Çarsamba 23 Mayıs 2012 - 04:35

الأربعاء ٣ رجب ١٤٣٣

چهارشنبه ۳ خرداد ۱۳۹۱ - ۰۶:۰۵

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 

 Mekke'ye İlk Yolculuğum

 

           Mekke-i Mükerreme'ye ilk yolculuğumu, Kral Abdülaziz Âl-i Suud döneminde yapmıştım. Irak hacılarından oluşan kâfilemiz, A-rabistan'ın Ramah şehrine vardığında, orada 24 saat konaklamıştı. Bu süre zarfında, konakladığımız bölgedeki camide cemaat namazlarına katılıyor, oranın ahalisiyle birlikte namaz kılıyorduk. Biz, o şehirden ayrılırken, oranın ahalisinden bazıları da etrafımızda toplanarak bizim hareketimizi izliyordu.

           Aralarından, oranın ileri gelenlerinden ve aydınlarından olduğu her hâlinden belli olan biri çıkıp hemşerilerini muhatap alarak, bizlere işaret etti ve âvâmî lehçesiyle, "Bunların hepsi müşriktir... Bunlar Hasan ve Hüseyin'e ağlıyorlar..." dedi. Sonra beni göstererek sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu adam da bunların imamı ve önderidir. Elime düşseydi başını keser, kanını içer-dim."

           Aramızdan biri, "Biz niçin müşrikmişiz?! Bizler, hacca gittik, Resulullah'ın (s.a.a) mezarını ziyaret ettik ve..." diye itiraz etti. Bu-nun üzerine o adam öfkeyle, "İşte bu sözlerinle sen müşrik oldun; Ebu Suud'un babası bile artık seni elimden kurtaramaz. Muhammed kim oluyor ki? Muhammed de benim gibi bir insandır ve şimdi de ölmüştür!" dedi.

           Iraklı hacı, bu tehditten korktu ve titreyerek, "Öyleyse ne diyelim?" dedi. Arap, "Allah'tan başka hiç kimse, yarar veya zarar do-kunduramaz, de!" dedi. Iraklı hacı da aynı sözleri tekrarladı. Ama bu arada kâfilemizdeki hacılardan başka biri, o Suudî'ye hitaben, "Muhammed de senin gibi miydi?" dedi. Suudî, "Evet, Muhammed de benim gibi bir insandı ve şimdi ölmüştür." diye cevap verdi. Hacı, "Muhammed'e (s.a.a) Kur'ân iniyordu, sana da iniyor mu?" dedi. Suudlu adam bu sözlerin karşısında cevapsız kaldı ve biz de bineklerimize binerek süratle oradan uzaklaştık.

           Şunu da söyleyeyim ki, bizim kafilemizde Irak'ta ikamet eden Suudî Arabistanlı bir hacı da vardı. Kafilemiz sınıra ulaştığında gümrük memuru bizimle birlikte olan Arabistanlı adamın pasaportunu görünce bağırarak, "Sen İslâm topraklarından ayrılıp küfür ve şirk topraklarına mı gittin?" dedi. Bunun üzerine adam, elinden aldığı pasaportunu geri vermesi için görevliye rica edip yalvarmaya başladı. Adam çok yalvardıktan sonra görevli pasaportunu geri verdi.

 

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.