Müslümanlar arasinda mest ve çoraba meshetme hakkinda çesitli görüsler vardir. Onlarin hepsini teferruatiyla burada zikretmek bu yazinin hacmini asmaktadir. Ehl-i Beyt mektebine bagli olan Sia ulemasi ve Ehl-i Sünnet alimlerinden bir çogu, bunun câizcaiz olmadigina inanmaktadirlar. Ama Ehl-i Sünnet mektebinin bazi alimleri, ise bunun câizcaiz olduguna inanmaktadirlar. Cââiz olduguna inanlar, ise meshedilecek mestin siniri, tayini, sifati, zamani, sarti ve ayaktan çikarilinca abdestin bozulup bozulmayacagi hakkinda farkli görüslere sahiptirler. Genelde Ehl-i Sünnet alimleri mest ve çoraba meshetmek hakkinda su üç görüsten birini savunmuslardir: a) Mutlak olaraka câizdir; ister yolculukta olsun, ister olmasin. b) Sadece yolculukta câizdir. c) Mutlak sekilde câiz degildir. Çünkü dinde sabvit olmamistir. [1] Bu üç görüs, Sadrilevvel ve Malik'ten nakl olunmustur. Ama Imamiyye sSiasi, Pâk Ehl-i Beyt Imamlarina uyarak, daima, ayakkabiya meshetmeyi, ister yolculukta olsun, ister olmasin câizcaiz bilmemislerdir. Buna delilleri de Allah-u Teala'nin buyurdugu su ayettir: "Basiniza ve mafsala kadar ayaklariniza meshedin.". "Ayaklariginiza meshedin." sözü, bizzat ayagin kendisine meshetmeyi gerektirir. O halde, ayakkabiya meshetmek nereden çikti? Acaba bu ayet, mensuh mu olmustur? Yoksa bu ayet, mütesabih ayetlerden midir? Hayir, kesinlikle böyle degildir. Bu ayet, ne nesh olmustur, ne de mütesabih ayetlerdendir. Alimlerin ittifakiyla apaçik muhkem ayetlerdendir. Mâaide sSuresindeki bir ayet hariç, diger ayetlerin mensuh olmadigina dair müfessirler icma etmislerdir. Mensuh oldugu söylenen ayet ise sudur: "Ey iman edenler!, Allah'in siarlarina (dinî sembollere, nisane veya menasik) ... saygisizlik etmeyin." (Mâide / 2) Iste S b Bazilari, bbu ayetin mensuh oldugunu söylemislerditir. S Ayakkabiya meshetmenin câizcaizligine delalet eden hadis ve rivayetlere gelince;, bunlar bizce sabit degillerdir. Buna ragmen, bir takim deliller de onlarin zayif ve dogru olmadigini göstermektedir: a) Bu çesit hadisler, Kur'an ve bir takim sahih hadislerle muhaliftir. Resulullah (s.a.a) buyurmustur ki: "Benden size bir hadis nakl edildiginde onu Allah'in kKitabi'na sunun; onunla uyum içerisinde olursa, onu kabul edin;, aksi takdirde onu reddedin." b) Bu çesit hadisler,- birbirkendileriyle çeliski içerisindedirler. Bundan dolayi o hadislere göre amel edenler arasinda az önce degindigimiz gibi oldukça ihtilaf vardir. Onlarin bu degisik çeliskili sözgörüsleri, o çeliskili rivayetlerden kaynaklanmaktadir. Çünkü onlar, bu degisik görüslerinde o çesit çeliskiliili hadislere dayanmaktadirlar. onlarin müstenedinde vaki olmustur. c) Ehl-i Beyt mektebinin alimleri, Mâasum Ehl-i Beyt Imamlarini takip ederek, na'leyn, çorap, mest vb. gibi ayaga meshetmeye mani olan her seye meshetminin câizcaiz olmadigina icma etmislerdir. Imamiyye sSiasi yoluyla naklolunan hadisler, Ehl-i Sünnet yoluyla, ayakkabiya meshetmenin cevazina dair nakledilen hadislerle açikça tezat içerisindedir. Hadisler çelistiginde genel ve kesin kural sudur: ki, hHadisler senedt ve delalet yönünden esit oldugunda Allah'in kKitabi'nyla uygun olan hadisler, digerlerinden öne geçirilir. Bu konuda Ehl-i Beyt yoluyla gelen hadisler, Allah'in Kitabi'yla uyum içerisinde olmakla birlikte, diger yollarla gelen hadisler, Ama kesinlikle Resulullah'in agir emaneti, Kur'an'in esi, ümmetin kurtulus gemisi, ve onlarin hitta kapisi ve ihtilaftan güvencesi olan Ehl-i Beyt'in hadisleriyle esit olamazlar.bilecek hadis var midir? d) Eger ayakkabiya meshetmekle ilgili hadisler dogru olsaydi, her zaman ve her yerde mütevatir olarak en naklolunmasi gerekirdi. Çünkü abdest,te ayagin taharet ve temizliginin bilinmesine duyulan ihtiyaç -daha önce degindigimiz gibi- her erkek ve kadin - erkek her Müslümanin her gün için genel bir ihtiyaç duydugu bir ameldir; onunla ilgili hükümleri herkesin bilmesi kadar dogal bir sey olamaz.ti. Her gece gündüz, yolculukta ve gayri yolculukta ona ihtiyaç duyuyordu. Eger ayet-i kerimede söz konusu olan nin delalet ettigi mesh, ayaklara degil de ayakkabiya den diger mesh kast olunmus olsaydi, Mmüslümanlarkellefler, Peygamber'in zamaninda ve O'ondan sonraki zamanlarda, özellikle bu amel sirf bir ibadet oldugundan arak geldiginden dolayi, onu mutlaka ögrenmis olurlardi. Durum böyle olmadigindan göredolayi, bu çesit hadislerin zayif ve geçersiz oldugu masi bizim için asikâar ve malum oluyor. e) Bu çesit hadislerin dogru oldugunu bile farz etsek bile, Mâide Ssuresindeki abdest ayetiyle mensuh olmasi gerekir. Çünkü bu sure, en son nazil olan suredir. Allah-u Teala bu suredyle dinini kâamil ettiginimis, nimetini tamamladiginimis ve bir din olarak Islam'a razi oldugunu bildirmistirmustur. Öyleyse ondaki farz ve haramlari, kiyamete dek farz ve haramdir. Ümm'ül- müuminin Aise de su rivayette buna deginmistir: "Aise, hac seferinde kendisini ziyaret eden Cübeyr bin Nüfeyr'e söyle dedi: 'Ya Cübeyr, Mâide Ssuresini okuyor musun?' Cübeyr; 'Evet, okuyorum.' dedi. Bunun üzerine Aise; 'Bil ki, Mâide sSuresi en son nazil olan suredir;, onun helaliniini helal, haramini da haram bilin."' dedi." Ama Ehl-i Sünnet alimleri, Mâide Ssuresi nazil olduktan sonra, ayakkabiya meshetmenin hükmünün baki kaldigina inanarak Cerir'in rivayetine hadisine temessük etmislerdir. Rivayet Hadis söyledir: "Cerir idrar ettikten sonra abdest alip ayakkabisina meshettiginde;, 'nNeden böyle yapiyorsun?' dediklerinde; '"Ben Resulullah'in, kaza-iyi hacetten sonra abdest alip ayakkabisina meshettigini gördüm".' dedi." Müslim, bu rivayeti hadisi nakletmis ve Ehl-i Sünnet alimlerinin bu rivayete hadise taaccüp ettiklerini, ama ve Cerir'in, Mâide Ssuresi nazil olduktan sonra iman gettirdigini ve bundan dolayi da o rivayetinin hadisin yorumlanabilecegini bildirmistir. Ama gerçek su kNe var ki i Cerir, Mâide Ssuresi inmeden önce iman getirmistir. Çünkü Cerir, Veda Haccinda Hz. Resulullah'in huzurunda idi. el-Isabe kitabinin Sahihayn'dan naklettigine göre, Resulullah (s.a.a) o gün, sözünü dinlesinler diye halki susturmasi için ona görev vemretmistir. Binaenaleyh, onun iman getirmesi, Veda Haccindan öncedir. Mâide sSuresinin inisi ise kesinlikle Veda Haccindan önce degildir. Tabaranî, Cerir'den (el-Isabe'de onun hal tercümesinde oldugu gibi) söyle nakletmistir: "Resullah (s.a.a) buyurdular ki: '"Kardesiniz Necasî öldü.' " S Necasî'nin ölümü kesinlikle Hhicretin onuncu yili ve Mâide sSuresinin inisinden öncedir. Kastalanî, burada garip bir tesebbüste bulunmustur. O, ayakkabiya meshetmek konusundan bahsederken söyle demistir:. "Ayakkabiya meshetmek mensuh olmamistir. Çünkü Hz. Peygamber'in son gazvesi olan Tebûuk gazvesinde o Hazretin Peygamber'in, ayakkabisina meshettigini Mugayre'nin hadisi açikça bildirmektedir. Mâide sSuresi ise Mureysî' gazvesinde nazil olmustur..." Mureysî' gazvesi, Beni'îl-mMustalak gazvesinin aynisidir. Bu gazve, Hicretin besinci yili, Saban ay'inin ikisinde, vaki olmustur. Buhari'nin UkbeAkabe'den naklettigine göre ise hHicretin dördündecü yilinda, -Nevevî de "Ravza" kitabinda bunu kabul etmistir- bazilarina göre de hHicretin altisindaci yilinda vaki olmustur. Oysa Mâide sSuresi ve diger bir çok sureler o gazveden sonra nazil olmustur. Mureysî', gazvesinde nazil olan, teyemmüm ayetidir;, bu ayet de Nisa sSuresindedir. Ayetin meali söyledir: S "Eger hasta veya yolculukta iseniz, ya da sizden biriniz ayak yolundan (hacet yerinden) gelmisseniz, yahut kadinlara dokunmus da su bulamamissaniz, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin;, (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize sürün. Süphesiz, Allah bagislayandir, esirgeyendir." Bu hususta Aise'den rivayet vardir. Vahidî, "Esbab'-un- Nüzul" adli kitabinda o rivayeti nakletmistir. O kitaba müracaat etmekle, Kastalanî'nin, gerçekten teyemmüm ayetiyle abdest ayetini karistirdigini göreceksiniz. Üstelik bizler, Mugîayre ve Cerir gibi kimselerin rivayetleriyle hadislerinden ihticaç etmiyoruz. Yakinda, Mugîayre ve Cerir gibileri hakkindaki süphemize sebep olan seylere vâakif olacaksiniz. f) Ilmîi yönü itibariyla Ehl-i Sünnet nezdinde büyük bir makami olan Ümm'-ül- Müminin Aise, aAyakkabiya meshetmeyi siddetle reddetmektedir. Ümmetin bilgini, Kkitap ve sünnetin heybesi olan Ibn-i Abbas da ayakkabiya meshetmeye karsi çikmistir. Aise ve Ibn-i Abbas ayaga meshetmeyi, inkâar edenlere karsi bir kizgin kimsenin saldirisi gibi saldirarak ayakkabiya meshetmeyi sert bir sekilde reddetmislerdir. Asie'nin bu husustaki su sözüne bir göz atalim mi:? "Ayakkabilarima meshetmektense, ayaklarimin kesilmesi baenace daha sevimlidir." Ibn-i Abbas da bu hususta söyle diyor: "Esegin derisine meshetmek, benim için ayakkabilara meshetmekten daha sevimlidir." Acaba bu çesit inkâara ragmen, yine de o hadislerin itibari kalir mi?! Hayir;, kesinlikle kalmaz., Bbunlar, özellikle Aise'nin ihtiraminin korunmasiyla asla bagdasmaz. Zayif ve dogru hadisleri iyice taniyan bu Bu sahsiyetlerin, ayakkabiya meshetme hakkindaki bu çesit sözlerine ragmen, bunca geçen asir ve zamandan sonra ayakkabiyai meshetmekle ilgili hadislere yine de güvenmek mümkün müdür acaba?! Kim, taassuptan uzak bir sekilde, Resulullah'in (s.a.a)'in vasileri olan Ehl-i Beyt Imamlarinin ve Resulullah (s.a.a)'in iki yakininin, yâani esi ve ve amcasi oglunun ve diger Ehl-i Beyt Iimamlarinin ayakkabiya meshetmeyi reddetmek hususundaki akkindaki sözlerine bakacak olursa, ayakkabiya meshetmekle ilgili hadisler hususunda sekketmekten baska çaresi kalmayacaktir. Ve Iste bunca muhalefetlere ragmen, "Bbu çesit hadisler, mütevatirdir." seklindeki sözün de çok saçma bir söz oldugunu anlamis olacaktir. Acaba bir hadisin tevatür haddine ulasip da bunca taninmis, salih ve sadik katipmselerin ondan habersiz kalmalari veya habersizmis gibi görünmeleri mümkün müdür?! Allah'im! Sen münezzehsin; (bilirsin ki,) bu büyük bir iftiradir. Eger bu çesit hadisler mütevatir olarak naklolunsaydi, Abdullah bin Ömer, ve Imam Malik -ondan naklettigi bir rivayette- ve onlardain disinda hariç diger seçkin ve mümin sahsiyetler, onlari inkâar ve reddetmezlerdi. En mantiksiz ve saçma söz de; "Ben ayakkabisina meshetmeyenin kâafir olacagindan korkuyorum." diyen kimsenin sözüdür." Oysa Nakledilene göre ayakkabiya meshetmek, ne usul-üu dindendir, ne füru-u dindendir, ne de ümmetin icmasiyla kKitap ve sünnettin farz kildigi seylerdendir. O, ancak bazi Mmüslümanlarin yaninda sirf bir ruhsattir. O halde, abdest ayetinin farz kildigi seye amel ederek onu (ayakkabiya meshetmeyik) terkedenlerin suçu nedir?! Süphesiz, bütün kible ehli, abdest ayetinin iktiza ettigi emre uyarak yapilan amelin dogru ve ona göre kilinan namazin geçerli olduguna icma ve ittifak etmislerdir. Ama ayakkabiya meshetmek böyle degildir. Çünkü abdestte ayakkabiya meshetmek ve o abdestle namaz kilmak, bazi mMüslümanlarca dogru, diger bazi mMüslümanlara göre ise batildir. Her halükârdahalukarda bu mesele üzerinde Mmüslümanlarin ittifaki yoktur. Durum bu iken, acaba ihtiyata göre amel eden kimsenin küfre düsmesinden mi korkulmalidir?! Ey Mmüslümanlar!, Aayakkabiya meshetmeyi câizcaiz bilmeyen, Hz. Ali, Âise, Ali, Ibn-i Abbas ve diger Ehl-i Beyt Iimamlari hakkinda bu kimselerin sizin görüsünüz nedir acaba?! Meshedilecek yerin sinirina gelince;, bu hususta danun hakkinda çesitli görüsler vardir. Bazilari, mestin üst kisminai meshetmeyi farz, alt kisminai meshetmeyi ise müstahap; , bazilari sadece üstünün meshedilmesini farz, altinin meshedilmesinin ise ne farz ne de müstahap; bazilari da alt ve üstünün meshedilmesini farz-i tahyiri bilmislerdir. Mesh edilecek yerin çesitdine gelince; ayakkabiyai meshetmeyi câiz bilenler, çoraba meshetme konusunda ihtilaf etmislerdir. Bazilari onu câizcaiz bilip bazilari ise câizcaiz bilmemislerdir. Mestin sifatina gelince; yirtik ayakkabiya meshetmek hakkinda ihtilaf etmislerdir. Bazilari, yirtik ayakkabiya, ' mest' denildigi sürece, yirtigi çok bile olsa bile meshedilmesini câizcaiz görmüslerdir. Bazilari,- mestin ön tarafi yirtik olursa, bu yirtik az bile olsa bile, ona meshedilmesini câizcaiz görmemislerdir. Bazilari da, mestin yirtigi az oldugu takdirde ona meshetmeyi câizcaiz bilmislerdir. Meshin zamanina gelince; bunda da görüs ihtilafi vardir. Bazilari, onun belli bir zamanla sinirlanmadigini ve ayakkabiyi çikarmadikça veya cünüup olmadikça ona meshetdilmesinin sakincasi olmadigini söylemislerdtir. Bazilari da, ona meshetdilmenin, yolcu olan kimse için özel bir zaman, yolcu olmayan kimse içinse diger bir zamanla sinirlandigini söylemislerdtir. S Ayakkabininya meshetmenin sartina gelince; ayakkabi giyildigi zaman erken mest temiz olmalidir. Ehl-i Sünnet alimlerinin çogu bunu sart bilmistir. Ama Malik bunu sart bilmemektedir. "(Bir kimse ayagini yikayip da ayakkabiyi giyer ve sonra abdestini tamamlarsa, onun o yikamasi yeterli mi, yoksa mestin üzerine meshet de çekmesi mi gerekir?" Bu meselede de iki görüs vardir. Mestin ayaktan çikarilinca abdestin bozulup bozulmayacagina gelince; bazilari, ayakkabiyi ayaktan çikarmanin abdesti bozdugunu söylemislerdtir. Ama bazilari, bir hades yapmadikça, ayakkabiyi çikarmakla abdestin bozulmadigini ve ayagini yikamasinin gerekli olmadigini söylemislerdtir. Bazilari, ayakkabiyi çikarmakla abdestin bozulmayacagini vurgulamisdir. Bazilari da, ayakkabiyi çikardiktan sonra ayagini yikarsa, abdesttinin baki kalacagini, ama ayagini yikamaksizin namaz kilarsa, ayagini yikadiktan sonra namazi iade etmesinin gerekli oldugunu söylemislerdir. Ehl-i Sünnet arasinda, ayakkabiya meshetmekle ilgili birbirinden farkliyle zit çesitli görüs ve bahisler vardir. Ama onlari teferruatiyla zikretmeyi gerekli görmüyoruz.
|