Çarsamba 23 Mayıs 2012 - 04:26

الأربعاء ٣ رجب ١٤٣٣

چهارشنبه ۳ خرداد ۱۳۹۱ - ۰۵:۵۶

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 

MUİZZİ

 

          Emiru’ş-şu‘arâ Ebû Abdullah Muhammed b. Abdulmelik Mu‘izzî-yi Nîşâbûrî, Horâsân’ın üstat ve hoşsohbet şairlerinden ve ünlü fesahatçile¬rinden¬dir. Babası Abdulmelik-i Burhânî, Selçuklu Al¬parslan sarayının şa¬iri olup Melikşâh’ın padi¬şahlığının ilk dönemle¬rinde vefat etti. Mu‘izzî ise Selçuklu Melikşâh sarayının özel şairlerin¬dendi. Onun Mu‘izzî olarak mahlas alması da bu sultanın hizmetine bağlı olmasındandır. Sultanın, kendisine Emir lakabını vermiş olmasından dolayı o da babası gibi Sel¬çuklu sarayının Emiru’ş-şu‘arâsı ol¬muştur.

          Mu‘izzî, babasının ölümünden sonra bir süre Melikşâh’ın sa¬rayına girme ar¬zusu içinde yaşamını sürdürdü. Nihayet sonunda ‘Alâu’d-devle Kâkûye-i Deylemî’nin torunu Emir ‘Alâu’d-devle Ali b. Ferâmurz’un yar¬dımıyla Sultanın hizmetine girdi. Ondan itibaren de Melikşâh’ın öldüğü yıla dek (485/1092) bu sultanın hizmetinde kaldı. Onun vefatından ve ye¬rine geçenin işlerinin karma¬şıklığından sonra Mu‘izzî, ömrünün bir bölü¬münü, Herât, Nişâbûr ve İsfahân’da sürdü¬rerek Sultan Berkyâruk, Muhammed, Arslan Argû, Emir Ebû Şucâ’-i Ha¬beşî gibi çeşitli Selçuklu ve Selçuklu olmayan emirleri övmekle uğ¬raştı. Bunların yanında Selçuklula¬rın çeşitli vezirlerini de övdü. Niha¬yet Horâsân hükümdarlığı Sencer b. Melikşâh’ın eline geçince Mu‘izzî, onun hizmetine girdi. Hayatının so¬nuna kadar da onun hizmetinde yaşadı. Ölünceye dek onunla bir¬likte idi.

          Onun vefatı hakkında ‘Avfî, Lubâbu’l-Elbâb’da şöyle demekte¬dir: “Vefa¬tının sebebinin şu olduğu söylenir: Bir gün Sultan Sa’îd, otakda ok atıyordu. O da ota¬ğın dışındaydı. Aniden Şah’ın yayından bir ok fırladı ve kasıtsız olarak he¬defini şaşırdı ve yürekten fazilet ehli olanın ciğerine saplandı. Okunun o dört kanatlı kuşu, o hü¬ner ehli fayda dolu kişinin fayda dolu yüreğinden dane aldı, derhal yere düştü ve ruhu semaya yük¬seldi.” Ebû’l-Mecd Mecdûd-i Senâî de taziyette onun ok yediği konusuna işaret etmiş ve şöyle demiştir:

          Bir süre Allah, Mu‘izzî’ye izzet verdi, sonra da buradan alarak feleğe götü¬rüp orda mülk verdi.

          Felek oku onun yakınında olduğu için geldi. Mülk okunu götürdü, felek oku verdi.

          Mu‘izzî’nin kendisinin de işaret ettiğine göre, Şah’ın okunun yarasın¬dan do¬layı bir süre hasta yatmış ve iyileşeceğine ümidi kalma¬mıştır. Daha sonraları iyi¬leştiği halde bu okun onun yüreğinde izi kal¬mış ve ona azap vermekteydi.

          Mu‘izzî’nin Dîvân’ında övdüğü son kişi, 518/1124 yılından 521/1127 yı¬lına dek Sultan Sencer’in vezirliğini yapan ve bu son yılda Batınîlerin eliyle öldü¬rülen Mui’neddîn Muhtasu’l-Mulk Ahmed’dir. Melikşâh ve Sencer döneminin bir çok ileri geleninin isminin bu şairin şiirlerinde zik¬redilmiş olması ve Muhtasu’l-Mulk’ten sonraki ileri ge¬lenler konusundaki sessizliği, onun 521/1127 yılından sonra hayatta olmadığını göstermekte¬dir. Belki de bu tarihten önce ve 518/1124 yı¬lından sonra ölmüştür. Senâî’nin söz konusu iki beytinde onun ölüm nedeninin padişahtan yediği ok olduğunu ifade ettiğine göre ömrünün sonuna dek bu okun acısını çekmiş ve belki de yüreğinde gizli olan bu okun acısıyla hayatını kaybet-miştir. Buna göre de, Mu‘izzî’nin ölüm ta¬rihini 542/1147 yılı olarak zikre¬den Mecma‘u’l-Fusahâ sahibi Hidâ¬yet’in sözü yanlıştır.

          Mu‘izzî, Farsça olarak söyleyen birinci derece şairleri arasında yer alan üs¬tatlık ve üstün makam sahibi olarak övülmüş olan İran’ın birkaç büyük şairin¬den biridir. Onun şiirinin esas özelliği sade oluşu-dur. Mu‘izzî, bir çok anlamı ba¬sit, sade ve tekellüften uzak sözlerle ifade eder. Onun ibareleri getirme noktasın¬daki tabiatının gücü kolay, zorlamasız, ibhamsız olup eskiden beri söz eleştir¬menleri¬nin göz önünde bulundurduğu kişi ol¬muştur. Her ne kadar tegazzül ve gazelle¬rinde Ferruhî’nin tegazzüllerinin tazeliği görülmüyorsa da her halü¬karda onun güzel ve hoş gazelleri söy¬leme noktasındaki çabası, kesinlikle gazel sanatının ilerlemesinde etkin bir araç olmuştur. Mu‘izzî’nin kimi kasideleri, ön¬cekilere oranla çok yeni düşünceler ta¬şır. Bu da onun yaratıcılık ve ilgi derecesini güzel mazmun ve konuları getirmeye sürükler. Onun şiirinde sadece övgü ve ga¬zelle karşı¬laşma¬maktayız. Aksine zaman zaman öğüt, nasihat, tevhid ve hikmete dair konulara da rastlarız.

          Mu‘izzî, kelimelerin terkibi açısından V/XI. yüzyıl sonları ve VI/XII. yüzyıl başlarının diğer şairlerinden çok kendi yüz¬yılının genel lehçesinin et¬kisi altında kalmıştır. Her ne kadar bu yolda kendi döneminin sonları¬nın şairi Enverî’ye ula¬şamamışsa da hiç şüp¬hesiz onun ve VI/XII. yüzyılın diğer şairleri¬nin işinin baş¬langıcını çok geniş bir ölçüye getirmiştir.

          Muizi’nin memduhları yaklaşık olarak onun Melikşâh salta¬natının ba¬şından Sencer döneminin ortalarına kadar olan şairlik dö¬neminin ileri gelenleri¬dir.

          Bu şairin Melikşâh dönemindeki makam ve derecesi, ‘Unsurî’nin Mahmûd yanındaki makam ve derecesi gibiydi. Onun bu sultan hizmetin¬deki konumu öyle bir noktaya ulaştı ki Rûdekî ve ‘Unsurî’den başka şair¬lerden hiç biri sultan¬ların hizmetinde bu dereceyi elde ede¬medi. ‘Avfî, Lubâbu’l-Elbâb’da şöyle yazar: “... Şairlerden üç kişi üç devlette büyük ta¬lihler ve İkbâl bulmuş ve kabul gör¬müşler. Nitekim hiç kimse bu merte¬beye ulaşamadı. Biri Sâmânîler döneminde Rûdekî, biri Mahmûd devle-tinde ‘Unsurî, Melikşâh döneminde ise Mu‘izzî”.

          Mu‘izzî, Melikşâh’a ilave olarak Selçuklu ve Selçuklular dışın¬daki başka pa¬dişah ve emirleri de övmüştür. Berkyâruk (485-498/1092-1105), Mahmûd b. Melikşâh (498-511/1105-1117), Alpars¬lan’ın oğlu Arslan Argû (Melikşâh’tan sonra 485/1092’den 480/1087’ye kadar hükümdarlık yaptı) ve Sencer (ki Mu‘izzî, onun hizmetinde çok geniş bir saygınlığa sahipti ve Şah onu eğlence mecli¬sinde tahtı¬nın kenarına oturtur, ona baba diye hitabederdi). Bunlara ilave olarak, Harezmşahlı Atsız ve bazı Gazneli sul¬tanları da övmüş¬tür.

 

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.