Perşembe 29 Temmuz 2010 - 16:33

الخميس ١٨ شعبان ١٤٣١

پنجشنبه ۷ مرداد ۱۳۸۹ - ۱۸:۰۳

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    

 

İran’lı Ünlü Karikatürcü Mesud Şucâ’i İle söyleşi

 

Önsöz :

Mesud Şücâ’i TABATABA’İ 1964 yılında Tahran’da doğdu. Resim alanında lisans ve grafik alanında Y. Lisans yaptı. Bütün karikatür sanatçıları gibi bireysel ilgi ve alakası doğrultusunda önce kalem ile kağıt üzerinde çizmeye başlayan Şücâ’i devrimle birlikte karikatür alanında zirve noktaya ulaşmayı başardı. Profesyonel olarak karikatür çlışmasını duvar üzerinde başladı ve bu alnda öylesine yükseldi ki, 30 yıl sonra bir çok ödülü hakederek oldukça kabarık bir sanat dosyası bulunmaktadır :
3 yurtiçi ve 9 uluslararası karikatür ödülü, 1 yurtiçi ve 8 uluslararası karikatür yarışması jüri üyeliği, Keyhan Karikatür Dergisinin sorumlu müdürlüğü, İran Carton dergisinin editörlüğü, “iran carton” web sitesinin müdürlğü, bir çok bienalin editölüğü vs...
O şimdi İran Karkatür Evi (Hane-i Karkatü-i İran)’ın müdürü ve bu söyleşi onun çalışma bürosunda gerçekleşmiştir.

  • İlk soru olarak nasıl ve ne zamandan beri profesyonel olarak karikatür çalışması yaptığınızı anlatır misiniz ?

1980 -1981 yılında liseyi bitirdim, üniversiteye hazırlanırken kültürel devrim başladı ve üniversiteler tatil edildi. Bir yandan devrim olmuş, halk devrimi benimsiyor. Diğer taraftan yeni bir savaş başlamıştı. Böyle bir durumda herkes ülkesi ve devrimin hedefleri doğrultusunda elinden geleni yapmaya çalışıyordu. Tabii ben de bu halktan biri olarak, artık okuma imakanı olmadığı için resim ve karikatür alanındaki deneyimimden yararlanarak sözde bir şeyler yapayım dedim.
İşin iyi tarafı böyle bir çalışma için gereken alanın var olmasıydı. Sanat dilinin kavramları aktarmak için en uygun dil olduğuna inanıyordum. Dolayısı ile şehitlerin portresini duvarlar üzüerine çizerek işe koyuldum. Ayrıca karikatür alanında daha da iyi hizmet verebileceğime inanıyordum; zira şahsi eğilimim de o yöndeydi. Diğar yandan katikatür diliyle kavramları daha hızlı ve daha dikkatli muhataplara aktara bileceğime inanıyordum.

  • Savaş ve devrim atmosferinde, karikatür konusundaki becerilerini nasıl kullanmayı başardınız ?

Mehrabad havalimanına doğru uzanan duvarlar üzerine 3çarpı 3 ebadında karikatürler çizmeye başladım.

  • Neden duvar üzerine ve neden Mehrabad havalimanının çevresini seçtiniz ?

O özel atmosferde kağıt üzerinde yapılan çalışmalar tatmin edici olmuyordu. Ayrıca o dönemde ulaşmak istediğimiz hedefler için duvar üzerindeki çalışmalar en uygun olanı idi, muhataplarınız bütün halk oluyordu; bu kadar duvar arasından neden havalimanı çevresini seçmemi sorasanız, bunun özel bir nedeni vardı. Zira karikatür uluslararası bir sanat dilidir ve her kesin anlaya bileceği bir dildir.
Bir toplantıda, karikatür çalışması yapacaksak, üstelik büyük ebatta ve etkileyici olacaksa, en uygun yerin Mehrabad havalimanının çevresi olduğu kanaatine vardık. Zira o dönemde tahrana gelen her kes bizim seçtiğimiz yolu kullanmak zorundaydı. Kullanılması gereken tek istikamet olduğu için ister istemez çizilen karikatürleri görecekti. Dolayısı ile en iyi ve en etkileyici yer orasıydı ve amelde tahminizin doğru olduğunu gördük. Hatta beklediğimizden daha fazla etkili olmuştu.

  • Demek ki bunlar sizin ilk profesyonel karikatürleinizdi.

Evet her kesin tersine ilk çalışmalarımı duvar üzerine yaptıydım.

  • Yerli yabancı bir çok insanın gözü önüne sericek böylesine büyük ebatta yapılan Çalışmaların deneyim yetersizliğinden iyi karşılanmayacağından korkmadınız mı ?

Hayır o zamanlar okadar heyecanlıydık ki, hiç böyle şeyleri düşünmüyorduk. Korku falan sözkonusu değildi. İster cephelerin ön saflarında olsun ister arkasında. Her kes elinden geleni yapmaya çalışıyordu. Ben de bunu yapa bileceğime ve yapmam gerektiğine inanıyordum. Zevk, ilgi ve ihtiyaç her çalışmada ve her yerde işe yarıyordu.

  • Karikatürlerin etkili olduğunu ve ilgi gördüğünü söyledinizi; bunu nasıl anladınız ?

Etkili olacağına inanmamızın sebebi, yurtdışından gelen yabancı gazeteci ve siyasilerin İran’a giriş yaptıktan sonra bu istikameti kullanacak olmalarıydı. Tabii olarak ilk karşılaştıkları şeyler bunlar olacaktı; fakat ben bunun bu kadar ilgi göreceğini, haftalık İttilaat dergisinde çalışmaya başladığım zaman anladım. Bu derginin son derece zengin arşivini incelediğimde, bir çok çalışmalarımın “Le, Figaro”, “TIMES” ve “News Week” gibi ünlü dergilerin kapaklarında kullanıldığını görünce şaşırdım.
Bu konuya geniş yer veren dergilerden biri “ Le, Figaro” idi. Hatta bunu bir dosya halinde ele alımış ve kaç sayfalık bir yazı biçinde yansıtmıştı. Derginin kullandığı başlık çok ilginçti. “binlerce ölü kartonu çizen Mikelanjelo”. Tabii bu çok düşmanca bir tabirdi. Zira “ölü” derken bizim şehitlerimi kastediyordu! Yani bir anlamda bizimle alay etmek istemişlerdi. Bunu da doğal karşılıyordum; zira onlar bizimle olan düşmanlıklarını saddam’a yardım ederek ve bu gibi dergilerde ahbesce yazılar yazarak katnıtlamışlardı. Bizim için önemli olan boş elle sözümüzü onlara anlatmak idi ki bunu başardığımıza inanıyorduk. Onlar ise kendi imkanlarıyla bunun propagandasını yapmışlardı. Bunun yanında ne yazsalarsa yazsınlar; zira bizim lehimize yazmıyorlardı. Onları kızdıran şey nedir ? diye kendi kendime soruyordum. Karikatürlerime neden bu kadar geniş yer veriyorlardı ?
Çalıştığımız konular genelde Saddam ve ona yardım eden ülkeler idi. Amerika gibi, Sovyetler gibi, Siyonist rejim ve bir çok Avrupa ve Arab ülkeleri gibi.

  • Bu tür karikatürleri ne zamana kadar devam ettirdiniz ?

1993’e kadar. Yani iki yıl kadar. Bu tarihe kadar 22 tane karikatür çizmiştim. Sonra üniversiteler açıldı ve be öğrenime devam etmek için üniversite giriş sınavlarına katıldım. Tahran Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi resim ana bilim dalını kazandım. Bu arada ciddi oalarak karikatür alanına girdim.

  • Şu anda ülkenin en büyük kültürel olaylarından biri karikatür bienelinin düzenlenmesidir. Sizin böyle bir olayın şekillenmesinde etkin rol aldığınızı biliyoruz. Bu konuda bir az bahseder misiniz?

Evet ben ve Nirumand bey bu gibi festivallerin düzenlenmesi için bir plan hazırladık, sonra dönemin İslami Tebliğat Kurumu Sanat Alanı Müdürü Sûfi bey’e gittik. Zira onun da ulusal düzeyde karikatür yarışmasından yana olduğunu duymuştuk. Biz uluslararası düzeyde bir festivalin düzenlenmesi konusunda planımızı sunduk; onun böylesine büyük bir organizasiyon konusunda şüpheli yaklaşımına da güçlü deliller sunduk. Israrla yapabileceğimizi söyledik. Çok ısrar ettikten sonra onu ikna etmeyi başardık. Böylece ilk uluslararası karikatür yarışmasını 1993 yılında Sn. Nirumand’in koordinetörlüğünde 43 ülkenin katılımı ile düzenledik. Bu günlerde ise dokuzuncusunu düzenlemee hazırlanıyoruz.

  • Bu oalyı nasıl değerlendiriyorsunuz ?

İstatistiksel olarak iyi bir ilerleme olduğunu söyleye bilirim. Katılan ülkelerin sayısı 43 ülekeden 85 ülkeye yükselmiştir. Şu anda dünyada düzenlenen karikatür yarışmaları arasında İran Karikatür Festivali üç büyük festival arasında yer almaktadır. (Türkiye ve Portekiz’le birlikte)
Bir önemli nokta da şudur ki 5. Bienaliden sonra dağıtılan 5 yılıdızın beşi de bizim festivale layık görülmüştür.

  • Halihazırda İran karikatürü dünya sıralamasında hangi düzeyde ?

İran Karikatür Bienali karikatürümüzün uluslararası alandaki gerçek konumunu yansıttğına inanıyorum. Dediğim gibi dünyanın üç büyük karikatür festivalinden biryiz. (şu anda bienali kataloglarında yer alan karikatürlerin yüzde altmışı İran’lı sanatçılara aittr).
İran’lı karikatürcüler dünyada büyük bir yere sahiptirler. Nitekim bazıları sadece ilk adlarıyla tanınıyorlar. Karikatür sanatçılarımız her haftada çeşitli yarışmalardan ortlama iki ödül kazanıyorlar. Bu faal ve güçlü varlığın gerçekliğini dünyanın ünlü karikatürcülerinin dilinden öğrenmek mümkündür. Örmeğin Romanya’lı bir karikatürcü bana şöyle diyordu : “ben, Mesud isminden korkuyorum; zira elime aldığım bütün kataloglarda (uluslararası yarışmalarda ödül kazanan karikatürler kataloğu) onun karikatürleriyle karşılaşıyorum.”!! Mesud’dan maksat ben değil “Mesud Ziyayi” idi. Uluslararası yarışmalardan 70-80 odül kazanmış İsfahan’lı hoş bir karikatür sanaçısıdır. Demek istiyordu ki Mesud, ödülleri başkalarına kaptırmıyor!

  • Bilindiği gibi bir de siteniz vardır. Ondan bir az bahseder misisniz ?

Evet, 2000 yılında “iran karton” sitesinin kurduk. Geçtiğimiz sene dünyada en iyi kaynak site olarak seçildi.
Bu sitenin senelik 42 milyon okuyucusu ver ve bu çok büyük bir rakamdır. Başlangıçta sadece İngilizce hizmet veriyordu fakat bir kaç senedir ki Farsça bölümü de açılmıştır. Her iki bölümü de çok muteber siteler arasında yer almaktadır.

  • Sitenin içiriği ile ilgili bilgi verir misiniz?

Karikatür sanatıyla ilgili her şey var sitemizde; haber, söyleşi, yarışma duyurusu, festivaller, İran’lı ve yabancı karikatürcülerin tanıtımı vs.

  • Dünyanın en iyi karikatürleri hangi ülkeye ait ?

Brezilya, İran, Türkiye ve Çin. Tabii Polonya’da da çok iyi karikatürcüler vardır; Ancak kendilerine has özellikleriyle.

  • Bazılarına göre günümüzde karikatür sanatında kopya çekmek yaygınlaşmıştır ve bu da çalışmaların kalitesini düşürmekte ve sanatçıların gerçek gücü ve çalışma düzeyini zedelemektedir. Tabii bunlar yaptıkları şey için delil sunuyorlar; örneğin yıllarca emek vermiş profesyonel İran’lı veya yabancı karikatür sanatçılarının yanında festivallerde çok iyi çalışmalar sergileyen oldukça genç karikatürcülere de ratlıyorusunuz,; hatta ödül bile alıyorlar. Bu başlı başına kıskançlığa neden oluyor, zira iyi bir karikatürcü veya ressam olmak için yıllarca çalışmak gerekir! Siz bu konuda ne dersiniz ?

Bu iddialara cevabım şudur ki, kopyalamaktan ziyade benzerlikler soz konusudur.
Biz Tahran bienalinde de buna tanık oluyoruz. Aynı zamanda farkılı ülkeler hatta farklı kıtalardan konu olarak birbirine bezeyen çok sayıda karikatür geliyor. Bazen uygulama da aynı oluyor. Bunlar kopyalama değil, kaçınılmaz benzerliklerdir. Kopyalama olmaz diye bir iddia da bulunmuyorum, maalasef vardır. Fakat bu konuda uzmanca görüş belirten “karikatür evi” olarak bunu önlemeye çalışıyoruz. Ancak bence bazılarının iddia ettiği kadar yaygın değildir.
Yani daha çok bezerlik soz konusudur. Bu da tecrübesizlikten kaynaklanıyor. Gençler ilk itibalardan sonuş almaya çalışıyor ve ikna oluyorlar. Biz bunları hemen siteye koyuyoruz, ancak yine bekıyoruz ki hem bakış açısı henm de çizim uslubu olarak birbirleriyle farklılaşıyor. Bu konuda etkili olan başka bir konu daha vardır; bu da her gün onlarca karikatür görmemizden kaynaklanan bir durumdur. Örneğin ben her gün en az 100 karikatür görüyorum ve bu karikatürler benim beynimin arka planına yanısıyor. Çizmeye başladığımda arka palnda oluşan çizimlerden biri aklıma gelibilyor ve ben farkında olmadan kendi beynimin tasarladığını düşünüyorum. Bu kopyalama değildir. Binlerce karikatürün çizildiği bir ortamda benzerlikleri olması kaçınılmazdır. Dolayısı ile çok fazla takılmamak gerekir.

  • Bir yarışma sırasında (karikatür bienali gibi) bir karükatürün benzerlik değil gerçekten kopyalama olduğunu anladığınız zaman ne yapıyorsunuz ?

Kimseyele şakamız yok. Kaçınılmaz bir benzerlik olduğunu görürsek, onu hemen siteye koyarız. Bir iki çalışa kopyalanmış olursa bunu görmezden gelebiliriz ancak aynı adamın üç dört çalışması yabancı bir sanatçıdan kopya yapıldığını görürsek, hemen siteye koyarız ve bu onun için baş belası olur. Bazıları, “neden siteye koyup kopya olduklarını açıklıyoruz” diye bizi eleştiriyorlar. Fakat bizim amacımız sanatçıları kötülemek değil, gençlerimizi kendi kabiliyetleri ve yaratıcılıklarını kullanarak çizmeye teşvik etmektir. Zira gençlerimizin böyle bir kabiliyeti olduğunua, kopya yapmaya ihtiyaçları olmadığına inanıyoruz.
Umarım bir daha bu gibi tartışmalar olmaz; oysa insan hata işleyebilir ve bazen örneğim falan hocanın eserini kopyalama hevesine kapılabilir. Umarım bu duygu bizm çocuklarımızda olmaz, ve onlar kendi yaratıcılıklarına ve kabiliyetlerine inanırlar. Biz de onlara güveniyoruz. Nitekim gençken bize de güniliyordu.

  • Haddinden fazal güvenmek sun’i bir gençleşmeyi beraberinde getirmez mi ? yani deniyimli bir hocanın gittiği yolu katetmeden deyim yerindeyse “mürekkep yalamadan” kendini hoca olarak görme hissine kapılmamaz mı ? bir anlamda kibirlenmesine sebep olmaz mı ? halihazırda 100 karikatür sanatçısının olması neyi ifade ediyor. Nitelikten ziyade niceliğe önem verdiğinizi göstermiyor mu ?

Hayır; ben bu konuda size katılmıyorum; zira hoşgörülü olmak gerekir. Şu anda karikatür sanatına ilgi duyan ve bu alanda faaliyet gösteren 10,000 kişi vardır. Fakat –iran carton dergisine de abone olan- iyi sanatçı sayısı 600 kişidir. Bunlardan belki yüzde bir veya ikisi başkalarından etkilenmiş olabilirler. Hepisine aynı gözle bakmak doğru olmaz diye düşünüyorum. Bir atasözü vardır : “bardağın boş olan yarısını değil dolu olan yarısını görmek gerekir.”

  • Bazılarına göre gazete çalışmaları bir nevi piyasa çalışması gibi değersizdir; aksine festival çalışmaları kaliteli ve kalıcıdır. Siz ne düşünüyorsunuz ? bunlar arasındaki farka da değinirseniz memnun oluruz.

Ben buna katılmıyorum ve herbirini kendine özel değeri ve konumu olduğuna inanıyorum. Belki de gazete karikatürcüsü daha üstün konumdadır. Gazete çalışmaları için dinamik bir beyine ihtiyaç vardır. Günlük meseleleri takipeden iyi analiz edip kavrayan ve bunları gazete yöneticilerinin kabul edebileceği karikatür kalıbına dökebilen yaratıcı bir beyni gerektirir. İnce düşünmek ve hızlı çalışabilmek böyle bir karikatürcünün işini daha da zorlaştırır. Bunu başarabilmek için çok güçlü ve profesyonel olmak gerekir. Yarışma ve festival için çizilen karikatürler ise kendilerine has değere sahiptirler. Bunların kalıcı olduğunu düşünenler belirli bir zamana bağlı olmadıkları içindir. Festival gibi etkinliklere katılmak için karikatürcünün yeteri kadar zamanaı vardır. İyi bir çizim için, bütün enerji ve dikkatini harcıyor, çeşitlik teknik yöntemlerden yararlanıyor. Diğer yandan gazete çalışmaları bazen siparişle yapılıyor ve bu da işin zorlşmasına sebep oluyor. Oysa festival çalışmaları için böyle bir şey söz konusu değildir. Ancak kendine haz zorlıkları yok değildir. Bunları bir yana bırakırsak, dünyanın en iyi karikatürcülerinin gazete karikatürcüleri olduğunu söyleye biliriz.

  • Bahsettiğiniz 600 karikatür sanatçımız gazeteci mi yoksa festivalci midirler ?

Bizim genç karikatürcülerimiz daha çok yarışmalara ve sergilere çalışıyor; bu yüzden katıldıkları her yarışmadan ödül kazanıyorlar. Karikatür evinde (derneği) sunduğumuz eğitim programları da buna yöneliktir. Tabii bunun başarılı olduğunu söyleye biliriz; zira çeşitli kataloglarda basılan İran karikatürcülerinin eserleri bunu göstermektedir.
Tabii karikatürcülerimizin festivallere yönelik çalışmaları ve gazete çalışmalarından uzak olmaları iyi bir olay değildir.

  • Ne yapmak lazım, gazete sayısı az ve karikatürcü sayısı fazla olması çalışma olanaklarını kısıtlamış durumdadır. Gazetelerde çalışma olanağı olmadığı için yarışma, festival ve sergi gibi etkinliklere çalışmak gayet normaldır. (bunlar da olmazsa ne yapmak gerekir ?!) dolayısı ile karikatür piyasasının iyi durumda olduğunu söyleyemeyiz.

Evet, aynen öyle. Karikatür sanatçılarımızın karşı karşıya kaldıkları en büyük sorunlardan biri budur. Profesyonel (geçimini bu yoldan temin etmek anlamında) karikatürcülarimizin sayısı oldukça azdır. Belkide 20 kişiyi dahi geçmez. Dolayısı ile sanatçılarımızın büyük çoğunluğu enimasyon, kapak çalışması vb. işlere yönelmektedirler.

  • Bu sadece gazete azlığından mı kaynaklanıyor ?

Bir nedeni gazetenin az olmasıdır. Başka etkenler de var, örneğin gazetelerin karikatür çalışmalarına ödedikleri düşük ücret. Bu ücretler onların geçimini karşılamıyor. Bir başka nedeni ise gazetelerin ücret ödemeden yabancı eserlerden yararlana bilmesidir. Dolayısı ile yerli eserlerden yararlanma isteği de düşüyor. Bunu önleyecek bazı değişiklikler olursa, örneğin telif hakkı uygulaması, ücretlerin yükseltilmesi ve karikatürün gerçek değerinin gazeteler tarafından anlaşılması, durum bieaz değişir diye düşünüyorum.

  • Bunlar nasıl halledilibilir ? kim gündeme getirmeli ? karikatür sanatçılarının bu gibi sorunlarını takipedecek bir sendika, dernek ve ya benzeri kuruluşu var mı ?

Maalasef hayır. Biz karikatür sanatçıları olarak bir sendikamız yoktur. Gerçi biz bir süre önce Keyhan Karikatür dergisinde bir dernek kurumak için tüzük hazırladık; fakat ben şahsen bunu gündeme getitmiş olsaydım ve tabii ki sorumluluğunu üstlenseydim, karşı çıkanlarla karşılaşa bilirdim. Diğer taraftan karikatür sanatı ile ilgili bütün işleri bir kişinin yürütmesi heç de doğru bir duygu değildir. Kaldı ki benim de enerjim sınırlıdır ve bu enerjiyi sonuç getirecek işlere harcamam gerekiyor. Gönlüm isterdi ki diğerleri meydana gelip bu bayrağı taşısalardı.

  • Her hangi birine teklifte bulununuz ?

Evet ben defalarca çeşitli sitelerde bunu bildirdim (ister başkent Tahran’dan olsun ister taşradan) gelsinler, biz de yardım ederiz diye. Ama maalasef sonuç alamadık. Ben ise bundan fazla ne enerjim var ne de zamanım. Zaten site bütün zamanımı alıyor. Ayrıca Keyhan Karikatür dergisi, vs ...

  • Demek ki Said Şucâ’i olmasa hiç bir iş yürümez mi ?

Maalasef bu ciddi bir sorundur. Örneğin karikatür bienali; önceki dönemlerde ben ve Sn. Nirumand kesintisiz olarak bunu üstleniyorduk; bu sene Sn. Nirumand çok yoğun olduğu için ve ben de şahsi meşgalemden dolayı bunu yapamaıyacağımızı bildirdik. Fakat maalasef görüyoruz ki katılım çağrısı ertenmiş ve kimse de sorumluluk kabul etmiyor. Yinede kendimiz kollarımızı sıvamak zorundayız. Yeni sekreter belirleninceya kadar işler Allah’ın yardımı ile biraz ilerler diye.

  • Sizin çeşitli sorumluluklarınız vardır, bu kadar yoğun çalışma sanatsal çalışmalarınızı olumsuz etkilemiyor mu ?

Tabii ki etkiliyor. Şimdi artık bu sorumlulukları devralacak birilerini bekliyorum. Biraz da sanat çalışmalarıma zaman ayırmak istiyorum. Başlatıp yarıda bıraktığım bir çok çalışmam var.

  • Enimasyon da çaılıyor musunuz ?

Oğlum çalışıyor ve ben keyf alıyorum.

  • Kendiniz nasıl ?

Daha önce kısa süreliğine çalışmıştım, hatta bir animasyon filmi de yaptım. Bir festivale katıldı; bir kaç atolye çalışması da düzenledik. Ama şimdi artık çalışmıyorum; zira karikatür çalışmaları ve icra’i işler bütüm zaman ve enerjimi alıyor.

  • Bu günlerde ne işle meşgul oluyorsunuz ?

Rutin çalışmaları ve siteyi güncelleştirmenin dışında karikatür bienali ile ilgili çalışmaları yürütüyorum.

  • Bienal ne zaman düzenlenecek ?

Eser gönderme tarihi 22 Ekim 2009’dur. 22 Kasım – 11 Aralık 2009 günleri arasında Sanat Akademisinde sergil düzenlenecek; 11 Aralıkta da kapanış gerçekleşecektir.

Total Visit: 334
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.