| MOĞOL VE TATARLARIN YASA, GELENEK VE ADETLERİ Cengiz ile birlikte İran’a gelmiş olan Tatar, Moğol ve Türk boyları, atları ve hayvanlarıyla otlak ve mera peşinde mekan değiştiren göçebe insanlardı. Cengiz Han’ın büyük ordusunu oluşturan çeşitli kabile ve boyların katılım özelliği, ülke ve asker yönetiminin niteliği, ordu sürme ve ülke fethetme, “Şura”lar kurultayı, mükafatlar ve cezaların oluşturulması, yaşam kuralları ve ona bağlı kanunlar, avlanma vb. kuralları içeren bir hükümler bütünü olan Cengiz yasalarına itaat etmekti. Cengiz yasaları, uzun yıllar boyunca Moğollara tabi olan ülkelerin ve bu arada İran’da ülke ve ordu yönetiminin temeliydi. Bundan dolayı da bu ülkenin toplumsal işlerinde etkiye sahip olmuş ve onun ıslahatları uzun dönemler boyunca yazarların ve müelliflerin eserlerinde kullanılmıştır. Daha sonraları Müslüman İlhânlı padişahı Gazan Han, İran’da yeni yasalar uygulamaya sokmak istediyse de Cengiz yasalarının etkisi uzun yıllar az yada çok yerini korudu. Cengiz yasalarına göre, Moğollar, lakap veya unvanlara sahip olamazlardı. Padişah, sadece “Kaan” veya “Han” lakabını taşırdı. Kış mevsiminde avlanmak, ciddi işlerden sayılırdı. Ordu sevk etme ile ilgili kurallar zordu. Askerler, savaş araç-gereçlerini kendileri sağlardı. Herkes vergi ödemek zorundaydı. Cengiz ordusunun en küçük grubu on kişiden oluşur, bunlar arasından bir kişi diğer dokuz kişinin emiriydi. Hırsızlık, zina, casusluk, yalan söyleme, sihir ve cadılık yapan kişi ölüme mahkum edilirdi. İl olmayı kabul etmeyen bir padişah ile barış yapmak yasaktı. Moğollar, güreşmeye, boks yapmaya ve bunları seyretmeye çok ilgi duyarlardı ve hurafelere, kötü ruhlara ve onların alemin üzerindeki işlerde etkin olduğu konusuna aşırı derecede inanır, şimşek ve yıldırımdan çok korkarlardı. |