| Muaviye'nin Hilafeti Döneminde Temettü Umresi  Muaviye kendi hilafeti döneminde var gücüyle ilk üç halife Ebu Bekir, Ömer ve Osman'ın sünnetlerini yaşatmaya çalışıyordu. Özellikle de Ehlibeyt'i yenik düşürecek, mekteplerine muhalefet edilecek ve bilhassa Hz. Ali'ye (a.s) karşı gelinecek konularda daha fazla bir çaba sarf ediyordu. Bu, onun genel siyasetiydi. Onun ve taraftarlarının temettü umresi hususundaki girişimlerini ise rivayetler şöyle açıklıyor:  Sünen-i Neseî'de İbn Abbas'tan şöyle rivayet edilmektedir:  Muaviye halkın temettü umresi yapmasını engelliyor; oysa Resulullah (s.a.a) temettü umresi yapmıştır.  Sünen-i Dâremî'de Muhammed b. Abdullah b. Nevfel'den şöyle rivayet edilmiştir:  Hac mevsiminde Muaviye'nin Sa'd b. Malik'e, "Hacla birlikte temettü umresi yapmak konusunda görüşün nedir?" diye sorduğunu, Sa'd'ın, "Güzel bir iştir." demesi üzerine Muaviye'nin, "Ömer bunu yasaklamıştır; sen Ömer'den daha mı iyisin?!" dediğini duydum. Sa'd, Muaviye'nin bu sözüne karşı, "Ömer benden daha iyidir; fakat temettü umresini Re-sulullah (s.a.a) yapmıştır ve o da Ömer'den daha iyidir." cevabını verdi.  Bazı rivayetlerden Muaviye döneminde bu gibi girişimlerin onun kendisine has olmadığı, bilâkis bazı yardakçılarının da bu konuda ona yardımcı oldukları anlaşılmaktadır. Örneğin:  Muvatta-ı Malik, Sünen-i Neseî, Sünen-i Tirmizî, Sünen-i Bey-hakî ve diğer kaynaklarda (tabir Muvatta'nındır) Muhammed b. Abdullah b. Haris'in, Muaviye'nin hac yaptığı yılda Sa'd b. Ebî Vakkas'la Zahhak b. Kays'ın temettü umresiyle haccı birleştirme konusunda tartışıp görüş belirttiklerini duyduğu rivayet edilmiştir. Bu tartışmada Zahhak, Sa'd'a, "Umre ve haccı Allah'ın hükmüne ca-hil olan kimseden başkası birleştirmez!" dedi. Sa'd ise, "Ey kardeşimin oğlu! Çirkin bir şey söyledin!" dedi. Zahhak, "Fakat Ömer bunu yasaklamıştı." dedi. Sa'd, "Resulullah (s.a.a) böyle yaptı ve biz de onunla birlikte bu ameli yerine getirdik." şeklinde karşılık verdi.  Bu rivayette geçen Zahhak, Zahhak b. Kays el-Kureşî el-Fihrî'-dir. Bu nedenle de Sa'd ona, "Ey kardeşimin oğlu!" diye hitap etmiştir. Zahhak, Resulullah'ın (s.a.a) vefatından yedi yıl önce dünyaya gelmiş, Muaviye'nin güvenlik görevlilerinin komutanlığını üstlenmiş, savaşlarda başarılar göstermiş, Muaviye onu Emirü'l-Müminin Ali'nin (a.s) döneminde kargaşa çıkarmak için bir ordunun başında Irak'a göndermiş, o da Irak şehirlerinde yağma yapıp halktan karşılaştığını öldürmüş, hac kafilelerine saldırarak azık ve bineklerini yağmalamış ve onlardan bir grubunu kılıçtan geçirmiştir.  Muaviye'nin cenazesini defneden ve ölüm haberini Yezid'e veren kişi de odur. Yezid'in ölümünden sonra Abdullah b. Zübeyr'e bi-at etti ve Merc-i Rahit'te Mervan b. Hakem'le savaştı ve hicretin 64'üncü yılında aynı yerde öldü.  Zahhak b. Kays, Muaviye'nin yardakçılarının başta gelenlerinden biriydi. Onun Muaviye'nin yanında yer alıp, onun ipine sarılması ve Muaviye'nin isteklerini yerine getirmede ona yardımcı olması şaşırılacak bir şey değildir tabii.  Muaviye'nin bu kaydettiklerimiz dışında temettü umresini engellemek için hadis uydurmaya başvurmasına da şahit olmaktayız. Beyhakî ve Neseî kendi Sünen'lerinde şöyle kaydetmektedirler (ifade Beykahî'nindir):  Muaviye, Resulullah'ın (s.a.a) ashabından bir gruba şöyle sordu (Ebu Davud, "Resulullah'ın (s.a.a) ashabına sordu." demiştir): Resulullah'ın (s.a.a), hayvanın eğerinin altına serilen örtünün panter derisinden olmasını yasakladığını biliyor musunuz?"  Onlar, "Allah şahittir ki evet." dediler.  Muaviye, "Ben de buna tanıklık ediyorum." dedi ve sonra, "Peki Resulullah'ın (s.a.a)… altın dokumalı elbise giymeyi yasakladığını biliyor musunuz?" diye sordu.  Onlar yine, "Allah şahittir ki evet." diye cevap verdiler.  Bunun peşinden Muaviye, "Peki Resulullah'ın (s.a.a) hac ile temettü umresini bir arada yapmayı yasakladığını biliyor musunuz?!" dedi.  Onlar, "Allah şahittir ki hayır!" dediler. Muaviye, "Vallahi bu da onlar gibidir!" dedi.  İbn Kayyım bu rivayeti naklettikten sonra şöyle yazıyor:  Biz de Allah'ı tanık tutuyoruz ki bu, Muaviye'nin zihninin ürettiği hayallerden biridir veya Muaviye'ye yalan yere isnat edilmiştir. Çünkü Resulullah (s.a.a) hiçbir zaman hacla temettü umresini bir arada yapmayı yasaklamamıştır.  İbn Kayyım'ın bu sözü, Muaviye hakkındaki iyimserliğinden kay-naklanmaktadır. Bu konuda Muaviye'nin kendisinin Hz. Resu-lul-lah'tan (s.a.a) naklettiği aşağıdaki rivayet, onun ilk sözünü reddetmektedir.  Buharî ve Müslim kendi Sahih'lerinde ve Ahmed b. Hanbel Müsned'inde İbn Abbas'tan şöyle rivayet etmişlerdir (ifade Buharî'-nindir):  Muaviye bana, "Merve'de Resulullah'ın (s.a.a) saçını okumun ucuyla taksir ettiğimi (kısalttığımı) biliyor musun?" dedi. Ben, "Bunu bilmiyorum; fakat bu konu kendi aleyhine bir delildir!" dedim.*  el-Muntaka kitabında "Merve" kelimesinden sonra "fi eyyami'l-aşer" (zilhiccenin ilk on günü içinde) tabiri geçmiştir. İbn Kayyım diyor ki:  Bu, halkın Muaviye hakkında yadırgadığı ve Muaviye'nin yanlışlarından saydığı bir konudur.  Birinci rivayette, Resulullah'ın (s.a.a) ashabı Muaviye'nin sözünü reddederek Hazretin temettü umresiyle haccı bir arada yapmayı yasaklamadığına dair yemin etmektedirler; fakat Muaviye, Hz. Re-sulullah'ın (s.a.a) onu da yasakladığına yemin etmektedir! Bu rivayet, Muaviye'nin görüşüne uygun diğer rivayetin de onun döneminde uydurulduğunu göstermektedir. Biz bu konuyu bahsimizin sonunda işleyeceğiz İnşaallah.  Muaviye'nin birinci rivayetini reddeden ikinci rivayetine gelince; o bu rivayeti, kendisinin Resulullah'a (s.a.a) yakın kişilerden olduğunu, Hazretin huzurunda bulunduğunu göstermek ve bununla övünmek için uydurmuştur. Fakat bu rivayetinin kendisinin fetvası ve rivayetiyle çeliştiğini unutmuş galiba.  Muaviye, Ömer'in sünnetini ihya etme yolunda Sa'd b. Ebî Vak-kas'ın sert muhalefetiyle karşılaştı; Müslim'in kendi Sahih'inde rivayet ettiğine göre Ganim b. Kays şöyle demiştir:  Ben Sa'd b. Ebî Vakkas'tan temettü umresinin hükmünü sordum. Sa'd, "Biz temettü umresi yaparken o daha uruşta (veya arşa) kâfirdi."  "Uruş" kelimesi "urş"un çoğulu olup Mekke evleri anlamına gelir. Fakat Sa'd b. Ebî Vakkas, "uruş" değil de "arş" deyip arşın Rabbi olan Allah'ı kastetmiş olabilir. [Buradaki fark, bu kelimenin Arapça'da farklı bir şekilde harekelendirilmesinden kaynaklanıyor -müt.-]  Böylece Sa'd b. Ebî Vakkas, birçok yerde Muaviye'ye muhalefet etmiştir. Oysa o zaman mevcut sahabe arasında hiç kimse Sa'd b. Ebî Vakkas'ın makam ve mevkisine sahip değildi. O, Irak'ın fatihi ve halife Ömer'in altı kişilik şuraya seçerek halife adayı kıldığı kişilerden biriydi. İşte bu nedenle Sa'd, o dönemde hâkim hilâfet düzenine karşı çıkma gücüne sahipti. Halbuki o dönemde hayatı boyunca gerçekler karşısında sesi soluğu çıkmayan İmran b. Husayn gibi diğer sahabîler de vardı. İmran b. Husayn kendisini ölümün eşiğinde görünce sessizliğini bozup temettü umresi hakkında görüşünü açıkça belirtti. Müslim ve diğerleri bu konuyu Mutarref'ten şöyle nakletmektedirler:  İmran b. Husayn ölüm yatağında iken birini benim peşime göndererek şöyle dedi: "Sana bazı hadisler söyleyeceğim, belki benden sonra Allah seni bu hadislerden faydalandıracaksın. Ben yaşarsam, onları kimseye söyleme; fakat eğer ölürsem, istersen onları halka anlatabilirsin; çünkü benim güvencem bundadır. Bil ki Resulullah (s.a.a) hacla temettü umresini birlikte yaptı; bu hükmü kaldıran bir ayet inmedi ve Resulullah da (s.a.a) bizi ondan sakındırmadı. Ancak bir adam bu konuda canı istediğini söyledi."  Başka bir rivayette ise şöyle geçmektedir:  Bugün sana bir hadisten bahsedeceğim; ileride Allah Te-ala seni bu hadisten faydalandıracaktır. Şunu bil ki Resulul-lah (s.a.a) Ehlibeyt'inden bir gruba zilhicce ayının ilk on gününde temettü umresi yapmayı emretti. Ondan sonra bu hükmü kaldıran bir ayet inmedi ve Resulullah (s.a.a) hayatta olduğu sürece de bundan sakındırmadı. Nihayet herkes bu konuda canı istediğini söyledi.  Başka bir rivayette de, "Bir adam (Ömer) bu konuda canı istediğini söyledi." denmektedir.  * * *  Muaviye hayatta olduğu sürece bu konu böyle devam etti. Mua-viye'nin ölümünden sonra halife diye oğlu Yezid'e biat edilince, hilafetinin ilk yılında İmam Hüseyin (a.s) ile savaşıp onun Ehlibeyt'ine baskı yapmaya, peşinden de Peygamber'in şehri Medine'de sahabe ve tabiîni ezmeye başladı. Nihayet Medine'yi fethedip orada çok çirkin işler yaptı. Ardından Abdullah b. Zübeyr'le savaşmak üzere Mekke'ye yöneldi.  Yezid'in ölmesi üzerine Abdullah b. Zübeyr'e halife diye biat edildi. O da, temettü umresi konusunda var gücüyle ilk üç halifenin sünnetlerini yaşatmaya çalıştı. |