağı ve  Allah’ın tüm halkına hüccetidir.

   

 O, cennet ehli gençlerin  efendisi ve ümmetin kurtuluş kapısıdır. Onun emri benim emrimdir, ona  itaat bana itaattır. Her kim ona uyarsa bendendir ve her kim ona  muhalefet ederse benden değildir.

   

Ben onun yanıma ve haremime  sığındığını, oradan da üzüntü ve bela, ölüm ve fena yeri olan ölüm  yerine doğru göçtüğünü görür gibiyim.

   

Ona müslümanlardan ancak  az bir grubu yardımda bulunacak ki onlar, kıyamet günü benim ümmetimin  şehitlerinin efendileridirler. Mızrakla atından düşürüldüğünü ve koyun  kesilir gibi başının kesildiğini görür gibiyim.”

   

İbn-i Abbas devamında diyor ki:

   

“Daha  sonra Resulullah (s.a.a) ağladı, onun ağlamasıyla yanında bulunan  ashabı da ağlamaya başladı, öyle ki sesleri yükseldi. Sonra Resul-i  Ekrem (s.a.a) dua ederek şöyle buyurdu:

   

 “Allah’ım, Ehl-i Beyt’imin benden sonra başlarına gelenleri ve karşılaşacakları musibetleri sana şikayet ediyorum.”

   

Benim ölümden korkum yoktur!

   
     
Benim ölümden korkum yoktur!
   
   

     Hüseyin (a.s): "Ben ölümden korkan birisi değilim. İzzete kavuşma ve  hakkı ihya etme yolunda ölüm, ne kadar da kolaydır. İzzete kavuşma  yolunda ölüm ebedi bir hayattır. Zilletle yaşamaksa hayatsı bir  ölümdür. Beni ölümle mi korkutuyorsun? Heyhat! Okun hedefinden şaşmış,  yanlış zanna kapılmışsın. Benim ölümden korkum yoktur. Benim nefsim  ölüm korkusuyla zillete boyun eğmeği kabul etmekten daha büyüktür ve  himmet ve hamiyyetim bu gibi şeylerden çok daha yücedir. Beni  öldürmekten başka bir şeye gücünüz yeter mi? O hâlde merhabalar olsun  Allah yolunda ölüme. Sizin benim azamet, izzet ve şerefimi yok etmeye  asla gücünüz yetmez..."( Ehl"ül-Beyt, Tevfik Ebu İlim, s.448)

   

Peygamber Yadigarı

   
     
Peygamber yadigarı
   
   

   Peygamber yadigarı İmam Hüseyin (a.s):

   

    "Ey insanlar! Allah"ın Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: Kim Allah"ın  haram ettiğini helal kılan; onun ahdini bozan; Resulullah"ın sünnetine  muhalefet eden, Allah"ın kulları arasında günah ve zulüm ile amel eden  zalim bir sultanı görür ve ameli veya sözü ile ona karşı çıkmazsa, onu  da o zalimin girdiği yere (cehenneme) sokmak Allah"ın üzerine bir  haktır."

   

   Hiç şüphesiz şu "Benî Ümeyye" zümresi şeytanın  itaatine girip Allah"ın itaatini terk etmişlerdir. Beytülmale tecavüz  edip Allah"ın haramını helal ve helalini haram saymışlardır. Ben  (Müslümanların rehberliğine ve bu bozulmuş durumunu düzeltmek için  kıyam etmeğe) başkalarından daha layığım..." (Tarih-i Taberi, c.7,  s.300)

   

 

   

Peygamber Yadigarı

   
     
Peygamber yadigarı
   
   

   Peygamber yadigarı İmam Hüseyin (a.s):

   

    "Ey insanlar! Allah"ın Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: Kim Allah"ın  haram ettiğini helal kılan; onun ahdini bozan; Resulullah"ın sünnetine  muhalefet eden, Allah"ın kulları arasında günah ve zulüm ile amel eden  zalim bir sultanı görür ve ameli veya sözü ile ona karşı çıkmazsa, onu  da o zalimin girdiği yere (cehenneme) sokmak Allah"ın üzerine bir  haktır."

   

   Hiç şüphesiz şu "Benî Ümeyye" zümresi şeytanın  itaatine girip Allah"ın itaatini terk etmişlerdir. Beytülmale tecavüz  edip Allah"ın haramını helal ve helalini haram saymışlardır. Ben  (Müslümanların rehberliğine ve bu bozulmuş durumunu düzeltmek için  kıyam etmeğe) başkalarından daha layığım..." (Tarih-i Taberi, c.7,  s.300)

   
Total Visit: 332
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.