Çarsamba 23 Mayıs 2012 - 04:46

الأربعاء ٣ رجب ١٤٣٣

چهارشنبه ۳ خرداد ۱۳۹۱ - ۰۶:۱۶

Kullanıcı adı:

Åžifre :

Şifremi Hatırla
Åžifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 

Mucize Allah'ın Halifelerine Mahsustur

 

        Bazen Allah Tealâ'nın yüce hikmeti, insanlara imam ve önder kıldığı, Kitap ve dinini tebliğ için seçtiği yeryüzündeki halifesine Allah tarafından tebliğ ettiği konuda doğru söylediğine tanık olması için bir nişane ve belirti vermeyi gerektiriyor. İslâm dininde, diğer insanların benzerini getirmekten âciz oldukları bu belirtiye örfen "mucize" den-mektedir.

 

        Allah Tealâ Kur'ân-ı Kerim'de Hz. Musa (a.s) ve Hz. İsa (a.s) gibi peygamberlerine verdiği bazı mucizelere değiniyor. Örneğin, Hz. Musa'nın (a.s) mucizesi hakkında şöyle buyuruyor:

 

 "Bunun üzerine asasını bırakıverdi, bir de (ne görsünler) o, açıkça bir ejderha oluverdi."

 

 "Elini de çekip çıkardı, bir de (ne görsünler) o, ba-kanlar için parlayıp aydınlanıvermiş."

 

 "Biz de Musa'ya: Asa'nı fırlatıver, diye vahyettik. (O da fırlatıverince) bir de baktılar ki, o, bütün uydurduklarını derleyip-toplayıp yutuyor."

 

 "Kavmi kendisinden su istediğinde Musa'ya: Asanla taşa vur, diye vahyettik. Ondan on iki pınar sızıp-fış-kırdı; böylece her bir insan topluluğu su içeceği yeri öğrenmiş oldu."

 

 "Bunun üzerine asasını bırakıverdi, bir de (ne görsünler) o, açıkça bir ejderha oluverdi."

 

 "Böylece Musa da asasını bırakıverdi, bir de (ne görsünler) o, uydurmakta olduklarını yutuveriyor."

 

 "Bunun üzerine Musa'ya: Asanla denize vur, diye vah-yettik. (Vurdu ve) Deniz hemencecik yarılıverdi de her parçası kocaman bir dağ gibi oldu."

 

          Allah Tealâ, peygamberi İsa b. Meryem'e (a.s) verdiği mucizeyi Mâide Suresi'nde şöyle açıklıyor:

 

 "...Ben seni Ruhu'l-Kudüs ile destekledim, beşikte iken de, yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun. Sana kitabı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğrettim. İznimle çamurdan kuş biçiminde (bir şey) oluşturuyordun da (yine) iznimle ona üfürdüğünde bir kuş oluveriyordu. Doğuştan kör olanı, alacalıyı iznimle iyileştiriyordun, (yine) benim iznimle ölüleri (hayata) çıkarıyordun..."

 

           Âl-i İmrân Suresi'nde ise Hz. İsa'dan (a.s) şöyle naklediyor:

 

 "Ve ölüyü diriltirim. Yediklerinizi ve evlerinizde stok ettiklerinizi size haber veririm."

 

           Yine Allah Tealâ peygamberlerin vasileri olan Davud ve Süleyman hakkında şöyle buyuruyor:

 

 "Davud ile birlikte tesbih etsinler diye, dağlara ve kuşlara boyun eğdirdik..."

 

 "Süleyman için de, fırtına biçiminde esen rüzgara (boyun eğdirdik) ki kendi emriyle, içinde bereketler kıl-dığımız yere akıp giderdi... Onun için denizde dalgıçlık yapan ve bundan başka iş(ler) de gören şeytanlardan kimseleri de (emrine verdik)..."

 

            Elbette Allah Tealâ'nın bütün önderlere bütün mucizeleri vermesi gerekmiyor; nitekim Allah Tealâ Hz. Hud, Lut ve Şuayb peygamberlere Hz. Musa, İsa, Davud ve Süleyman'ın (a.s) mucizelerini verdiğini söylememiştir. Yine insanlar bazı peygamberlerin aralarında adaletle hükmetmelerine engel olmuşlardır. Ve yine, Hz. Musa (a.s) ve Hz. Muhammed (s.a.a) ilk başta insanların arasında hükümet etme fırsatı bulamamışlardır; oysa onlar tebliğ için görevlendirildikleri andan itibaren Allah'ın halifelerinin önde gelenlerindendi.

 

           O hâlde, Allah'ın Kitabı ve dinini tebliğ için bir vasi tayininde hilâfetle imamet biri, diğerini gerektirmektedir; oysa insanlara hükmetmeyle mucize göstermenin arasında herhangi bir zorunluluk söz konusu değildir.

 

             Binaenaleyh, halifetullah veya Allah'ın halifesi sadece Allah tarafından tebliğ için görevlendirilmiş olan kimsedir.

 

 Bunlar "halifetullah" (Allah'ın halifesi) sözcüğünün Allah'ın Kitabında geçen anlamlarıdır. "Resulullah'ın (s.a.a) halifesi" deyiminin anlamını ise daha önce Resulullah'ın (s.a.a) hadislerinde gördük. Örneğin bir hadiste şöyle geçiyordu: Resulullah (s.a.a) üç defa, "Allah'ım; halifelerime merhamet et." buyurdu. "Halifelerin kimlerdir?" diye sorulduğunda, "Benden sonra gelip benim hadisimi ve sünnetimi rivayet edenlerdir." buyurdu.

 

             Dolayısıyla, "Allah'ın halifesi" Allah Tealâ'nın, kendi dinini tebliğ etmesi için tayin etmiş olduğu kimsedir. Resulullah'ın (s.a.a) halifesi ise, Allah tarafından tayin edilmeden kendiliğinden Resul-i Ekrem'in (s.a.a) hadis ve sünnetini tebliğ eden kimsedir.

 

             Evet, Allah'ın halifesi ve Resulullah'ın (s.a.a) halifesi terimleri Allah'ın Kitabında ve Resulullah'ın (s.a.a) sünnetinde bu anlamda kullanılmıştır. Bu terimler Müslümanların arasında ise şöyle kullanılırlar:

 

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.