| MUHAMMED b.MUNEVVER Muhammed b. Munevver b. Ebû Sa’d Mihenî, meşhur ve ünlü tasavvufçu Ebû Sa‘îd b. Ebû’l-Hayr-i Mihenî’nin torunlarındandır. VI/XII. yüzyılın büyük Farsça yazarlarından olup ünlü Esrâru’t-Tevhîd fi Makâmâti’ş-Şeyh Ebi Sa‘îd adlı eserin yazarıdır. Kitabın adından da anlaşıldığı üzere, Muhammed b. Munevver, dedesinin hayatı, haberleri, sözleri ve kerametleri konusunda bu noktada sahip olduğu rivayetler ve bilgiler doğrultusunda derlemiş ve bu kitabın baş tarafında ifade ettiğine göre, onu Gûrlu padişah Ebû’l-Feth Giyâseddîn Muhammed b. Sâm’a (ö.599/1203) takdim etmiştir. Yazar kitabı, Oğuzlar hadisesinden (548/1153) ve bu kavmin Horâsân’da yaptıklarından ve yıkımlardan, Mihne’de yaptıklarından ve orada meydana getirdikleri yıkımlardan sonra o zamana dek hanedanın şeyhlerinden ve yaşlılarından, Şeyh Ebû Sa‘îd’in müritlerinden, akrabalarından ve amcalarının çocuklarından Şeyh hakkında toplamış oldukları bilgileri bir araya getirmiş bunları birbirine eklemiş ve kitabını bu bilgilerden derlemiştir. Bu kitap, Oğuzların saldırılarından önce yani “İstikamet zamanında” Esrâru’t-Tevhîd eserinin yazarının amcasının oğlu Cemâleddîn Ebû Ruh Lutfullah b. Ebû Sa’d b. Ebû Tahir b. Ebû Sa‘îd b. Ebû’l-Hayr’ın dedesinin hayatı ve haberleri konusunda yazmış olduğu bir başka eserin mükemmelleştiricisi oldu. Esrâru’t-Tevhîd kitabının telif tarihi kesinlikle Oğuzların saldırılarından sonra yani 548/1153 yılından sonradır. Bu kavmin yıkımları, yazarın önceden toplamış olduğu dağınık olan notlarını yok olmalarından korktuğundan dolayı bir düzene sokmasına neden oldu. Ancak kitabın sonunda bu kitabın yıkım olaylarından sonra da yazılmasının birkaç yıl devam ettiği anlaşılmaktadır. Kitabın kesin ve son şekil yazılışı, Oğuzların olayından sonra yirmi yıldan fazla sürmüştür. Yani 570/1175 ya da bu yıla yakın yıllarda bitmiştir. Esrâru’t-Tevhîd, Fars nesrinin inkar edilemez şaheserlerindendir. Yazının akıcılığı, ifadelerin insicam ve sağlamlığı, isimlere, fesahat ve belagat ölçülerine tam olarak uyma konusu bu kitapta kemal derecesinin en üst noktasına ulaşmış ve VI/XII. yüzyıl sonlarında yani sanatlı üslubun her tarafı sardığı dönemde yazılmış olmasına rağmen mukaddime dışında hiçbir şekilde sanatlı bir etki görmek mümkün değildir. Cümlelerin kısalığı ve tam oluşu, asil Farsça kelime ve terkiplerin kullanılışı, bu kitabın her tarafında göze çarpmaktadır. Hayat hikayeleri ve olaylar öyle bir başarıyla hikaye edilmiş ki onların özgün etkileyiciliği, okuyucuyu her yönüyle çekmektedir. Arapça kelime ve terkipler, mukaddime dışında çok az görülmekte bunlar da Farsçada sık sık kullanılan kelime ve terkiplerdendir. Esrâru’t-Tevhîd, üç bölüm halinde düzenlenmiştir. Birinci bölüm, Şeyhin yaşamının başlangıcını; ikinci bölüm, yaşamının orta dönemini; üçüncü bölüm de yaşamının son dönemini konu almaktadır. Kitabın her üç bölümünde de özellikle ikinci bölümde Ebû Sa‘îd’in sözleri ve onun dilinden çıkan şiirleri aktarılmaktadır. Kitabın mukaddime bölümünde zaman ehlinin adeti olduğu üzere, Muhammed b. Munevver’in nesri, bir dereceye kadar sanat boyutu içerir. Ancak kitabın diğer bölümlerinde mukaddime bölümünde olduğu kadar da bir belirti görülmemektedir. |