Çarsamba 23 Mayıs 2012 - 04:21

الأربعاء ٣ رجب ١٤٣٣

چهارشنبه ۳ خرداد ۱۳۹۱ - ۰۵:۵۱

Kullanıcı adı:

Åžifre :

Şifremi Hatırla
Åžifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 
     

MÜ’MİN SURESİ

     

Mekkîdir, seksen beş âyettir.

     

(İbn-i Abbas ve Katâde'ye göre 56 ve 57. âyetler  Medenîdir. Hasen'e göre 55. âyette namaz emredilmededir. Namaz, Medine'de  farzedildiÄŸi cihetle bu âyet Medenîdir.)     

Rahman  ve Rahîm Allah Adıyla

      1- Hâ mîm.     

2- Bu kitap, üstün ve her ÅŸeyi bilen Allah tarafından indirilmiÅŸtir.     

3- Odur suçları örten ve tövbeleri kabûl eden ve azâbı ÅŸiddetli olan ve kullarına  nîmetler ihsân eden; yoktur ondan baÅŸka tapacak ve dönüp varılacak yer, onun  tapısıdır ancak.     

4- Allah'ın delilleri hakkında, ancak kâfir olanlar çekiÅŸirler, onların,  ÅŸehirlerde dönüp dolaÅŸmaları aldatmasın seni.     

5- Onlardan önce de Nûh kavmi, yalanladı, onlardan sonraysa bölük-bölük halk ve  her ümmet, peygamberini yalanlamayı kendine iÅŸ edindi, buna kasdetti, onu  öldürmek istedi ve gerçeÄŸi boÅŸa çıkarmak için boÅŸ ÅŸeylere dayanarak çekiÅŸtiler,  derken onları helâk ediverdim; azap nasıl olurmuÅŸ, görsünler.     

6- İşte böylece Rabbinin verdiÄŸi hüküm, kâfirlere hak oldu: Şüphe yok ki onlar,  cehennemliktir.     

7- Arşı taşıyanlarla onun çevresindekiler, Rablerine hamd ederek onu tenzîh  ederler ve inanırlar ona ve inananlara yarlıganma dilerler, Rabbimiz derler,  rahmetin ve bilgin, her ÅŸeyi kavramış, kaplamıştır, artık tövbe edenleri ve  senin yoluna uyanları yarlıga ve koru onları, yakıp kavuran cehennem azâbından.     

8- Rabbimiz  ve sok onları ebedî Adn cennetlerine, nitekim vait de etmiÅŸtin onlara ve  atalarından ve eÅŸlerinden ve soylarından kendilerini düzgün bir hâle  getirenlere. Şüphe yok ki sen, üstünsün, hüküm ve hikmet sâhibisin.     

9- Ve koru onları kötülüklerden ve kimi kötülüklerden korursan o gün, gerçekten de  ona acımışsın ve budur iÅŸte o pek büyük kurtuluÅŸ, murâda eriÅŸ.     

10- Şüphe  yok ki kâfir olanlara nidâ edilir de denir ki: Bugün kendinize karşı duyduÄŸunuz  nefretten, buÄŸuzdan daha büyüktü size karşı Allah'ın duyduÄŸu nefret ve buÄŸuz o  zaman ki inanca çaÄŸrılıyordunuz da kâfir oluyordunuz siz.     

11- Onlarsa  Rabbimiz derler, iki kere öldürdün bizi ve iki kere dirilttin, artık  suçlarımızı da söyledik, buradan çıkmamıza bir yol yok mu?                [1]                  

12- Bu  da, Allah birdir dendi mi kâfir olmamızdan ve ona eÅŸler olduÄŸu söylenince  inanmanızdandır; artık hüküm, pek yüce ve pek büyük Allah'ın.     

13- Öyle  bir mâbuttur ki delillerini göstermededir size ve rızıklandırmak için gökten  yaÄŸmur yaÄŸdırmadadır size ve ona dönen kiÅŸiden baÅŸkası ibret ve öğüt almaz  bundan.     

14- Artık,  dîninde, özünüzü tamâmıyla ona baÄŸlıyarak çağırın Allah'ı kâfirler istemese de.

      15- Dostlarının  derecelerini yüceltir, arşın sâhibidir; kavuÅŸma gününden korkutmak için  kullarından dilediÄŸine Rûh'u, emriyle indirir.     

16- O  kavuÅŸma günü, onlar, kabirlerinden çıkarlar, Allah'a karşı hiçbir ÅŸeyleri gizli  kalmaz; o gün, saltanat ve tedbîr kimindir, bir ve her ÅŸeye üstün Allah'ın.     

17- O  gün herkes, ne kazandıysa onun karşılığını bulur; o gün zulüm yoktur; şüphe yok  ki Allah'ın hesâbı, pek tezdir.     

18- Ve  onları, yaklaÅŸmakta olan o günle korkut, o gün, korkudan yürekler, ağızlara  gelir, gönüller, dertle dolar, zâlimlere ne yardımı dokunacak bir dost bulunur,  ne ÅŸefâati kabûl edilecek bir ÅŸefâatçi.     

19- O,  hıyânetle gizlice bakışı da bilir, gönüllerde gizlenen ÅŸeyleri de.     

20- Ve  Allah, gerçek olarak hükmeder. Ondan baÅŸka kulluk ettikleri ÅŸeyler, hiçbir ÅŸey  hakkında hüküm veremezler; şüphe yok ki Allah, her ÅŸeyi duyar, bilir.     

21- Yeryüzünü  gezip dolaÅŸmazlar mı ki onlardan önce gelip geçenlerin ne olmuÅŸ sonları, bir  bakıp görsünler? Onlar, kuvvet bakımından da üstündü bunlardan, yeryüzünde  yaptıkları ÅŸeyler bakımından da; derken kâfir oldular da Allah, onları helâk  ediverdi ve onları, Allah'a karşı koruyacak hiçbir kimse çıkmadı.     

22- Bu  da, peygamberleri, onlara apaçık delillerle geldi mi, inkâr etmelerindendir,  derken Allah onları helâk edivermiÅŸtir; şüphe yok ki o, kuvvetlidir, azâbı da  çetindir onun.     

23- Ve  andolsun ki Mûsâ'yı delillerimizle ve apaçık bir burhanla göndermiÅŸtik.     

24- Firavun'a,  Hâmân'a ve Kârun'a; derken onlar, bu demiÅŸlerdi, pek yalancı bir büyücü.     

25- Mûsâ,  katımızdan gerçekle onlara gelince öldürün demiÅŸlerdi, onunla berâber  inananların oÄŸullarını ve bırakın kadınlarını; kâfirlerin düzeni, ancak  gerçekten dışarıdır, boÅŸtur.     

26- Ve  Firavun, bırakın beni de dedi, Mûsâ'yı öldüreyim ve Rabbini çağırsın bakalım;  şüphe yok ki ben, dininizi deÄŸiÅŸtireceÄŸinden, yahut da yeryüzünde bir bozgun  çıkaracağından korkuyorum.     

27- Ve  Mûsâ, ben dedi, şüphe yok ki soru gününe inanmayan her ululuk satan kiÅŸinin  ÅŸerrinden, Rabbime ve Rabbinize sığınırım.     

28- Ve  Firavun'un soyundan inanan ve inancını gizleyen bir er, dedi ki: Rabbim  Allah'tır dediÄŸi için mi adam öldüreceksiniz ve gerçekten de o, Rabbinizden  apaçık deliller de getirmiÅŸtir size ve yalancıysa yalanı kendisine âit ve doÄŸru  söylüyorsa size vaadettiklerinin bir kısmına uÄŸrarsınız; şüphe yok ki Allah,  haddini aÅŸan ve çok yalan söyleyen kiÅŸiyi doÄŸru yola sevketmez.[2]      

29- Ey  kavmim, bugün saltanat sizin, üstünsünüz yeryüzünde, fakat Allah'ın azâbı gelince  kim kurtaracak bizi? Firavun dedi ki: Ben size hangi reyi işâret ediyorsam o,  tamâmıyla doÄŸrudur ve ben sizi, doÄŸru-dürüst yoldan baÅŸka bir yola  sevketmiyorum.     

30- O  inanan, ey kavmim dedi, ben bir bölük ümmetin uÄŸradıkları azâba uÄŸrayacaksınız  diye korkuyorum.     

31- Nûh,  Âd ve Semûd kavimlerine ve onlardan sonrakilere olduÄŸu gibi ve Allah, kullarına  zulmetmeyi istemez.     

32- Ve  ey kavmim, ben, o feryâdü figan, o boÅŸuna bağırıp söylenme günündeki hâlinizden  korkuyorum.     

33- O  gün, bir gündür ki arkanızı döndürüp kaçacaksınız ama doÄŸru cehenneme  gideceksiniz ve Allah’ın azâbından sizi bir kurtaran olmayacak ve Allah, kimi  doÄŸru yoldan çıkarıp saptırdıysa ona bir yol gösteren yoktur.     

34- Ve  andolsun ki daha önce Yûsuf da, apaçık delillerle gelmiÅŸti de size getirdiÄŸi  ÅŸey hakkında bir türlü şüpheden kurtulamamıştınız, sonunda ölünce de artık  dediniz, bundan sonra Allah, baÅŸka bir peygamber göndermez kesin olarak; iÅŸte  Allah, haddini aÅŸan şüpheli kiÅŸiyi böyle saptırır.     

35- Öyle  kiÅŸilerdir onlar ki kendilerine hiçbir kesin delil gelmediÄŸi halde Allah'ın  delilleri hakkında çekiÅŸmiye giriÅŸirler; Allah katında da bir nefrete ve buÄŸza  uÄŸrarlar, inananlar katında da; Allah, her kibirli ve cebbar kiÅŸinin gönlünü  böyle mühürler iÅŸte.     

36- Ve Firavun,  ey Hâmân demiÅŸti, bana bir köşk yap da belki kapılara eriÅŸirim.     

37- Göklerin  kapılarına ve derken Mûsâ'nın mâbûdunu anlamış olurum ve gerçekten de sanıyorum  ki o, yalancı ve Firavun'a, kötü iÅŸi, böyle bezendi de böyle çıkarıldı yoldan  ve Firavun'un düzeni, ancak ziyana uÄŸradı, boÅŸa çıktı.     

38- Ve inanan da  ey kavmim dedi, bana uyun da size doÄŸru yolu göstereyim.     

39- Ey  kavmim, ÅŸu dünyâ yaÅŸayışı, ancak geçici bir metâdan ibâret ve şüphe yok ki  âhirettir, karar edilecek yurt.     

40- Kim  bir kötülükte bulunursa ancak onun misli olan bir cezâ ile cezâlanır ve erkek  olsun, kadın olsun, inanarak iyi bir iÅŸte bulunansa iÅŸte o çeÅŸit kiÅŸilerdir ki  cennete girerler, orada sayısız rızıklanırlar.     

41- Ve  ey kavmim, ne oluyor bana da ben sizi kurtuluÅŸa çağırmadayım, halbuki siz beni  ateÅŸe çağırıyorsunuz.     

42- Allah'a  kâfir olmaya ve ona ÅŸirk koÅŸmaya çağırıyorsunuz beni bu hususta hiçbir bilgim  olmadığı halde ve bense sizi üstün ve bütün suçları tamâmıyla örten mâbûda  çağırmadayım.     

43- GerçeÄŸin  ta kendisi ÅŸu ki: Siz beni, dünyâda da çağırmaya salâhiyetli olmayan, âhirette  de salâhiyetli olmayan birÅŸeye çağırıyorsunuz ancak ve dönüp gideceÄŸimiz yer,  Allah tapısıdır ve şüphe yok ki haddini aÅŸanlar, cehennem ehlinin ta  kendileridir.     

44- Yakında,  size neler dediysem, anlıyacak, hatırlıyacaksınız onları ve ben, iÅŸimi Allah'a  ısmarladım; şüphe yok ki Allah, kullarını görür.     

45- Derken  Allah, onların düzenlerinin kötülüklerinden korudu onu ve Firavun soyunaysa  azâbın kötüsü gelip çattı.     

46- AteÅŸ,  sabah-akÅŸam, onlara gösterilecek ve kıyâmetin koptuÄŸu günde Firavun soyunu  denecek, sokun azâbın en çetinine.     

47- Ve  ateÅŸte, birbirleriyle çekiÅŸmeye baÅŸladıkları zaman düşkünler, ululuk satanlara  diyecekler ki: Gerçekten siz uymuÅŸtuk, sizin adamlarınızdık biz, ateÅŸin bir  miktârını olsun defedebilir misiniz bizden?     

48- Ululuk  satanlarsa, şüphe yok ki diyecekler, hepimiz de ateÅŸ içindeyiz; şüphe yok ki  Allah, kullar arasında hükmetti.     

49- Ve  ateÅŸtekiler, cehennemin kapıcılarına, Rabbinize yalvarın da diyecekler, ne  olur, bir günceÄŸiz olsun azâbımızı hafifletsin.     

50- Onlar  da, peygamberleriniz, apaçık delillerle gelmedi miydi size diyecekler; onlar,  evet diyecekler, bekçiler, öyleyse diyecekler, siz yalvarın ve kâfirlerin  duâsıysa ancak boÅŸa gider.     

51- Şüphe  yok ki biz, elbette peygamberlerimize ve inananlara, dünyâ yaÅŸayışında da  yardım ederiz, tanıkların getirileceÄŸi günde de.     

52- Bir  gündür o gün ki zâlimlerin özürleri fayda vermez ve onlaradır lânet ve  onlarındır kötü yer-yurt.     

53- Ve  andolsun ki biz, Mûsâ'ya doÄŸru yolu gösteren kitabı verdik ve İsrail-oÄŸullarını  da mîrasçı ettik o kitaba ki.     

54- Aklı  başında olanları doÄŸru yola sevk eder, onlara ibrettir, öğüttür.     

55- Artık  sabret, şüphe yok ki Allah'ın vaadi gerçektir ve suçunun yarlıganmasını dile ve  akÅŸam ve sabah çaÄŸlarında, Rabbine hamd ederek tenzîh et onu. [3]     

56- Allah'ın  âyetleri hakkında, kendilerine hiçbir kesin delil gelmemiÅŸken çekiÅŸmeye  giriÅŸenlerin gönüllerinde, ancak ulaÅŸmalarına imkân olmayan bir büyüklenme  duygusu var; artık Allah'a sığın, şüphe yok ki o, duyar, görür.     

57- Elbette  gökleri ve yeryüzünü yaratmak, insanları yaratmaktan daha büyük bir ÅŸey ve  fakat insanların çoÄŸu bilmez.     

58- Ve  eÅŸit deÄŸildir körle gören ve inanıp iyi iÅŸlerde bulunanla kötülükler eden; ne  de az düşünmede, ne de az ibret almadasınız.     

59- Kıyâmet,  elbette kopacak, şüphe yok bunda ve fakat insanların çoÄŸu inanmaz.     

60- Ve  Rabbiniz dedi ki: Çağırın beni, icâbet edeyim size; şüphe yok ki bana kulluk  etmekten, ululuk satarak çekinenler, aÅŸağılık bir halde cehenneme gireceklerdir. [4]

61- Öyle  bir Allah'tır ki size geceyi yarattı, dinlenmeniz için ve gündüzü yarattı,  göre-göre iÅŸlerinizi yapmanız için; şüphe yok ki Allah, elbette insanlara karşı  lütuf ve ihsân sâhibidir ve fakat insanların çoÄŸu şükretmez.     

62- İşte  budur Rabbiniz Allah ki her ÅŸeyi halk eden odur, yoktur ondan baÅŸka tapacak; ne  diye asılsız ÅŸeylere kapılmadasınız?     

63- İşte  böyle kapılırlar Allah'ın delillerini, bile-bile inkâr edenler.     

64- Bir  Allah'tır ki yeryüzünü, size karâr edecek bir yurt, göğü de bir kubbe olarak  yaratmıştır ve size sûret vermiÅŸtir, sûretinizi de en güzel bir ÅŸekle sokmuÅŸtur  ve sizi, tertemiz ÅŸeylerle rızıklandırmıştır; iÅŸte budur Rabbiniz; ne yücedir  âlemlerin Rabbi Allah.     

65- Odur  daimî diri, yoktur ondan baÅŸka tapacak, artık onun dîninde, yüreÄŸinizi ona  baÄŸlayarak çağırın onu; hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a.     

66- De  ki: Şüphe yok ki ben, Allah'tan baÅŸka sizin taptıklarınıza tapmaktan  menedildim, Rabbimden apaçık deliller gelince bana ve âlemlerin Rabbine teslîm  olmam emredildi bana.     

67- Öyle  bir mâbuttur ki sizi topraktan, sonra bir katre sudan, sonra bir pıhtı kandan  yaratmıştır, sonra sizi, çocuk olarak dünyâya çıkarmıştır, sonra ergenlik  çağına eriÅŸmeniz, sonra da ihtiyar olmanız için sizi yaÅŸatmadadır ve sizden,  daha önce öldürülen de var ve hepinizi de muayyen ve mukadder bir zamanadek  yaÅŸatır ve bütün bunlar da akıl edesiniz diye olup biter.     

68- Öyle  bir mâbuttur ki diriltir ve öldürür; derken bir iÅŸin olmasını hükmetti mi  ancak, ol der o iÅŸe, oluverir.     

69- Görmedin  mi Allah'ın delilleri hakkında çekiÅŸmeye giriÅŸenleri, nereye gitmedeler, neye  kapılmadalar?     

70- Onlar,  öyle kiÅŸilerdir ki kitabı ve peygamberlerimizle gönderdiÄŸimiz ÅŸeyleri  yalanlamışlardır, yakında bilip anlayacaklar.     

71- Boyunlarına  demirden lâleler ve zincirler takılıp sürüklendikleri zaman.     

72- Sıcak  su içinde, sonra cehenneme atıldıkları zaman.     

73- Sonra  da denecek ki nerede ÅŸirk koÅŸtuklarınız,     

74- Allah'ı  bırakıp da? Diyecekler ki: Gözümüzden kayboldular, zâten de bundan önce tapmaya  lâyık birÅŸeye tapmamıştık biz; iÅŸte Allah, kâfirleri böyle saptırır.     

75- Bu  da, yeryüzünde haksız yere sevinip övündüğünüzden ve ululanıp kendinizi  gördüğünüzdendir.

      76- Girin  kapılarından cehennemin, orada ebedî olarak kalacaksınız; gerçekten de  ululananların yeri-yurdu, ne de kötüdür.     

77- Artık  sabret, şüphe yok ki Allah'ın vaadi gerçektir. Derken ya onlara vaadettiÄŸimiz  ÅŸeylerin bâzısını göstereceÄŸiz sana, yahut da seni öldüreceÄŸiz, derken hepsi de  dönüp tapımıza gelecekler.     

 78- Ve  andolsun ki senden önce nice peygamberler gönderdik, onlardan, sana  anlattıklarımız da var, anlatmadıklarımız da ve hiç bir peygamber, Allah'ın  izni olmadıkça bir delil, bir mûcize gösteremez; derken Allah'ın emri gelince  gerçek olarak hükmedilir ve iÅŸte buracıkta, boÅŸ ÅŸeylere uyanlar, ziyan eder  gider.     

79- Öyle  bir Allah'tır ki onların bir kısmına binin, bir kısmını da yiyin diye davarlar  yaratmıştır size.     

80- Ve onlarda  baÅŸka faydalar da var size ve gönüllerinizdeki murâda ulaÅŸmak için onlara ve  gemilere biniyorsunuz.     

81- Ve  size delillerini göstermede, Allah'ın delillerinden hangisini inkâr  edebilirsiniz?     

82- Yeryüzünü  gezip dolaÅŸmazlar mı ki onlardan önce gelip geçenlerin ne olmuÅŸ sonları, bir  bakıp görsünler? Onlar, topluluk bakımından daha çoktu, kuvvet ve yeryüzünde  yaptıkları ÅŸeyler bakımından da daha üstündü bunlardan; derken elde ettikleri  ÅŸeylerin, onlara hiçbir faydası olmadı.     

83- Peygamberleri,  apaçık delillerle onlara gelince kendilerindeki bilgiye güvenip övündüler,  kendilerini gördüler de alay ettikleri ÅŸey, baÅŸlarına geliverdi.     

84- Derken  azâbını görünce de Allah'ın birliÄŸine inandık dediler ve ÅŸirk koÅŸtuÄŸumuz  ÅŸeyleri inkâr ettik.     

85- Fakat  azâbımızı gördükleri zaman inanmaları, onlara bir fayda vermez; Allah'ın,  kulları hakkında icrâ edilegelen yolu-yoradamıdır bu ve iÅŸte buracıkta  kâfirler, ziyan edip giderler.     

       
               
                                 [1]                      ) Birinci  ölüm dünyadaki tabiî ölüm, ikinci ölüm haÅŸredilmeden önce kabirdeki ölümdür.  İlk diriltme dünyaya getirmedir. İkinci diriltme, kabirde, soru meleklerine  cevap vermek için diriltmedir. Bâzılarına göreyse ilk öldürme meni haline  getiriÅŸ, ilk diriltme doÄŸumla dünyaya geliÅŸtir. İkinci ölüm, tabiî ölümdür,  ikinci diriltme de kıyamette haÅŸretmedir.       
       
                                [2]                      ) Adının  Ciba olduÄŸu rivâyet edilen bir zat. İbn-i Abbas, Firavun soyu içinde bu adamdan  ve bir de kadından baÅŸka inanmış yoktu demiÅŸtir. 28. sûrenin 20. âyetinde de  bahsedilen zat, budur.       
       
                                [3]                      ) AkÅŸam  çaÄŸlarında Rabbi tenzîh, akÅŸam ve yatsı namazlarını kılmaktır. Sabah  çaÄŸlarındaki tenzîh, sabahtan akÅŸama dek geçen vakit içinde, gün doÄŸmadan sabah  namazını, zeval vaktinden sonra öğleyi, ondan sonra da ikindiyi kılmaktır.       
       
                                  [4]                      ) Kulluk  etmekten maksat, âyetin açıkça delâletine göre duadır.       
   

Total Visit: 327
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.