Çarsamba 23 Mayıs 2012 - 04:12

الأربعاء ٣ رجب ١٤٣٣

چهارشنبه ۳ خرداد ۱۳۹۱ - ۰۵:۴۲

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    

 MOĞOL VE TİMURLULAR SALDIRALARI DÖNEMİ ARASINDAKİ EMİRLİKLER

          Cengiz’in saldırılarına yakın zamanda bir kısmı Moğol ve Tatar saldırıları içinde ortadan kalkmış olan bir kısmı da değişik sebeplerle kalmış olan birkaç mahallî hükümdarlık İran’da mevcuttu. Bu dönemin hükümdarlıklarından bazıları da İlhânlılar hükümdarlığının zayıflaması sonucu İran’ın çeşitli bölgelerinde ortaya çıkan hükümetlerdi. Bu mahallî hane¬danlardan ve küçük hükümetlerden birkaçı aşa¬ğıda verilmiştir:

           Salgur Atabekleri: Moğolların İran’a yaptıkları saldırılara yakın zamanda emirliğinin son yıllarını Fars’ta sürdüren Atabek Sa’d b. Zengî (599/1203-623/1226), Mu¬hammed Harezmşah ile yaptığı barış anlaşması ve onun evlatlarıyla barış içinde geçinmesi nedeniyle hükümdarlı¬ğını ko¬rudu, medrese ve mescitler kurmaya yöneldi. Oğlu Atabek Ebû Bekir (623/1226-658/1259), Oktay Kaan’ın komutanlarıyla barış yapıp il olmayı kabul ede¬rek Kutluk Han lakabıyla Fars padişahlığını sürdürdü. Hulâgû döneminde de itaat etme görüntüsünü vermesi nedeniyle Fars’ı viran olma tehlikesinden kurtardı. Bu davranışıyla da orayı Moğollar döne¬minde kimi fazilet ehli kişilerin bir sığınağı, büyük bir ilmî ve edebî mer¬kez ha¬line getirerek Fars’ta birçok önemli eserin kalmasına aracı oldu. Ondan sonra da oğlu Sa’d, birkaç gün dışında ha¬yatta kalamadı. Kendi¬sinden sonra da sırasıyla Muhammed b. Sa’d (658/1259-660/1261), Mu¬hammed b. Salgur b. Sa’d (660/1261-661/1262), Selçuk Şah b. Salgur (661/1262-662/1263) hüküm sürdüler. Daha sonra da Salgur ailesi ka¬dınlarından Ebeş Hâtûn-i Atabekî adında birini buldular. Ebeş Hâtûn, 663/1264 yılında Hulâgû’nun emriyle Mengu Timur’un nikahına girdi. Bundan sonra da Fars toprakları resmen Moğolların tasarrufundaki top¬raklar arasına girdi.

           Fars Şebankara meliklerinden Melik Muzaffer, 658/1259 yılına kadar saltanat sürdürdü. Valileri¬nin halka uyguladıkları zulüm ve baskıya rağ¬men edebiyat ve sanatın yükseltilmesi noktasında çağdaşı olan Atabek Ebû Bekir b. Sa’d b. Zengî ile rekabet ediyordu. Ondan sonra oğlu Kutbuddîn Mubâriz, ondan sonra da Şebankara emirlerinden birkaç kişi hüküm sürdüler. Ni¬hayet 756/1355 yılında bu hükümdarlık Emir Mubârizuddîn Muhammed eliyle yıkıldı. Yezd Atabekleri hükümdarlığı Atabek Sâm’dan sonra yerine geçen ‘Alâu’d-devle, Kutbuddîn Mahmûd, Alâuddîn Yusuf Şah ve Hâcî Şah ara¬sında 718/1318 yılına kadar sürdü ve aynı yıl içinde Emir Mubârizuddîn Muham¬med b. Muzaffer tarafından yıkıldı.

            Hazârespî emirleri adıyla da anılan Loristân Atabekleri büyük Lor kavimleri arasından ortaya çıktılar. Bu Atabeklerin ilki 550/1155 yılında ölen Ebû Tahir b. Muhammed idi. Ondan sonra da Atabek Hezâresp babasının yerine oturdu. Nihayet 657/1258 yılında Hulâgû ile girdiği savaşta Tebrîz’de öldürüldü. Atabek Şemsuddîn onun yerine oturdu. Bu aile, hü¬kümdarlığını 827/1424 yılına kadar sürdürdü ve bu yıl içinde Timurlu Sultan İbrahim b. Şâhruh eliyle hükümdarlıkları yok oldu.

           Âl-i Kert, Horasan’ın doğusu, Afganistan, Sistân ve Sind ırmağı ke¬narları bölgelerinde hüküm sürdürüyorlardı. Bu hanedandan ilk önce Melik Ruknuddîn b. Tâcuddîn, Gurlu sultan Muhammed tarafından Gur şehirlerinin ve Hisar kalelerinin valiliğine atandı. Ondan sonra da oğlu Melik Şemsuddîn Muhammed, Horasan’ın doğusunun bir bölü¬münü, Sistân ve Kabil’i topraklarına kattı. Teb¬rîz’de zehirlendiği 676/1277 yılına kadar saltanat sür¬dürdü. Ondan sonra Âl-i Kert hükümdarlığı, bu hane¬dan içinde 783/1381 yılına kadar devam etti. Nihayet bu yıl içinde Timur’un Herât’a saldırısı sonucu yıkıldı. Bu şahla¬rın hükümdarlığı zamanında Herât şehri bir grup yazar, şair ve fazilet ehli için bir güven merkeziydi.

            Kirmân Karahıtayları sülalesinden kızını Celâluddîn Harezmşah’a vermiş olan ve Moğollarla il ol¬madan katılmış olan Burak Hâcîbonbir on üç yıl Kirmân’da padişahlık yaptı ve 632/1234 senesinde hayatını kay¬betti. Ondan sonra oğulları ve yeğenleri 703/1304 yı¬lına kadar İlhânlılar tarafından Kirmân üzerinde hüküm sürdürdüler. Bunların sonuncusu Kutbuddîn Şah Ci¬hân, İlhânlılar divanına mal verme konusunda göster¬miş olduğu kusur nedeniyle Olcaytu’nun emriyle azledildi. Böylece bu sülalenin hükümdarlığı yıkılmış oldu. Bu hanedan arasından padişah Hâtûn şair ve ilim sever bir kadındı.

           Âl-i İncû, Emir Şerefuddîn Mahmûd Şah İncû’nun evlatları olup Sul¬tan Ebû Sa‘îd Bahâdır Han’ın ölümünden sonra İran’da bağımsızlık iddia¬sında bulunmuşlardı. Bu hanedanın en ünlü padişahı 742/1342 yılında Emir Pîr Hüseyin Çûpânî tarafından İsfahân hükümdarlığına layık görü¬len ve birkaç çatışma ve çarpışmadan sonra da Şîrâz ve Fars’ı tasarrufu altına alan Şah Şeyh Ebû İshak idi. Şah Şeyh 758/1357 yılında Şîrâz’da öl¬dürülünce Âl-i İncû hü¬kümdarlığı da sona erdi. Bu şah, şiirsever ve şair bir kişi olup yazarlar ve fazilet ehli kimselerle sohbetle meşgul olurdu. Bundan dolayı da Hâfız, ‘Ubeyd-i Zâkânî ve Şems-i Fahrî gibi büyük şair¬ler ve Azududdîn-i Îcî (Îgî) gibi faziletliler onun sarayında toplanmışlardı.

            Muzafferîler, Olcaytu tarafından Meybûd hükümdar¬lığını ve Kirmân ile Loristân arasındaki yol gözetleyiciliğini yürüten ve 713/1313 yılında ölen Emir Şerefuddîn Muzaffer’e bağlıydılar. Ondan sonra oğlu Emir Mubârizuddîn Muhammed, Ebû Sa‘îd Bahâdır Han tarafından Yezd hükümdarlığına atandı. Bu zamandan itibaren de Muzafferîler’in hükümdarlığı resmen başlamış oldu. Emir Mubâriz, Sultan Ebû Sa‘îd’in ölümünden sonra Sistân, Fars, Kirmân ve Irak’ı tasarrufu altına aldı. 759/1358 yılında kendi oğulları tarafından hapsedildi. 765/1364 yılında da vefat etti. Ondan sonra oğlu Şah Şuca’ 786/1384 yılına kadar salta¬nat sürdü. Muzafferîler hükümdarlığı Emir Timur’un 795/1393 yılındaki akınları sırasında son buldu.

            İlekânlılar veya Celâyirliler, İlhânlılarla akraba olan Emir Hüseyin Gurgân’ın evlatlarıdır. Sultan Ebû Sa‘îd ile ihtilaflı olan oğlu Emir Hasan Celâyir, Ebû Sa‘îd’in ölü¬münden sonra Azerbaycan üzerine yürüdü ve Tebrîz’i ele geçirdi. Ondan sonra da Irak-ı Arab üzerine yü¬rüyerek 740/1340 yılında Bağdat’ta bağımsız bir hüküm¬darlık kurdu. Ondan sonra oğlu Sultan Uveys (757/1356-776/1374), Azerbaycan, Rey ve Irak-ı Acem’in bir kısmını da tasarrufuna geçirdi. İlekânlılar hükümdarlığı da nihayet 827/1424 yılında Timurlular hanedanı tarafından ortadan kaldırıldı. Bu hanedanın sarayında Selmân-i Sâvecî, Hâce Muhammed Assâr, Şerefuddîn Râmî ve İbn Nasûh-i Şîrâzî gibi şairler teşvik edildiler. Sultan Uveys’in kendisi de edipler arasındaydı.

            Çûpânlılar, Olcaytu’nun komutanı ve damadı Emir Hüseyin Çûpân’ın ailesine mensuptular. Emir Hüseyin Çûpân, 728/1328 yı¬lında kızı Bağdâd Hâtûn’un Ebû Sa‘îd Bahâdır Han ile aralarındaki ihtilaf nedeniyle öldü¬rüldü. Oğlu Şeyh Hasan Çûpânî 740/1340 yılından itibaren Azerbaycan, Errân, Mokân, Gürcistan ve Irak-i Acem’i tasarrufu altına aldı. Fakat 744/1344 yılında karısı İzzet Melek’in ihanetiyle öldürüldü. Ondan sonra yeğeni Melik Eşref, 759/1358 senesine kadar zalimce bir hükümdarlık sürdü ve bu yıl içinde Moğolların kan dökücü emiri Cânî Bey’in eliyle öldürüldü.

            Togatimurîler, 737/1336 yılında İlhanlığa seçilmiş olan ve bir süre Horasan ve Gurgân’da hüküm sürdüren fakat 741/1340 senesinde Serbedârların üzerine yürüdüğü 754/1353 senesinde öldürdükleri Cengiz’in kardeşinin torunu Boga Timur’a mensuptular. Ondan sonra oğlu Lokman, onun mevalilerinden birinin yardımıyla saltanata seçildi. Bu hanedanın son ferdi 812/1409 senesinde Timurlular döneminde ortadan kaldırılan Ali b. Pîrek b. Lokmân idi.

            Serbedârlar, Şia mezhebine mensup Sebzvâr dervişleri arasından çıktılar. Bunların ilki, nesebi baba tarafından Hüseyin b. Ali’ye (a), anne ta¬rafından da Yahya b. Halid-i Bermekî’ye ulaşan Eminu’d-devle Abdurrezzak, Horasan’ın Beyhak halkındandı. Ebû Sa‘îd Bahâdır Han’ın valilerinden olan o, Ebû Sa‘îd’in ölümünden sonra Horasan veziri Hâce Alâuddîn Muhammed’in zalim valisiyle sa¬vaşmak üzere Beyhaklılardan bir grubu çevresine topladı ve: “…Kahramanca bir yaşamla başını darağacında görmek, namertçe öldürülmekten bin kez daha iyi¬dir…” dedi. Bu söz nedeniyle de Serbedâr diye adlandırıldılar . Emir Abdurrezzak, bir süre sonra kardeşi Emir Vecîhuddîn Mes‘ud tarafından öldürüldü. Vecîhuddîn, Şeyhîlerin lideri Şeyh Hasan Curî’ye karşı takındığı güzel davranıştan ve birliktelikten dolayı güçlü bir güç elde etti ve Togatimurların valisi Argunşah’ı ve kardeşi Emir Ali’yi öldürtüp 745/1345 yılına dek emirlik yaptı. Vecîhuddîn’in öldürülmesinden sonra çevresin¬deki¬lerden birkaç kişi hükümdarlık yaptı. Bunların sonuncusu Hâce Ali Mueyyed, 788/1386 yılında Timur ile girdiği savaşta öldürüldü. Böylece Serbedârlar hanedanı da yıkılmış oldu.

 Bu küçük hükümdarlığın önemi şuradandır: Bir tasavvuf ve ihvân grubuna iltica etme yoluyla bir yol icat ettiler. Daha sonraları İran tari¬hinde tekrarlandı ve Moğol saldırısından sonra tüm halk arasından İhkak-i Hak (hakkın gerçekleşmesi) ve fe¬sat ile mücadele adıyla kıyam eden tek hükümdarlık iddia¬cısı kesimdirler.

            Mâzenderân Melikleri: Bu taifeden Şah Erdeşîr, 602/1205 sene¬sinde vefat etti, oğlu Şems (el-Mulûk) Rustem padişah oldu. Bu dönem, Moğolların Esterâbâd ve Mâzenderân’a saldırıları, katliamlar ve yıkımlarla eşza¬manlıydı. Moğol saldırısından sonra 635/1237 yılından 647/1249 yılına kadar Bâvendîlerden Husâmuddîn Ebû’l-Mulûk Erdeşîr b. Keynehâr adında biri hükümdarlık yaptı. Yapılmış olan yıkımları imar etme, düzen ve emniyeti sağlama noktasında çaba harcadı ve bu yıl içinde hayatını kaybetti. Ondan sonra sırasıyla ‘Alâu’d-devle Ali (665/1266-675/1276) ve Tâcu’d-devle Yezdcird b. Şehriyâr (698/1298-714/1314) Mâzenderân hakim ve valisi oldular. Bu hanedanın en son kişisi 750/1349 senesinde öldürülen Fahru’d-devle Hasan idi. Ondan sonra da Mâzenderân on üç yıl kadar fitne ateşi içinde yandı.

           Mâzenderân’ın bir diğer bölümü olan Deylemân toprakları, Âmul sı¬nırlarına kadar neseple¬rini Husrev-i Enûşîrvân’a kadar ulaştıran ve Bâvend meliklerine itaat eden Rustemdâr Melikleri adındaki bir başka grubun elindeydi. Bu taifenin en meşhuru Zerrin Kemer b. Cestân b. Keykâvus olup 24 yıllık bir hükümdarlıktan sonra 610/1213 yılında haya¬tını kaybetti. Bu taifenin son kişisi, Azudu’d-devle Kubâd (780/1378-800/1398) isimli biriydi. Hükümdarlık dönemi, Mîr Kıvâmuddîn-i Mer‘aşî’nin Âmul, Sârî, Mâzenderân dağları ve Fîrûzkûh Kalesi üzerine yaptığı saldırılarla eşzamanlıydı. Adı geçen bu Mîr Kıvâmuddîn, 781/1379 yılında hayatını kaybetti. Fakat ondan geriye kalanlar Timur’un Mâzenderân’a saldırısına dek o topraklar üzerinde hüküm sürdüler.

          Müslüman Hint Padişahları: Hint padişahları hanedanının burada zikredilmesinin nedeni saraylarının İranlı yazar ve alimlerin toplandıkları en önemli merkezlerden birisi olmasıdır. Özellikle de doğu İran’daki ilim ve edebiyat ileri gelenlerinin büyük bir kesimi Moğol saldırısından önce Hindistan’a kaçmış ve söz konusu bu padişahların sa¬raylarına sığınmışlardı. Avfî, Minhâc-ı Sirâc vb. bunlardandır. Bu sülale¬lerden Dehlî sultanları, yani Kutbuddîn Aybek (ö.607/1210) ve Şemsuddîn İltutmiş’in (ö.633/1236) yerine geçenler 644/1246 yılına dek hüküm sürdüler. Ondan sonra da Giyâsuddîn Beleben ve oğlu Mu‘izuddîn Keykubâd 687/1288 yılına dek hüküm sürdüler ve Halac Türkleri tarafından ortadan kaldırıldılar. Bu padişahların sarayı, Horasan’dan kaçmış şehzade, alim, yazar vb. değerli kimselerle dopdoluydu. Bu melik kimselerin aracı¬lığıyla doğu İran geleneklerinin bir çoğu Fars diliyle birlikte Hindis¬tan’ın kuzeyinde yaygın bir hal aldı.

          Halac Türkleri, 721/1321 senesine kadar Dehlî üze¬rinde hüküm sürdürmekteydiler. Bunların lideri Celâluddîn Fîrûzşâh’tı. Bu hanedan padişahlarından Celâluddîn’den sonra İskender-i Sânî (II. İskender) lakaplı Alâuddîn Muhammed (695/1295-716/1316) diğerlerinden daha ünlüydü. Onun döneminde büyük tasavvuf şeyhleri ve Emir Husrev, Emir Hasan vb. ünlü şairler Müslüman Hint topraklarındaki şehirlerde yaşayıp bir kısmı onun sarayında görev ve makam sahibi oldu.

           Halac Türklerinin zayıflamasından sonra 721/1321 senesinde kuzey Hint Müslüman padişahlarından Tuğluklular adında yeni bir hanedan ortaya çıktı. İktidarları yaklaşık yüz yıl kadar sürdü. Bunların ilki Sultan Giyâsuddîn Tuğlukşah idi. Ondan sonra oğlu Muhammed b. Tuğluk padişahlık yaptı. Bu padişahın yerine geçenlerin zamanında Tuğluklular toprakları parçalanmaya yüz tuttu. Nihayet 801/1399 yılı Muharreminde Timur’un Sind Ir¬mağını geçmesiyle birlikte bu hanedan da yıkıldı.

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.