Çarsamba 23 Mayıs 2012 - 04:17

الأربعاء ٣ رجب ١٤٣٣

چهارشنبه ۳ خرداد ۱۳۹۱ - ۰۵:۴۷

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    

     

MUHAMMED SURESİ

     

Mekkîdir, otuz sekiz âyettir.     

(İbn-i Abbas ve Katâde'ye göre  13. âyet, Mekkîdir. Hz. Muhammed (s.a.a), hicret esnasında Medine'ye gitmek  üzere yola düşünce dönüp Mekke'ye bakmış, mahzun olup ağlamış, bu sırada  vahyedilmiştir. 2. âyette Hz. Muhammed (s.a.a)'in adı geçtiği için Muhammed  sûresi denmiştir. Aynı zamanda içinde savaştan bahis bulunduğundan savaş anlamına  gelen Kıtâl sûresi de denir.)     

Rahman ve Rahîm Allah Adıyla     

1- Kâfir olanların ve halkı, Allah yolundan çıkaranların, hayır sanarak  yaptıklarını boşa çıkarmaktadır.     

2- İnananların ve iyi işlerde bulunanların ve Rablerinden gelen bir gerçek olan ve  Muhammed'e indirilen şeylere îmân edenlerinse yaptıkları kötülükleri örtmekte,  gizlemekte ve hallerini düzene sokmaktadır.     

3- Bu da, şüphe yok ki kâfir olanların, boş şeylere uymalarından ve gene şüphe yok  ki inananların, Rablerinden gelen gerçeğe uymalarındandır ve işte Allah,  insanlara böyle örnekler getirmekte, hallerini böyle anlatmaktadır.     

4- Kâfir olanlarla savaşa giriştiniz mi vurun boyunlarını, onları iyice yaralayıp  kırdınız, bozguna uğratıp da onlara üst geldiniz mi işe sağlam yapışın,  bağlayın sımsıkı tutsakları, ondan sonra da isterseniz öylece salıverirsiniz  onları, isterseniz para alır da bırakırsınız savaş ağırlığını atıncaya dek, bu,  böyle; ve Allah dileseydi savaşsız da helâk ederdi onları ve fakat bir  kısmınızı, bir kısmınızla sınamak ister ve Allah yolunda öldürülenlerin yaptıklarını  asla boşa çıkarmamaktadır.     

5- İlerde de  onları doğru yola götürmektedir ve hallerini düzene sokmaktadır.     

6- Ve cennete sokar onları ve cenneti, onlara tanıtmaktadır.     

7- Ey inananlar, siz yardım ederseniz Allah'a, o da yardım eder size ve  ayaklarınızı diretir, size sebat verir.     

8- Kâfir  olanlara gelince: Kötülük onlara ve yaptıklarını boşa çıkarmaktadır.     

9- Bu da, Allah'ın indirdiğine hoşlanmadıklarındandır, artık o da, yaptıklarını  mahvetmektedir.     

10- Gezmezler  mi yeryüzünde de bakıp görsünler kendilerinden öncekilerin sonunu, Allah helâk  edivermiştir onları ve kâfirlere de bunlara benzer azaplar var.     

11- Böyle  bu, çünkü şüphe yok ki Allah, inananların yardımcısıdır ve şüphe yok ki  kâfirlerin yardımcısı yoktur.     

12- Şüphe  yok ki Allah, inanan ve iyi işlerde bulunanları kıyılarından ırmaklar akan  cennetlere sokar ve kâfir olanlarsa geçinip dururlar ve hayvanlar gibi yerler  ve ateş, onlara yurt olmaktadır.     

13- Ve  nice şehirlerin halkını helâk ettik ki onlar, seni çıkardıkları şehirdekilerden  daha da güçlü kuvvetliydiler; onlara bir yardım eden bile yok.     

14- Rabbinden,  kesin bir delîle sâhip olan, o kişiye benzer mi ki kötü işi, kendisine  bezetilmiştir ve onlar, kendi havalarına, dileklerine uymaktadır.     

15- Çekinenlere  vaadedilen cennet, şöyledir âdeta: Orada su ırmakları var, bozulup kokmaz ve  süt ırmakları var, lezzetleri bozulmaz ve şarap ırmakları var, içenlere sâfi  lezzet ve bal ırmakları var, süzme ve onlara, orada bütün meyvelerden sunulur  ve Rablerinden yarlıganma var; buna nâil olan, o kişiye benzer mi ki ateşte  ebedîdir ve kaynar sularla sulanır da onların bağırsakları parçalanmaktadır.     

16- Ve  onlardan seni dinleyenler de var, sonunda yanından çıkınca kendilerine bilgi  verilenlere, demin ne söylüyordu o derler; öyle kişilerdir onlar ki Allah,  gönüllerini mühürlemiştir onların; onlar, kendi havalarına, dileklerine uymaktadır.     

17- Ve  doğru yolu bulanlara gelince: Onların başarısını arttırmaktadır ve onlara,  korunma duygusu vermektedir.     

18- Onlar,  kıyâmetin gelmesinden, apansızın başlarına kopuvermesinden başka bir şey mi  bekliyorlar? Gerçekten de alâmetleri geldi; onlara gelip çatınca ibret almaları  neye yarar?     

19- Artık  bil ki şüphe yok, Allah'tan başka yoktur tapacak ve kendi suçun ve inanan  erkeklerle kadınların suçları için yarlıganma dile ve Allah, sizin dönüp  dolaştığınız yeri de, size yurt olacak yeri de bilmektedir. [1]     

20- Ve  inananlar, derler ki: Bir sûre indirilseydi; bir hükmü kesin sûre indirildi mi  ve onda, savaş anıldı mı da gönüllerinde hastalık olanları görürsün ki sana,  ölümden baygınlık geçiriyorlarmış gibi baygın-baygın bakarlar; artık ölüm,  onlara daha da uymaktadır.     

21- İtâat  etmek ve güzel söz söylemek gerekti, derken işe iyice sarılınca da Allah'ın  gerçek söylediğini kabûl etselerdi görürlerdi ki bu, kendilerine daha da  hayırlı olmaktadır.     

22- Artık  iş başına gelir de yeryüzünde bozgunculuk eder; yakınlarınızı kestirip doğratır  mısınız?     

 23- Öyle  kişilerdir onlar ki Allah, lânet etmiştir onlara, onları sağırlaştırmakta ve  gözlerini kör etmektedir.     

24- Ne  diye Kur'ân'ı, bir iyice düşünüp taşınmazlar, yoksa gönüllerinde kilitler mi  var?     

25- Gerisin  geriye, hem de doğru yol, kendilerince apaçık anlaşıldıktan sonra, eski  dinlerine dönenlere gelince: Şeytan, yanlış hareketlerini, kendilerine  bezemektedir ve onları, uzun uzun dileklere düşürmektedir.     

26- Bu,  böyledir; çünkü onlar, Allah'ın indirdiği şeyden hoşlanmayanlara, biz  demişlerdir, bâzı işlerde size itâat edeceğiz ve Allah'sa onların gizlice  konuştuklarını bilmektedir.     

27- Nasıl  olacak halleri o zaman ki melekler, canlarını alırken yüzlerine, artlarına  vurmaktadır.     

28- Bu,  böyledir, çünkü onlar, Allah'ın gazap ettiği şeylere uymuşlar ve râzılığından  hoşlanmamışlardır da o da, yaptıklarını mahvetmektedir.     

29- Yoksa,  gönüllerinde hastalık olanlar, Allah, onların kinlerini, hasetlerini hiç  meydana çıkarmayacak mı sanmaktadır?     

30- Ve  dileseydik onları, sana gösterirdik de yüzlerinden tanırdın elbet ve elbette  sözlerinden tanırsın, anlarsın onları ve Allah, yaptıklarınızı bilmektedir.     

31- Ve  andolsun ki sizden savaşanları ve sabredenleri bildirmek ve gizlediklerinizi  haber vermek için sizi sınamaktadır.     

32- Kâfir  olanlar ve halkı, Allah yolundan çıkaranlar ve doğru yol, kendilerince de  apaçık olarak anlaşıldıktan sonra Peygambere karşı gelenler, Allah'a hiçbir  zarar veremezler ve görürler ki Allah, onların yaptıklarını yakında, mahvetmektedir.     

33- Ey  inananlar, itâat edin Allah'a ve itâat edin Peygambere ve yaptıklarınızı boşa  çıkarmayın.     

34- Kâfir  olanlar ve halkı Allah yolundan çıkaranlar, sonra da kâfir olarak ölenler yok  mu? Allah, kesin olarak onları yarlıgamamaktadır.     

35- Artık  gevşemeyin ve üstün olduğunuz halde barışa çağırmayın ve Allah, sizinledir ve  yaptıklarınızın sevabını, hiç azaltmamaktadır.     

36- Dünyâ  yaşayışı, ancak bir oyundur, bir eğlence ve inanır ve çekinirseniz göreceksiniz  ki size mükâfâtınızı vermektedir ve bütün mallarınızı istememektedir.     

37- Eğer  hepsini istese ve zorlasa sizi, nekesliğe kalkışırdınız da görürdünüz ki  kinlerinizi, hasetlerinizi meydana çıkarmaktadır     

38- Bilin  ki siz, şunlarsınız: Allah yolunda malınızı, mülkünüzü harcamaya  çağrılıyorsunuz da içinizden, nekeslik edenler var ve kim nekeslik ederse ancak  kendisine zarar etmiş olur ve Allah, müstağnîdir ve sizsiniz yoksullar ve  itâatten yüz çevirirseniz yerinize bir başka topluluğu getirir, sonra görürsünüz  ki onlar, size benzememektedir.

    

               
                                  [1]                      ) Dönüp dolaşılan yer dünyadır, yurt olacak yerse âhiret.  Dönüp dolaşılan yerden maksat, baba belinden ana rahmine düşmek, yurttan maksat  da dünyadır diyenler olmuştur. Baba belinden ana rahmine düşerek dünyaya geliş  ve ölüp kabre gidiştir diye tevil edenler, hattâ gündüzün dönüp dolaşılan  yerler ve geceleyin yatılıp uyunan yerler diyenler de vardır.       
   
 

Total Visit: 353
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.