Çarsamba 23 Mayıs 2012 - 04:30

الأربعاء ٣ رجب ١٤٣٣

چهارشنبه ۳ خرداد ۱۳۹۱ - ۰۶:۰۰

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 

Mahşerdeki Hesap 3
     
mahşer
     
                                                                                                                                       Mahşerdeki Hesap 1
     
                                                                                                                                         Mahşerdeki Hesap 2
     

HAKKUNNASIN (KUL HAKKININ)  HESABI   

   Evet en zor verilecek hesap kul hakkının hesabıdır. Hz. Ali (a.s.)  günahların kısımlarından bahsederken şöyle buyuruyor: "....

       
Bağışlanmayan  günah ise kulların birbirlerine yaptığı zulüm ve haksızlıktır...."  sonra imam şöyle devam ediyor: "Allah-u Teala kendi izzet ve celaline  and içerek şöyle buyurmuştur: "İzzet ve Celalime and olsun ki hiçbir  zalimin zulmü benden geçmez (onu affetmem) hatta az ve naçiz bile  olsa..."  (1)
     

Yine Hz. Emir-ül Mû'minin (a.s.)dan şöyle rivayet edilmiştir

       
:"Allah-u  Teala kıyamet gününde şöyle buyurur:<Bugün aranızda adaletimle  hükmedeceğim; kimse benim indimde bugün zulüm ve haksızlığa  uğramayacaktır. İşte bugün zayıf ve güçsüzün hakkını güçlüden alacağım.  Mazlumun hakkını iyilik ve kötülüklerden takas ederek alacağım (zalimin  iyiliklerinden; mazlumun dosyasına, mazlumun kötülüklerinde de; zalimin  dosyasına intikal ettirerek) sadece mazlumun hakkını affettiği zalim  istisnadır."" (2)
     

Ehl-i Beyt imamlarından nakledilen bir diğer hadiste ise şöyle buyurmaktadır:

  
"Kıyamet  gününde (verebileceği halde borç sahibinin borcunu vermeyen) borçluyu  (mahşere hesap için) getirirler ve onun iyi amellerini, borç sahibini  razı etmek için ona verirler. Eğer iyi bir ameli yoksa, borç sahibinin  günahlarından alıp borçlunun günahlarına eklerler. İşte böylece kısas  yapar."  (3)

HESAP VE SORGULAMA SIRASINDAKİ  KONUŞMALAR

      "Allah içindir tamamlayıcı hüccet (delil).."     Ayetin tefsirinde imam Cafer-i Sadık (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet  günü olduğunda günahkar kimseye şöyle hitap edilir: <acaba yolunun  ve görevinin ne olduğunu biliyor muydun?> eğer "biliyordum" derse, o  zaman neden amel etmedin? Diye sorulur. Eğer "bilmiyordum" derse, o  zaman da neden öğrenmedin? Denilir kendisine. İşte budur Allah'ın  (kimseye mazeret bırakmayan) tamamlayıcı hücceti."  (4)
     
      Bir başka hadiste ise şunları görüyoruz: "Allah-u  Teala, bir mahalle veya bölgede yaşayan salih ve takvalı bir kişiyi o  bölgede yaşayan diğer insanlara delil gösterip onları sorgular ve şöyle  buyurur: <günaha müptela olmayan, bulaşmayan filan mû'min, sizin  aranızda değil miydi? Size komşu değil miydi? Onun söylediklerini  duymadınız mı? Geceleyin ağlamalarını ve gündüz yaptığı salih amelleri  görmediniz mi? Sizler neden onun gibi olmadınız; onun gittiği yoldan  gitmediniz?!>"
               Allah-u Teala'nın adalet mahkemesinde bazıları kendilerini kurtarmak için şöyle bir bahane getirip derler ki: "Ya Rabbi, bize mal veya güzellik veya sıkıntı verdin, bunlar ise bizim sapmamıza vesile oldu." Bunun  üzerine kendilerine servet ve güzellik verilen veya türlü sıkıntı ve  zorluklara maruz kalan bazı kullarını onların önüne çıkartıp şöyle  buyurur: "En Hz. Yusuf''tan ve Meryem'den daha mı güzeldin? Hz. Eyyub  en çetin sıkıntılara ve hastalıklara müptela olmadı mı? (Neden onlar  günahlara müptela olmadılar?) İşte böylece boş mazeretlerle kendini  kurtarmaya çalışan insan, mahkum olup, bir şey söyleyemez.
                 Kûr'an-ı Kerim'e baktığımızda, Kûr'an'da imanlı bir insan örneği olarak  Firavunun eşi Hz. Asiye gösterilmiştir. Bu yüce insan, Firavunun  sarayında ve bir kraliçe hayatı yaşamasına rağmen, Hz. Musa'nın  davetini duyar duymaz ona iman etti ve onca dünya imkanları, servet,  makam ve refah onu aldatmayıp çelik iradesiyle bütün bu saiklere galip  gelip, ardından da firavunun tehdit ve işkenceleri onu inanç ve  imanından vaz geçiremedi ve yılmadan bu yolda ölümü bile seve seve  kabullendi.
        Öte yandan yine Kûr'an-ı Kerim'de kafir insan  örneği olarak; Hz. Nuh ve Hz. Lut (a.s.)'ın eşleri gösterilmiştir. Zira  o yüce peygamberlerin bütün tebliğlerine rağmen ve yıllarca onlarla  birlikte yaşamlarına rağmen; iman etmemiş, davalarında onlara köstek  olmuş ve arkadan onları hançerlemişlerdi.
             Bu yüzden  görülüyor ki mal, servet, güzellik, sıkıntılar, kötü çevre bunların hiç  biri insanın hayatında belirleyici değildir. Belirleyici olan insanın  kendi irade ve seçme gücüdür. Bu yüzden bunların hiç birisi insan için  mazeret sayılmaz.

HESAP ANININ MAHCUBİYETİ

      Bir hadiste Ehl-i Beyt imamlarından birisi şöyle buyurmaktadır:

"Eğer  kıyamet günü ilahi mahkemede insanın düşeceği mahcubiyet ve baş  aşağılık pozisyonundan başka bir ceza olmasaydı bile, bu insanın  uykudan, yeme içmeden kesilip, rahat ve tembelliği (nefsani arzularını)  bir tarafa bırakıp kendi halini düşünmesine yetmeliydi."  (5)
     

        Evet bu dünyada hatta ana-babasının, eşi ve çocuklarının dahi  bilmelerini istemediği günahlar (tevbe etmediği ve artık haddi aştığı  takdirde) o gün bütün Allah dostlarının ve herkesin gözü önünde ortaya  çıkacaktır. Nitekim bazıları, artık o anın mahcubiyet ve rezilliği o  kadar kendilerine ağır gelecek ki, ya Rabbi diyecekler biz cehenneme  gitmeye razıyız, ama bu mahcubiyet ve rezilliğe tahammülümüz kalmadı.
                 İşte bu yüzden muhtelif hadislerde ahiret hesabından önce insanın kendi  hesabını görmesi ve günün bir miktarını kendisini sorgulamaya ayırıp,  yaptığı iyi amellerden dolayı Allah'a şükretmesi ve kötülüklerinden  dolayı tevbe edip Hakk Teala'dan özür dilemesi ve geçmişi bir türlü  telafiye çalışması gerektiği vurgulanmıştır.
        Bir hadiste şöyle  buyuruyor: "Bir kimse (bu dünyada) kendi hesabını görürse, kıyamet  gününde Allah yeniden ondan hesap sormaz..." 
      İmam Musa Kazım (a.s.)ın şöyle buyurduğu nakledilmiştir:

       
"Kim her gün kendisini sorgulamaz ve hesabını görmezse, bizden değildir."  (6)
     

Musa Aydın
       --------------------------------------------------------

1- Bihar-ül Envar,, C.7, S.265
        2- Bihar-ül Envar,, C.7, S.268
        3- Bihar-ül Envar,, C.7, S.274  
        4- Bihar-ül Envar,, C.7, S.285  
        5- Cami-üs seadat, C.3, S.92
        6-Cami-üs seadat, C.3, S.92


     

Hesab Ve Mizanlar
Dönüş Ancak Onadır
SIRAT KÖPRÜSÜ 
Amel Defteri
Mükâfatlar ve Cezalar


Total Visit: 556
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.