Çarsamba 8 Şubat 2012 - 16:52

الأربعاء ١٦ ربيع الأول ١٤٣٣

چهارشنبه ۱۹ بهمن ۱۳۹۰ - ۱۸:۲۲

Kullanıcı adı:

Åžifre :

Şifremi Hatırla
Åžifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 
     

 MERYEM SURESİ

     

Mekkîdir, doksan sekiz âyettir.

     

 (İçinde, İsa Peygamberin anası Hz. Meryem'den  bahsedildiÄŸi için bu adla anılmıştır.)     

Rahman ve Rahîm Allah Adıyla     

1- Kâf hâ yâ ayn sâd.     

2- Bu, kulu Zekeriyya'ya Rabbinin rahmetini anıştır.[1][2]        

3- Hani o, gizlice Rabbine niyâz etmiÅŸti de.     

4- DemiÅŸti ki: Rabbim, kemiklerim bile incelip zayıfladı, saçım-sakalım aÄŸardı,  parıl-parıl parlamada başım sanki ve sana ne duâ etmiÅŸsem mahrûm olmadım ben.     

5- Benden sonra yerime geçecek, mîrâsıma konacak yakınlarımdan endiÅŸelenmekteyim,  karım da kısır, sen bana katından bir oÄŸul ihsân et de.     

6- Bana da mîrasçı olsun, Yakup soyuna da mîrasçı olsun ve Rabbim, onu, rızânı  kazanmışlardan et.     

7- Ey Zekeriyya, biz seni müjdelemekteyiz, bir oÄŸlun olacak, adı da Yahya'dır ve  ondan önce bu adla adlanmış hiç kimseyi yaratmadık.     

8- Rabbim dedi, benim nasıl oÄŸlum olabilir ki karım kısır ve ben de ömrümün  sonlarına vardım, tamâmıyla ihtiyarladım.     

9- Böyledir bu dedi, Rabbine dedi, bu pek kolay ve sen yokken evvelce de seni  yaratmıştım.     

10- Rabbim  dedi, bana bir delil göster. Sıhhatin yerindeyken dedi, tam üç gece insanlarla  konuÅŸamayacaksın, iÅŸte bu, sana delildir.     

11- Zekeriyya,  mihraptan çıkıp kavmine, sabah-akÅŸam onu tenzîh edin noksan sıfatlardan diye  işâret etti.199     

12- Ey  Yahya, azim ve kuvvetle kitabı al. Ve ona çocukken peygamberlik verdik.     

13- Katımızdan  ona bir kalb yumuÅŸaklığı, bir temizlik ihsân ettik ve o, mabûdundan çekinirdi.     

14- Anasına-babasına  iyilik ederdi ve cebbar ve âsi deÄŸildi.     

15- Ve  esenlik ona doÄŸduÄŸu gün, öldüğü gün ve diriltilerek kabrinden çıkarılacağı gün.     

16- Kitapta  Meryem'i de an. Hani o, âilesinden ayrılmış, doÄŸu tarafında bir yere  çekilmiÅŸti.     

17- Ve  âilesiyle arasına bir perde germiÅŸti. Derken ona rûhumuzu göndermiÅŸtik de  gözüne, âzası düzgün bir insan ÅŸeklinde görünmüştü.     

18- O,  fenalıklardan çekinen bir adamsan demiÅŸti, rahmâna sığınırım senden.     

19- Ruh,  ben demiÅŸti, ancak Rabbinin bir elçisiyim, sana bir erkek çocuk vermeye geldim.     

20- Meryem,  benim nasıl oÄŸlum olabilir ki hiç bir kimse, henüz bana dokunmadı demiÅŸti, hem  kötü bir kadın da deÄŸilim ben.     

21- Böyledir  bu demiÅŸti ruh, bu iÅŸ, Rabbin için pek kolay demiÅŸti. Çünkü biz, onu insanlara  bir delil ve katımızdan bir rahmet olarak halkedecektik ve bu iÅŸ, zâten de  mukadderdi, olup bitti.     

22- Sonunda  ona gebe kaldı ve onunla uzak bir yere çekilip gitti.     

23- Derken  doÄŸum sancısı, onu bir hurma aÄŸacının dibine sevketti de keÅŸke dedi, bundan  önce ölseydim de unutulup gitseydim.     

24- Uzaktan  bir ses geldi ona: Mahzûn olma, Rabbin, ayağının altından bir ırmak akıttı.     

25- Hurma  aÄŸacını silk, sana terü-tâze hurmalar dökülecek.     

26- Ye,  iç, gözün aydın. Fakat seni birisi görürse ben de, bugün rahmân için oruç  tutmadayım ve hiçbir kimseyle kesin olarak konuÅŸamam.     

27- ÇocuÄŸunu  kucağına alıp kavmine gelince ey Meryem dediler, gerçekte de pek büyük bir iÅŸ  iÅŸledin.     

28- Ey  Hârûn'un kız kardeÅŸi, baban, fena bir adam deÄŸildi, anan da kötü bir kadın  deÄŸildi.     

29- Meryem,  çocuÄŸuna işâret etti. Nasıl olur da dediler, beÅŸikteki çocuk konuÅŸur?     

30- İsâ,  Şüphe yok ki dedi, ben Allah'ın kuluyum, bana kitap vermiÅŸtir ve beni peygamber  etmiÅŸtir.     

31- Ve  Nerede olursam olayım kutlamıştır beni ve diri oldukça namaz kılmamı, zekât  vermemi emretmiÅŸtir bana.     

32- Ve  anama itâatli etmiÅŸtir beni ve cebbar, kötü kiÅŸi olarak yaratmamıştır beni.     

33- Esenlik  bana doÄŸduÄŸum gün, öleceÄŸim gün ve tekrar dirilip kabirden çıkacağım gün.     

34- İşte  budur MeryemoÄŸlu İsâ. Onların şüpheye düştükleri ÅŸey hakkında gerçek söz,  budur.     

35- Evlât  edinmesi, lâyık deÄŸildir Allah'a, noksan sıfatlardan münezzehtir o. Bir iÅŸin  olmasını takdîr etti mi ona ancak ol der, oluverir.    

36- Ve  şüphe yok ki Allah, Rabbimdir ve Rabbiniz, ona kulluk edin; budur doÄŸru yol.     

37- Aralarından  bölükler ayrıldı, ayrılığa-aykırılığa düştüler. Ulaşıp görecekleri büyük günün  ÅŸiddetli azâbı kâfirlere.     

38- Neler  duyacaklar, neler görecekler bize geldikleri gün; fakat zâlimler, bugün, apaçık  bir sapıklıkta.     

39- Onları  hasret günüyle korkut; iÅŸ olup biter o zaman ve onlar, ÅŸimdi gaflettedir ve  onlar, inanmazlar.     

40- Şüphe  yok ki biziz yeryüzünün ve yeryüzünde olanların mîrasçısı ve dönüp bizim  tapımıza gelir onlar.     

41- Kitapta  İbrâhim'i de an. Şüphe yok ki o, çok gerçek bir peygamberdi.     

42- Hani  o atasına ata demiÅŸti, ne diye taparsın duymaz, görmez, senden hiçbir ÅŸeyi  gideremez ÅŸeylere?     

43- Gerçekten  de ata, sence bilinmeyen bir bilgiye sâhip oldum ben, artık bana uy da seni  dosdoÄŸru yola ileteyim.     

44- Ata,  Åžeytan'a kulluk etme, şüphe yok ki Åžeytan, rahmâna âsîdir.     

45- Ata,  gerçekten de korkuyorum, sana rahmândan bir azap gelip çatar da Åžeytan'a dost  olursun.     

46- Atası,  ey İbrâhim dedi, benim mâbutlarımdan yüz mü çevirmedesin? Bu iÅŸten vazgeçmezsen  taÅŸlarım seni, uzun bir zaman görünme, git, bırak beni.     

47- İbrâhim,  esenlik sana dedi, Rabbimden yarlıganmanı dileyeceÄŸim, şüphe yok ki o, pek  lûtfeder bana.     

48- Ve  sizi ve Allah'tan baÅŸka kulluk ettiÄŸiniz ÅŸeyleri bırakıyor ve Rabbime duâ  ediyorum, umarım ki duâmı kabûl eden, mahrûm etmez beni.     

49- Onların  ve Allah'tan baÅŸka kulluk ettikleri ÅŸeyleri bırakınca ona İshak'ı ve Yakup'u  verdik ve hepsini de peygamber ettik.     

50- Ve  onlara rahmetimizden ihsânlar ettik, gerçek şöhretlerini yaydık, adlarını  yücelttik.     

51- Kitapta  Mûsâ'yı da an; şüphe yok ki o, ihlâsa mazhar olmuÅŸ ÅŸeriat sâhibi bir  peygamberdi.    

52- Ona,  Tûr'un saÄŸ yanından nidâ ettik, bizimle konuÅŸmak üzere tapımıza yaklaÅŸtırdık  onu.    

53- Rahmetimizden  bir lütuf olarak kardeÅŸi Hârûn'u da peygamber ettik.     

54- Kitapta  İsmâîl'i de an; şüphe yok ki o, vaadinde gerçekti ve insanlara gönderilmiÅŸ olan  bir peygamberdi.     

55- Ehline, ayâline namaz kılmalarını, zekât vermelerini  emrederdi, Rabbinin katından da rızâsını kazananlardandı.     

56- An  kitapta İdrîs'i de; şüphe yok ki o çok gerçek bir peygamberdi.    

57- Biz  onu pek yüce bir mevkie yükselttik.     

58- İşte  bunlar, Âdem soyundan, Nûh'la berâber gemiye yüklediklerimizin soylarından,  İbrâhim'in ve İsrâil'in soylarından gelen ve Allah tarafından kendilerine  nîmetler ihsân edilen peygamberlerdendir, doÄŸru yola sevk-ettiÄŸimiz ve  seçtiÄŸimiz kiÅŸilerdendir. Rahmânın âyetleri, onlara okundu mu aÄŸlaya-aÄŸlaya  hemen secdeye kapanırlardı.     

59- Onlardan  sonra öyle bir soy geldi ki namazı zâyi etti onlar, ÅŸehvetlere uydular,  azınlıklarının cezâsına pek yakında uÄŸrayacak onlar.     

60- Ancak  tövbe eden, inanan ve iyi iÅŸlerde bulunan müstesna. Bu çeÅŸit kiÅŸiler cennete  girerler ve hiçbir hususta zulüm görmezler.     

61- Ebedî Adn  cennetlerine girerler ki rahman, kullarının gıyabında, onlara vaadetmiÅŸtir bu  cennetleri. Şüphe yok ki onun vaadi, mutlaka yerine gelir.     

62- Orada  mânasız bir söz iÅŸitmeyecekler, ancak esenlik size sözünü duyacaklar ve  sabah-akÅŸam, rızıkları gelecek onlara.     

63- Öylesine  cennettir ki kullarımızdan kim, bizden çekinirse ona mîras vereceÄŸiz o cenneti.     

64- Biz  melekler, ancak Rabbinin emriyle inebiliriz; onundur ne varsa ilerimizde ve ne  varsa gerimizde ve ne varsa ikisi arasında ve Rabbin, hiçbir ÅŸeyi unutmaz.     

65- Rabbidir  göklerin ve yeryüzünün ve ikisi arasında ne varsa hepsinin, ona kulluk et ve  dayan ona ibadet etmede, onun Adıyla anılan baÅŸka bir varlık bilir misin?     

66- Ve  insan der ki: Ben öleceÄŸim de sonra dirilip kabirden mi çıkarılacağım?     

67- İnsan  hiç mi düşünmez ki o hiçbir ÅŸey deÄŸilken daha önce biz yarattık onu.     

68- Andolsun  Rabbine onları da, Åžeytanları da haÅŸredeceÄŸiz de sonra onları, diz çökmüş bir  halde cehennemin çevresine getireceÄŸiz.

69- Sonra  hangi tâife, rahmâna karşı en fazla azgınlıkta bulunduysa onu ayırıp önce  cehenneme atacağız.     

70- Sonra  elbette biz daha iyi biliriz cehenneme girmeye daha lâyık olanı.     

71- Sizden  bir tek kiÅŸi bile yoktur ki oraya uÄŸramasın; bu, Rabbinin takdîr ettiÄŸi bir  ÅŸeydir.     

72- Sonra  çekinenleri kurtarırız, zâlimleriyse dizüstü çökmüş bir halde bırakırız orada.     

73- Onlara  âyetlerimiz, apaçık okununca kâfir olanlar, iki bölükten dediler, hangisinin  durağı daha hayırlı, meclisi daha güzel?     

74- Onlardan  önce nice ümmetler helâk ettik ki mal bakımından da daha güzel mallara sahipti  onlar, gösteriÅŸ bakımından da.     

75- De  ki: Kim sapıklıktaysa rahman, onun sapıklığını uzattıkça uzatır da sonunda azâp  olsun, kıyâmet olsun, kendilerine vaat olunan ÅŸeyi görür bu çeÅŸit adamlar ve  görünce de bilirler kimin yurdu daha hayırlıymış ve kimin kuvveti daha zayıf.     

76- Ve  Allah, hidâyete erenlerin hidâyetini arttırdıkça arttırır ve ebedî kalacak iyi  iÅŸler, Rabbinin katında sevapça da daha hayırlıdır, sonuç bakımından da daha  hayırlı.     

77- Gördün  mü delillerimizi inkâr edeni ve elbette bana mal da verilecek, evlât da diyeni?    

78- Gizli  olan bir ÅŸeyi mi anlamış, yoksa rahmandan bir söz mü almış?     

79- Hâşâ  söylediÄŸini yazarız onun ve azâbını uzattıkça uzatırız.     

80- SöylediÄŸi  ÅŸeylere biz mîrasçı oluruz ve o bize yapayalnız gelir.     

81- Onlar,  kendilerine bir yücelik versinler, ÅŸefaatçi olsunlar diye Allah'tan baÅŸka  mâbutlar kabûl etmiÅŸlerdir.     

82- Hâşâ.  Onların kulluÄŸunu inkâr edecek o mâbut sandıkları ÅŸeyler ve onlara düşman  kesilecek onlar.     

83- Görmez  misin, biz kâfirlere. onları boyuna taciz edecek Åžeytanlar gönderdik.     

84- Onların  azâba uÄŸraması için acele etme, biz ancak yıllarını, günlerini saymadayız  onların.     

85- O  gün, çekinenleri bölük-bölük, rahmânın huzurunda haÅŸrederiz.     

86- Ve  mücrimleri susamış bir halde cehenneme sevk ederiz.     

87- Rahmandan  ahd almış olanlardan baÅŸkaları ÅŸefaat de edemez.     

88- Ve  dediler ki: Rahman, oÄŸul edindi.     

89- Andolsun  ki pek çirkin bir söz söylediniz.     

90- Öylesine  bir söz ki neredeyse gökler parçalanacak ve yer yarılacak ve daÄŸlar dağılıp  çökecek.     

91- Rahmânın  oÄŸlu var demeleri yüzünden.

92- Rahmâna  oÄŸul edinmek yaraÅŸmaz.     

93- Göklerde  ve yerde ne varsa hepsi de rahmânın tapısına kul olarak gelir.     

94- Andolsun  ki hepsini topluluk bakımından da saymıştır, tek-tek de ve hepsini, hepsinin  ahvâlini bilir.     

95- Ve  hepsi de kıyâmet günü, onun tapısına yapayalnız gelir.     

96- Şüphe  yok ki inanan ve iyi iÅŸlerde bulunanlara karşı rahman, gönüllere bir sevgidir  verir.     

97- Gerçekten  de biz, ancak çekinenleri müjdelemen, düşmanlıkta inat ve ısrâr edenleri  korkutman için Kur'ân'ı, senin dilinle indirerek kolaylaÅŸtırdık sana.     

98- Onlardan  önce nice ümmetleri helâk ettik. Onlardan bir kiÅŸiyi bile duyuyor musun, yahut  bir tânesinin olsun, sesini iÅŸitiyor musun?

     

               
                              [1]                      ) Bu olay,  Luka İncili'nin 1. babında anlatılmaktadır (1-24).       
                              [2]                      ) Aynı Eser       
   

Total Visit: 363
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.