Perşembe 9 Şubat 2012 - 05:42

الخميس ١٧ ربيع الأول ١٤٣٣

پنجشنبه ۲۰ بهمن ۱۳۹۰ - ۰۷:۱۲

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
       

HIRKA

      Mevlevîlerin, ince kumaştan dikilmiş kıyafetlerinden biridir. Omuzlardan itibaren bedeni kaplar. Bol cübbeye benzer, kolları hayli geniş ve uzundur. Önü açık, yakasız ve düğmesizdir. Ayaklara kadar inen uzunlukta bir üst kıyafetidir. Genellikle siyah renktedir. Gri olanları da vardır.           

Boyun tarafına dikilmiş, “ters Lâm-elif ( ) teşkil eden şerit, koyu yeşil kumaştan olup, bir parmak kadar enliliktedir: Aşağıya doğru inerek eteği tamimiyle dolaşır. Bu şeritte de “istiva” denilir. “Hırkanın istivâsı (orta dikişi), ilâhi isimleri bir araya getirmeye işârettir. Zâhirde “Hattı-ı İstivâ”, Mekke'nin dışında iki saatlik mesafede bir yerin adıdır. Bâtıda ise, ma'rifete yükselerek, Hatt-ı istivâ'ya erişmektir. Mevsim şartlarına göre, keten veya yünlü kumaştan dikilir. Bu özel kıyafeti dervişler, kollarına giymeden omuzlarına alırlar. Önünü içeriden elleriyle tutup kavuşturarak bir cübbe gibi bürünürler. Kollarının giyilmemesi bir gelenektir. Ancak, namazlarda, bayramlaşmalarda ve merasimlerinde giyilir. O görüşme sona erdirdiğinde, hemen kollar çıkarılarak omuza alınır. Şeyh Efendiler ise hırkalarının kollarını, her zaman giyerler. Daha çok resmi merasimlerde ve semâ' törenlerin de giyildiği için “Resm Hırkası” da denilir. Hırka giyildiği zaman, başta sikkenin muhakkak bulunması gerekir. Dervişlerin birde “Dışarı Hırkası” vardır. Yakasız, kolları genişçe ve düzdür. Topuklara kadar iner. Resmi görevde olunmadığı ve dergah dışına çıkılacağı zamanlarda giyilir. Semâ-hanedeki devirler, hırkalı ve sikkeli olarak yapılır. Sema'a kalkılırken, hırkadan sıyrılarak, yavaşça yere bırakılır. Bu dirilişin, lâhûti âleme kanat açışın ifadesidir. Sema' sonunda Asr-ı Şerif dinlendiğinde tekrar omuza alınarak, bürülünür. “Hırka” giymeye hak ve liyakat kazanmak bir mazhariyettir. Hücre çilesini tamamlayan derviş, Şeyh Efendi'ye “Bîât”ederdi. Bunu takiben de Şeyh Efendi tarafından tekbirle “Resim Hırkası”, Özel dua, gülbank ve merasimle giydirilirdi. Böylece Şeyh ile mürid arasında son derece sağlam bir gönül irtibatı kurulmuş olurdu. “Hırka” giymek, “Şeyh Efendi”ye teslimiyetinin ifadesidir. Bunda, Asr-ı Saadet'te Sevgili Peygamber Efendimiz (s.a)'in sahabîlerine “hırka” armağan edip, giydirmesi sünnetine ittibâ vardır. Nitekim Mevlâna da bazılarına “hırka armağan etmiştir.

Konunun (el-A'raf:26) ile de irtibatı vardır. Âyet-i Kerime'de geçen “Rîş” ve “Rîyâş” kelimeleri “kıymetli Libas” anlamına gelir. “Takvç libası” ise, en hayırlı olanlardır. Bu, “ehl-i verâ”nın, zühd ve takvâ sahibi kişilerin elbiseleridir ve “Muttakî Hırkası”dır. O hırkaya bürünen, haramdan, kibirden, nefis kışkırtmalarından kaçınma imkân bulur. Ünlü mesnevi şâiri İsmail Ankaravî bunu şöyle izah eder: “Bu teslimiyetin başlangıcı, Şeyh'e boyun eğer, ona teslim olma makamında, Şeyhin elinden kisve ve hırka giymektir. “Bu takva elbisesidir. O hırkayı giyen, o hırkanın sayesinde, haramdan, kibirden, nefsin hatalarından kaçınır ve bir nevî perhiz olunur.

Bu ana fikir doğrultusunda “hırka” ile, başta Yusuf Peygamber olmak üzere, Yakup, İbrahim, İsmail Peygamberlerin hayatlarında geçen “hırka” “gömlek” motifi ile yakın alakası vardır. Bilindiği gibi hepsinde de “gömlek” koruyuculuk ve kollayıcılık vasfı ile öne çıkarılmıştır.

Burada işaret edilmesi gereken bir nokta, tasavvufû hayatta “Hırka”dan maksat, hırkanın sembolize ettiği mânevî tema, derin mânâ ve idraktir. Giyene bu şuuru vermeyen veya giydiğinde bu derin tenbih ve mânaları elde etmeyen sözde derviş için hırkanın hiçbir değeri ve hükmü kalmamış demektir. Tasavvuf sadece hırka ile kaim değildir. Önemli olan tasavvufi anlam ve idrak duygusudur. Yunus Emre'nin: “Dervişlik olaydı tâç ile hırka/Ben dâhi alırdım otuza, kırka” mısraları bu gerçeği ortaya koymaktadır. Makamlar oturanlarla, kıyafetler de giyenlerle değer kazanır. “Hırka”, bir hülledir. Manevi bir armağan, bir mazhariyet üniformasıdır. Bunun en üst derecesi Şeyh'lik hırkası, Takva, mârifet mertebelerini idrakle, Tevhid sırlarına âsinâ, Hakikat'e vâkıf olan yüce şahsın hırkasıdır.

Mevlevî'nin hırkası, “mezar”ı, tennüresi, “kefen”i, sikkesi de, “Mezar taşı”nı sembolize eder. Böylece, “ölümden önce ölmek” fikrini elde ederek, her ânında çevresine faydalı işlerle meşgul olan mübarek insan olma vasfını kazanmıştır.

Hırka giyen derviş, “mâsivâ”dan sıyrılarak, yükselmiş, örnek ve önder insandır. Bunun için buna, “Hırka ber-endâz” denilir.

Tarikat Kıyafetlerinde Sembolizm, 124.
        Bkz.Hasan Basri Çantay, Kur'ân-ı Hakîm ve Meâl-i Kerîm; Ahmet Said Matbaası, İstanbul. 1957, (İkinci baskı), 1/218..
        Bkz.Minhacu'l-Furkarâ,63.;
      A.g.e.,64

   

Total Visit: 800
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.