| İMAM HÜSEYİN (A.S) YEZİD'E BİAT ETMEKTEN SAKINIYOR Yezid'in eylem ve söylemleri nasıldı? İmam Hüseyin (a.s) neden Yezid'e biat etmedi? İmam Hüseyin (a.s), Yezid'e muhalefet etmenin neyle sonuçlanacağını biliyor muydu? O hazretin şehadetinin, İslâm ve Müslümanlar üzerindeki etkisi ne oldu? Burada Allah'ın izniyle, hadis ve tarih kitaplarından bu konular etrafında yoğunlaşacağız. Eylem ve Söylemleriyle Yezid İbn Kesir'in tarihinde şöyle geçmektedir: Yezid şarap içen biriydi. Bir gün babası Muaviye, dostça ona nasihat ederek şöyle dedi: Oğulcuğum! Saygınlığın zedelenmeden, kadir kıymetin yok olmadan, düşmanınca aşağılanmadan ve dostunca kötülenmeden de ihtiyacını giderebilirsin... Oğulcuğum! Sana okuyacağım şu beyitlerle kendini eğit/edeplendir ve onları ezberle: Gündüz yücelik kazanmaya çalış Yakın dostun ayrılığına sabret Siyah örtüsüyle geldi miydi gece Ve kapandı mıydı rakibinin gözü Geceyle ol; canın nasıl isterse Çünkü gece, keyif düşkününün gündüzüdür Nice fasık var ki, abit sanırsın Gece oldu muydu hayret işler yapar Yaptıklarını gece karanlığı örter Güvenle sabahlar ve zevkiyle yaşar Aptalın zevkiyse açıktır Kinci her düşman buna tanıktır. İbn Kesir daha sonra şöyle diyor: Yezid, şehvetlere eğilimli biriydi; çoğu zaman namaz kılsaydı bile, bazı zamanlar asla namaz kılmazdı! * * * Muaviye, Yezid için halktan biat almayı kafasına koyduğunda Ziyad b. Ebih'e bir mektup yazdı ve Basra Müslümanlarından Yezid adına biat almasını istedi. Ziyad'ın cevabı şöyleydi: Hüseyin b. Ali, Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Zübeyr ve Abdullah b. Ömer gibileri varken, köpek ve maymunlarla oynayan, rengarenk elbiseler giyen, daima şarap içen ve tef sesiyle yürüyen Yezid'e biat etmelerini isteyecek olsak, insanlar buna ne der?! Öncelikle oğluna söyle ki, bir iki yıl onlar gibi olsun ve onların yaşam tarzına bürünsün ki, halkı aldatarak biat alabilelim! Muaviye, Rumlarla savaşmak üzere bir ordu kurup Yezid'in komutasında yola koydu. "Yezid hastaymış gibi davranıp mazeret getirdi ve bunun üzerine babası, onu yanında tuttu." İslâm ordusunun Rum topraklarında veba ve tifo hastalığına yakalandığı dönemde Yezid, eşi (Abdullah Amir'in kızı) Ümmü Gül-süm'le birlikte Merran manastırındaydı. Ordunun durumundan ha-berdar olunca şöyle dedi: Ben yaslanmışken rahatça yastıklara Yanımda Ümmü Gülsüm, Merran manastırında, Ne korkacağım orduların başına gelenden, Vebaymış, tifoymuş Gazdukune'de! Yakut Himyerî Mu'cemu'l-Buldan kitabında bu olayın peşinden şunları eklemiştir: Yezid'in bu sözleri Muaviye'ye ulaşınca, "Artık Yezid kesinlikle Rum'a gidip Müslümanlara katılmalıdır ve onların başına gelen, onun da başına gelmelidir; aksi taktirde onu azledeceğim!" dedi. Yezid, yol hazırlığını yaptıktan sonra babasına şunları yazdı: Sürekli fırsat kollayıp suç sayarsın ki Benimle olan yakınlık bağını kesesin Yakındır ki, belamdan seni rahatlatsın Tehlikelere düşmem ve göçüp gitmem! Bir defasında da Muaviye, Yezid'i hacca göndermiş ve bir diğer rivayet uyarınca, kendisiyle birlikte hacca götürmüş. Yezid Medine'de şarap meclisi düzenlemiş. Bu sırada Abdullah b. Abbas ve Hüseyin b. Ali onunla görüşmek istemişler. Yezid'in emriyle şarap sofrası kaldırılmış ve biri şöyle demişti: "İbn Abbas şarap kokusunu anlar." Yezid bu yüzden İbn Abbas'a engel olur ve Hüseyin'e izin verir. Hüseyin b. Ali (a.s) içeri girince şarap ve esans kokusunu hissedip, "Ey Muaviye oğlu! Bu ne kokusudur?" diye sorar. Yezid, "Ey Ebu Abdullah! Bu, Şam'da bizim için yapılan bir kokudur." cevabını verir. Sonra bir kadeh şarap getirilmesini ister. Getirilen şarabı içtikten sonra bir kadeh daha ister ve hizmetçisine, "Bunu da Ebu Abdullah'a sun!" der. Hüseyin, "Şarabın senin olsun be adam!..." der. Bunun üzerine Yezid şu beyitleri okur: Hayret ey öfkeli adam! Seni çağırdım; sen ise katılmıyorsun Çalgılara ve neşelere Sehpaya ve eğlenceye, Mücevher işlemeli şarap kadehlerine; Arap efendilerinin başında oturduğu. Onlarda öyle şeyler var ki çalar Kalbini; sonra ondan dönmezsin. Bunun üzerine Hüseyin öfkelenerek Yezid'e haykırdı: "Senin kalbini çalsın, ey Muaviye'nin oğlu!" Muaviye, hac amelini yaptıktan sonra Mekke ve Medine halkından Yezid için biat almaya karar verdi. Abdullah b. Ömer buna karşı çıkarak şöyle dedi: Maymunlarla ve köpeklerle oynayan, şarap içen ve açıkça günah işleyen birine mi biat edelim?! Buna Allah katındaki delilimiz ne olur?! Abdullah b. Zübeyr ise şöyle dedi: Yaratana muhalefet olan şeyde yaratılmışa itaat edilmez. Kesinlikle bu dinimizi bozguna uğratır. Bir rivayet uyarınca Hüseyin (a.s), Muaviye'ye şöyle dedi: Adeta örtülü olanı vasfediyor veya görünmeyeni anlatıyor veya hakkında özel bir bilgiye sahip olduğun birini bildiriyor gibisin! Oysa ki Yezid'in kendisi, kendi düşünce tarzını ortaya koymuştur. Yezid'e, birbirlerini parçalamaları için boğuşturduğu köpeklerden, yarıştırdığı güvercinlerden, çalgıcı cariyelerden ve dansözlerden biat al ve düşündüğün şeyden de vazgeç! Yazar şöyle der: Peygamber (s.a.a) evladı ile Muaviye arasın-da geçen bu konuşmanın, Abdullah b. Zübeyr ve Abdullah b. Ömer'le Muaviye arasındaki konuşmalarla aynı yerde olup olmadığını bilemiyorum. Ancak Muaviye'nin, Yezid için onlardan biat alamadığı ortadadır. Daha sonra Muaviye, Mekke ve Medine halkını aldatarak Yezid'e biat alıp Şam yolunu tuttu. * * * Muaviye'nin isteğinin aksine ve Ziyad b. Ebih'in, "Halkı aldatabilmek için bir-iki yıl İslâmî ahlaka bürünmüş gibi davransın." yönündeki tavsiyesinin aksine hareket eden Yezid'in, hem hac ve hem de savaş yolculuğunda, İslâm'ın kutsal değerlerine ve İslâm ordusunun düştüğü hastalık durumuna aldırış etmeyen biri olduğunu görmekteyiz. Yezid, bunlarla da yetinmeyerek sarhoşluğunu ve durumunu anlatan şiirler yazıyordu ve şiirleri de halkın arasında yayılıyordu. Yezid daha çok şarap ve müzik eğlencesi hakkında şiir yazardı. Bunlardan biri şöyledir: Ey yoldaşlar! Kalkın, Ve dinleyin şarkıları Daim kadehi için Bırakın Fatiha okumayı Alıkoydu beni saz nağmesi Ezanın sesinden Ben huriye tercih ettim Denan'daki bir yaşlı kadını Bir başka şiiri şöyledir: Dokunmasaydı yer sevgilinin eteğine Teyemmüm için toprak bulamazdım. Bir kasidesinde ise içinde gizlediğini açıkça şöyle dile geti-rir: Aliye! Gel de söyle ve terennüm et Ben münacat etmeyi sevmem Ebu Süfyan'ın geliş olayını Uhud'a ve birilerini nasıl ağlattığını Gel, içir bana şu kahve dal üzerindekinden ki Şamlı Anesî onların güzelini seçmiştir Eskilere bakacak olursak şayet Daim içilmesini helal görürüz elbet Ey Ümmü Uheymer! Ben ölürsem, sen evlen Ölüm ayrılığından sonra kavuşmayı arzulama Çünkü diriliş günü hakkında bize söylenen O sözler, kalpleri alıkoyan efsanedir Ben, Muhammed'i karşılamalıyım İliklerime işleyen soğuk şarapla! Tezkiretu Havassi'l-Ümmet kitabından alıntı olan bu tür şiirler fazlaca Yezid'den nakledilmiştir. Yezid, bu kasidesinde sevgilisine hitaben şöyle demektedir: Bana terennüm ederek anlat; Ebu Süfyan'ın Uhud'a gelişini ve orada yaptığı her şeyi. Müslümanları, Hamza'ya ve diğer Uhud şehitlerine nasıl ağlattığını anlat; fısıldayarak değil, sesli olarak anlat! Ve bunun üstünden bana, Şam'daki üzüm asmalarından seçilen şarabı içir. Çünkü eskilere bakacak olsak, cahiliyye dönemindeki Kureyş ve Ümmeyyeoğulları'nın adetlerinde şarabın helal ve normal bir şey olduğunu görürüz. Yeniden diriliş hakkında bize anlatılana gelince; o, efsane türü bir şeydir ve kalbimizi meşgul etmektedir. Ölüm sonrasında ne kıyamet var, ne de diriliş! Öldüğümde benden sonra evleniver; çünkü ölüm sonrası buluş-ma yoktur. Sonra Resulullah (s.a.a) ile alay ederek şöyle diyor: (Eğer kıyamet varsa da) iliklerime işleyen soğuk şarapla Muhammed'i karşılamalıyım! Yezid Müslümanların değerlerini küçümsüyor ve Hıristiyanlarla dostluk kuruyordu. Eğanî kitabının yazarı şöyle aktarır: Yezid, İslâm topraklarında eğlence meclislerini gelenek hâline getiren ilk halifedir. Yezid, şarkıcıları içtenlikle etrafına toplar, aleni hayasızlık yapar ve şarap içerdi! Bu işlerde ona eşlik eden ise kölesi Sercun ve Hıristiyan şair Ahtel'di. Sarhoş şarkıcılar ona gelip meclis kurar ve bahşiş alırlardı...! Belazurî de Ensabu'l-Eşraf adlı kitabında şöyle yazar: Yezid b. Muaviye; aleni olarak şarap içen, çekinmeden şarkı söyleyen, ava yönelen, çalgıcılarla ve oğlanlarla düşüp kalkan, maymun oynatarak ayyaşları güldüren, köpek boğuşturan ve horoz dövüştüren ilk halifedir! Doğal olarak etrafındakiler de Yezid'den etkilenerek açıkça çirkin hareketlere ve ahlakî sapıklıklara baş vuruyorlardı. Mes'udî, Murucu'z-Zeheb kitabında bu hususta şöyle anlatıyor: Yezid'in aleni olarak işlediği günahlar, dostlarına ve görevlendirdiği yönetim kadrosuna da sıçramıştı. Onun hilâfet döneminde artık Mekke ve Medine'den müzik sesi yükseliyordu, eğlenceler kuruluyordu ve insanlar açıkça şarap içiyordu! Yezid'in "Ebu Kays" diye çağırdığı bir maymunu vardı. Yezid bu maymunu meclislerde yanından ayırmaz ve onun için yastık getirtirdi. Bu habis maymununu, ağzına yular vurulan ve karnından kayışla bağlanan dişi bir yabani eşeğe bindirip at yarışlarına katar ve atlarla yarıştırırdı! Bir gün Yezid, yine her zamanki gibi maymununu yarışmaya hazırladı ve maymun, yarışma sopasını diğer atlardan önce alıp yarışmayı kazandı! Yezid'in maymununa kırmızı ve sarı renkli dar bir ipek elbise giydirilmiş, başına rengarenk bir ipek şapka takılmış ve eşeğinin üstüne de desenli kırmızı bir ipek parça atılmıştı. O dönemdeki Şamlı şairlerden biri, bu hususta "Ebu Kays'ı" şöyle anlatır: Ey Ebu Kays, sıkı tutuver yuları! Eğer düşersen, bundan o sorumlu değildir Sahi! Kim görmüş dişi eşeğe binmiş maymunun Geride bırakmasını, Müminler Emiri'nin atlarını?! Belazurî bu maymunu şöyle anlatıyor: Yezid b. Muaviye'nin "Ebu Kays" diye çağırdığı bir maymunu vardı. Onu karşısına oturtur ve şöyle derdi: Bu, günah işlemesi sonucu neshedilen ve bu hale gelen İsrailoğul-ları'nın büyüklerinden biridir! Sonra ona şarap içirir ve yaptıklarına gülerdi. Bazen de bu maymunu, dişi bir yabani eşeğe bindirir ve atlarla yarıştırırdı. Bir gün yine onu eşeğin üzerine oturtup şöyle dedi: "Ey Ebu Kays, sıkı tut yularını…" Yezid maymun oynatmakla meşhur olmuştu. Tenuh kabilesinden biri, onun vasfında şöyle demiştir: Maymun dostu Yezid, bizi mahvetti Maymunlar yurdunu çok mu çok sevdi Bize halife olana yazıklar olsun En yakın dostunu maymunlardan seçti. İbn Kesir de şöyle yazıyor: Yezid eğlence meclisleri düzenlemekle, şarap içmekle, şarkı söylemekle ve avlanmakla meşhur olmuştu. Köpek oynatır ve çalgıcı kadınlarla eğlenirdi; koç, horuz ve maymun dövüştürürdü. Sarhoş olmadan sabahladığı bir gün olmamıştır! Yezid maymununu eyerli ve yularlı bir ata bindirir ve iple ata bağlardı. Sonra onun ve hizmetçilerinin başına altın şapkalar takıp maymununu atlarla yarıştırırdı. Yezid, maymununun ölümüne çok üzülmüştü. Yezid'in ölüm nedeni hakkında şöyle denmiştir: Yezid bir gün maymununu sıkıca tutup gıdıklamış ve maymun da onu ısırmıştı… Belazurî, Yezid'in ölüm nedeni ile ilgili ihtiyar bir Şamlıya dayandırdığı rivayetinde şöyle der: Bir gün Yezid, maymununu yabani bir dişi eşeğe bindirip kendisi de sarhoş olduğu hâlde eşeğin peşinden koşunca yere düşmüş ve boynu kırılmıştı veya içinden bir şey kopmuştu. İbn Ayyaş'tan ise şöyle nakledilir: Yezid, sarhoş olduğu hâlde avlanmak için Havvarin'e giderken bir ata binmişti. Önünde yürümekte olan maymununun bindiği yabani eşeği koşturuyor ve şöyle diyordu: Ey Ebu Half! Kendine bir çare seç ki, Sen ölecek olsan, o sorumlu olmasın. Bu esnada aniden yere düştü ve boynu kırıldı. Yezid'in ölüm nedeni hakkında aktardığımız rivayetler arasında çelişki söz konusu değildir. Bunun açıklaması şudur: Yezid, maymununu yabani bir dişi eşeğe bindirmişti. Kendisi de atına binerek onu arkadan koşturmuş ve hem de gıdıklamıştı. Bu sırada maymunun ısırması sonucu yere düşüp boynunu kırmış veya içindeki bir şey kopmuştu. Sonuç itibariyle halifenin maymun uğrunda öldüğü ortada-dır! * * * Bunlar, Yezid b. Muaviye'nin yaşamından bir kesittir sadece. Onun döneminde ümmetin çocukları düşünce şaşkınlığı ya-şıyordu ve derin bir uykuya dalmıştı. Onların bu durumunu, bir sonraki bölümde açıklayacağımız İmam Hüseyin'in (a.s) şehadetinden başka bir şey değiştiremezdi. |