| MUNCİK Ebû’l-Hasan Ali b. Muhammed Muncîk-i Tirmizî, Dakîkî’den sonra Çagânîler sarayında yaşamış ve onların meddahı, özellikle Emir Ebû Yahyâ Tâhir b. Fazl-ı Çagânî ve Emir Ebû’l-Muzaffer Ahmed b. Muhammed Çagânî’nin meddahlığını yapmış IV/X. yüzyıl ikinci yarısının büyük şairlerindendir. Dili akıcı ve hoşa giden, iyi ve güzel hayalli ve nüktedan bir şairdi. ‘Avfî, onun sözünü haklı olarak şöyle değerlendirmektedir: “Garib bir şiir, güzel lafızlar, taze ve yeni anlamlar, beliğ ibareler ve nadir istiareler”. ‘Avfî’nin saymış olduğu bu özellikler, Muncîk’in şiirinde tam anlamıyla yer almaktadır. Dîvân’ı, V/XI. ve VI/XII. yüzyıllarda İran’da meşhur olup edebiyat ve şiir ehli kimselerin yararlanma konusuydu. Nitekim Nâsır-i Husrev, Katrân-ı Tebrîzî’nin onun Divan’dan yararlanma hikayesini Sefer-nâme’sinde zikretmiştir. Muncîk, övgü noktasında ve büyük övgü ve vasfetme kasideleri ve gazel yazma noktasında sahip olduğu gücünün yanında hiciv konusunda da kendi dönemindeki şairlerin başında gelirdi. Hidayet’in ifadesiyle, “Hiç kimse onun eleştiri okundan kurtulmadı ve hiç kimse hiciv kemendinden sıçramadı”. Onun şiirleri cönk, tezkire ve lügat kitaplarında dağılmıştır. Aşağıdaki beyitler kendisine aittir: Ey akıl deryasında yüzen, zamanın iyi ve kötüsünü bilen kişi, Temiz yapını çirkinleştirdiğin zaman kırmızı olan yüzünü kara edersin. Ekmeğini gözünün yaşıyla elde et, hiçbir alçağın kapısından süt isteme. |