| MUHARREM AYININ DOKUZUNCU GÜNÜ  Taberî şöyle yazıyor: Sonra Ömer b. Saad, muharrem ayının dokuzuna tesadüf eden perşembe günü ikindi vakti şöyle dedi: "Ey Allah'ın ordusu, bineklerinize binin; sizi cennetle müjdeliyorum!"  Askerler bineklerine binip ikindi namazından sonra Hüseyin'in (a.s) çadırlarına doğru ilerledi. O sırada elinde kılıç, kendi çadırının önünde oturduğu yerde, başını dizlerine koyarak kısa bir uykuya dalmış olan Hüseyin (a.s), bacısının bağırmasıyla uyandı. Zeyneb, kardeşi Hüseyin'e yaklaşarak, "Kardeşim! Yaklaşmakta olan bu sesleri duymuyor musun?" dedi.  Hüseyin (a.s) başını kaldırıp şöyle buyurdu: "Şimdi ceddim Re-sulullah'ı (s.a.a) rüyamda gördüm; bana, ‘Yakında bize geleceksin.' buyurdu." Zeyneb bunu duyunca yüzüne vurarak, "Eyvah!" dedi. Hüseyin (a.s), "Canım bacım, sakin ol! Sana eyvah değil, Rahman'ın rahmeti olsun!" buyurdu. O sırada Abbas b. Ali gelerek, "Kardeşim, ordu üzerimize geliyor!" dedi. Hüseyin (a.s) ayağa kalkarak şöyle buyurdu:  Kardeşim, canım sana feda olsun! Atına bin de bunlarla görüş ve ne yapmak istediklerini sor, öğren!  Abbas b. Ali, içlerinde Züheyr b. Kayn ve Habib b. Mezahir de bulunan yirmi kişiyle birlikte düşmana doğru hareket edip onların karşısında yer aldı ve onlara, "Ne oldu, ne yapmak istiyorsunuz?" diye sordu.  Ömer b. Saad'ın ordusu Abbas b. Ali'ye: "İbn Ziyad'dan yeni bir emir geldi; ya ona teslim olursunuz veya hemen şimdi sizinle savaşa başlarız." dediler.  Abbas b. Ali, "Acele etmeyin; ben Ebu Abdullah Hüseyin'e gidip söylediklerinizi aktarayım!" dedi. Abbas'ın bu sözüyle ordu durdu ve "Onunla görüşerek bunu bildir ve cevabını bize getir!" dedi. Ab-bas, atının yularını çevirerek hemen Hüseyin'in (a.s) huzuruna gelip onların sözünü iletti. Abbas'la birlikte gidenler, ordunun önünde beklemekteydi. Bu meyanda Habib, Züheyr'e şöyle dedi: "Sen mi bunlarla konuşacaksın, yoksa ben mi konuşayım?" dedi. Züheyr, "Öneriyi sen getirdiğin için sen konuş!" dedi. Bunun üzerine Habib, Yezid'in ordusuna şöyle hi-tap etti:  Andolsun Allah'a, kıyamet günü Allah'ın katında en kötü topluluk, Allah Resulü'nün (s.a.a) evlatlarını, yakınlarını, Ehlibeytini, bu diyarın abidlerini, seherleri kalkıp geceyi Allah'ın zikriyle geçirenleri katlederek Allah'ın huzuruna gidenler olacaktır!  Ezre b. Kays ona, "Sen istediğin kadar kendini temize çıkarabilirsin!" diye karşılık verdi.  Bunun üzerine Züheyr, "Ey Ezre, Allah onu temizlemiş ve hidayet etmiştir! Allah'tan kork! Ben senin hayrını diliyorum; Allah aşkına, sapıklara yardım ederek Allah'ın salih ve temiz kullarını öldürenlerden olma!" dedi.  Ezre, Züheyr'e cevap olarak, "Biz seni Ehlibeyt Şiîlerinden değil, Osman taraftarlarından biliyorduk!" dedi.  Züheyr ona şöyle cevap verdi:  Benim bu duruşum onlardan biri olduğumu kanıtlamıyor mu? Vallahi, ben ne Hüseyin'e mektup yazdım, ne elçi gönderdim ve ne de yardım edeceğimi vaat ettim! Ancak yol bizi birleştirdi. Onun huzuruna çıktığımda Resulullah'ı (s.a.a) andım ve Hüseyin'in, onun nezdindeki makamını hatırladım. Düşmanlarından ve sizin tarafınızdan onu nelerin beklediğini anladım. İşte bu nedenle onun taraftarlarından olup yardım etmeye, sizin zayi ettiğiniz Allah ve Resulü'nün (s.a.a) hakkını korumak amacıyla Hüseyin'in (a.s) yolunda can ver-meye karar verdim. |