Perşembe 9 Şubat 2012 - 05:41

الخميس ١٧ ربيع الأول ١٤٣٣

پنجشنبه ۲۰ بهمن ۱۳۹۰ - ۰۷:۱۱

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
       

İSTİVÂ

     

Kıyafetlerde görülen düz çizgi ve şeridin adıdır. Mevlevîlikte”Şeyh”lik ve “halife”lik makamına gelmiş yüce şahsiyetlere, “istivâ” şeridi özenle yerleştirilmiş sikke, merasimle tekbirlenerek giydirilir. “İstivâ” sikkenin üstüne, önden başlayarak arkaya doğru orta yerden çekilir. 2 cm eninde, ince kumaştan bir şerittir. Sikkenin altın tarafında, tam orta yerden başlayıp, yukarıya doğru uzatılır. Tepeden aşağıya boyuna doğru, ense çukuruna dikey olacak şekilde indirilerek dikilir. Bu şerit önceleri “deri”den hazırlanırken, sonraları, günümüzdeki şekliyle, yeşil çuhadan dikilmeye başlanmıştır. “Mevlâna”nın ve o büyük mütefekkir ve mutasavvıfının “Halife”lerinin sembolüdür. Böyle sikkelere, “Külâh-ı istivâ-dâr” adı verilir. Mevlevîliğin ileri gelenlerine aittir.

İstivâ şeridi, “Hırka” konusunda temas edeceğimiz gibi, Hırka'nın kenarlarını çepeçevre dolaşacak şekilde dikilmiş olan şeride de denilir. Ensede, ( ) şekli oluşturularak tevhidi ifâde eder. “İstivâ” aslında, Arapça, “Kurulama, kaplama; Hâkim olma; eşit olma” gibi çeşitli anlamlara gelen bir kelimedir. Bir şeyin üzerinde zuhûr etmek demektir. “Araf: 54, Yunu:3, Râd:2, Ta-hâ: 5, Furkan:59, Secde:4, Hadid:4” gibi Âyet-i kerimlerden anlaşıldığı gibi “istivâ” eden “Hâlık”, istivâ edilen ise “Arş”tır. Bu hikmetli ifade, Mevlevî kültüründe son derece önemli ve ulvî mânâlara sahiptir. Tarikatte “Kemal” vasıfını kazanarak “itidal” makamına erişmiş ârîf kişilerin ulularına mahsus bir semboldür. Düz, doğru ve sonsuza kadar uzanıyormuşçasına fikir veren çizgi ile ifade edilir.

Ünlü Mevlevî-hân ve Şârih-i Mesnevi İsmail Ankaravî (ö.1631), ünlü eseri Minhâcu'l-Fukarası'nda “istivâ”yı, “adalet”in remzi olarak mânâlandırmıştır: “Tarihimizde bu adâlet sıfatı, merâtib-i istivadır. Bu mertebeye vâsıl olanlar, bu mertebeye vâsıl olduklarına dair alâmet olsun diye, başlarına bir istivâ çizgisi çekmişlerdir. O çizgiyle bir mertebeye işâret kılmışlardır. Zamanımızda bir kimsenin başına istivâ çizgisini çekmek demek: “Ben bütün sözlerimde, fiillerimde ve hallerimde müstevâ ve müstakîm olarak bu mertebeye ulaştım' demektir. “İstivâ çizgisini çeken kimsenin bu mertebeye ermesi gerekir. Orta derecedeki Mertebe, Allah'ın emirlerine itaat etmek, riyâzat ve ibadeti yapmak, oruç ve namaz devamlı olarak edâ etmek; nefse ait günahların yol açtığı karanlıkları, İlâhi nur ile aydınlatmak suretiyle elde edilecek bir mertebedir. Ender görülen bir olay olarak, büyük kabahat işleyen, önce külâhındaki “istivasını sökmek” suretiyle en ağır ceza verilmiş olurdu. Hemen arkasından da başındaki silkesi alınmak suretiyle “ser-pâ” edilirdi. Bu askerlikten ihraç edilen bir subayın apoletlerinin sökülmesi gibidir. Görüldüğü gibi “istiva” son derece köklü anlamları olan bir semboldür.

Minhâcu'l-Fukara, Çev: Sadettin Ekinci, İnsan Yayınları, Eko Matbaası, İstanbul
      A.g.e., 48.
      M.Z Pakalın, II/102...
      Bir de “Hatt-ı İstiva” vardır. Semâhânelerdeki düz, boydan boya uzanan çizgidir. Şeyh'in kırmızı postunun ucundan başlayıp, karşıdaki cümle kapısına doğru devam eden doğru ve tam çizgidir. Râh-ı Müstükım olan İslamiyet'i temsil eder. Adalet, hakimiyet, denklilik ifâdesi taşır. Bu ince ve derin anlamlarından dolayı Hatt-ı İstivâ'ya son derece saygı gösterilir. Üzerine basılmaz, Sema'a hazırlık devirlerinde ve bir taraftan, diğer tarafa geçişlerde de selâmlanıp, yavaşça atlanılarak geçilir..

   

Total Visit: 521
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.