| Müt'a Nikâhını Helal Bilenler ile Haram Bilenler Arasındaki Tartışmalar  Müslim'in kendi Sahih'inde ve Beyhakî'nin de kendi Sünen'inde Urve b. Zübeyr'den naklettiğine göre, müt'a nikâhı-nın helâl olup olmadığı konusunda İbn Abbas'la Abdullah b. Zübeyr gibi bir grup arasında şiddetli tartışmalar çıkmıştır. Müslim kendi Sahih'inde Ur-ve b. Zübeyr'den şöyle rivayet eder:  Abdullah b. Zübeyr Mekke'de bir konuşmasında, "Allah'ın kalplerini de gözleri gibi kör ettiği bazı kişiler müt'anın helâl olduğuna fetva veriyorlar." diyerek İbn Abbas'a tarizde bulundu. Bunun üzerine İbn Abbas, "Sen saçmalayan zalim birisin! Kendi canıma andolsun ki müt'a, takvalılar önderinin (Resulullah'ı kast ediyor) döneminde de yapılıyordu." diye ba-ğırdı. Abdullah, "Öyleyse dene de görelim! Vallahi eğer böyle bir şey yaparsan, taşlatarak öldürtürüm seni!" şeklinde cevap verdi.  İbn Şehab diyor ki: Halid b. Muhacir b. Seyfullah bana şöyle an-lattı: Bir adamın yanında oturmuştum. O sırada biri gelip müt'anın helâl olup olmadığını sordu. O da ona müt'a yapabileceğini söyledi. Bunun üzerine Ebu Umre el-Ensarî ona, "Biraz ağır ol!" dedi. Adam, "Ne var bunda? Vallahi ben takvalıların önderi (Resulullah) zamanında da müt'a nikâhı yaptım." dedi.  * * *  Anlaşıldığı kadarıyla bu tartışma, Abdullah b. Zübeyir'in Mekke'de hüküm sürdüğü dönemde ve Beytullah'ta gerçekleşmiştir. Ve büyük bir ihtimalle bu tartışma, cuma namazı hutbesinde ve çok sayıda Müslüman'ın önünde yaşanmıştır. Çünkü bize göre İbn Abbas, katılmak zorunda kaldığı cuma namazı dışında Abdullah b. Zü-beyir'in sohbetine iştirak edecek biri değildi.  Ve yine o dönemde Abdullah b. Zübeyir ve onun düzeninde yer alan adamlarının hiçbirinin elinde Hz. Resulullah'ın (s.a.a) geçici evliliği yasakladığına dair bir belge (hadis, sünnet, onaylama) olmadığı anlaşılıyor; çünkü eğer ellerinde böyle bir belge olsaydı onunla, müt'a nikâhının takvalıların önderi (Resulullah s.a.a) döneminde yapılıyor olduğunu söyleyen İbn Abbas'a karşılık verirlerdi.  O döneme kadar sadece zor kullanarak müt'a nikâhı ve temettü umresini yasaklayan yöneticilerin tam tersine, bunların helâl olduğuna inananların konuşma ve görüşlerini açıklama fırsatı bulduklarında sürekli Hz. Resulullah'ın (s.a.a) sünnetiyle onlara karşılık verdiklerini görmekteyiz.  Bu cümleden Sahih-i Müslim, Müsned-i Ahmed b. Hanbel, Ta-yâlisî, Sünen-i Beyhakî ve diğer kaynaklarda Ebu Nazre'den şöyle rivayet edilmektedir (ifade Sahih-i Müslim'indir):  Cabir b. Abdullah-i Ensarî'nin yanında oturmuştum. O sırada biri gelerek, "İbn Abbas ve Abdullah b. Zübeyir müt'a nikâhı ve temettü umresi hakkında ihtilâf ettiler." dedi. Ca-bir şöyle dedi: "Biz Resulullah'ın (s.a.a) döneminde her ikisini yaptık; fakat daha sonra Ömer bunları yasakladı, biz de bir daha bunları yapmadık!"  Başka bir rivayette ise şöyle geçer:  Ben Cabir'e, "Abdullah b. Zübeyr müt'a nikâhını yasaklıy-or; fakat İbn Abbas onun helâl olduğuna fetva veriyor!" dedim. Cabir şöyle dedi: "Hadis mahzeni bendedir; biz Resulul-lah'ın (s.a.a) döneminde müt'a yaptık; fakat Ömer hilâfete geçince şöyle dedi: "Allah Teala istediği şeyi Peygamber'ine helâl etmiş ve Kur'ân-ı Kerim de onu onaylamıştır. Ben şim-di size hacla umreniz arasında mesafe düşürmenizi ve kadınlarla müt'a nikâhı yapmaktan sakınmanızı emrediyorum; eğer yanıma müt'a nikâhı yapan bir kişiyi getirseler, kesinlikle taşlatarak öldürtürüm onu!"  Sünen-i Beyhakî'de Cabir'in sözü şöyle kaydedilmiştir:  Biz Resulullah (s.a.a) ve Ebu Bekir'in döneminde müt'a'-dan yararlandık; fakat Ömer başa geçince aramızda bir konuşma yaparak şöyle dedi:  "Resulullah (s.a.a), bu peygamber ve Kur'ân da bu Kur'-ân'dır. Resulullah'ın (s.a.a) döneminde iki müt'a vardı ki ben onları yasaklıyorum ve insanları bu nedenle cezalandıracağım: Bunlardan biri müt'a nikâhıdır; bir kişinin bir kadını belli bir süre için nikâhladığını görmeyeyim; aksi durumda onu taşlatarak öldürtürüm; ve diğeri ise temettü haccıdır; haccınızı umrenizden ayırın; bu sizin haccınız ve umreniz için daha mükemmel ve tamamlayıcıdır." |