| İMAM HÜSEYİN'İN (A.S) MEKKE'YE HAREKETİ Taberî ve Şeyh Müfid şöyle kaydetmişlerdir: Velid, İmam Hüseyin'in (a.s) valilik konağından ayrılmasından sonra birini Abdullah b. Zübeyr'e gönderdi. İbn Zü-beyr işi uzattı ve gecenin karanlığında Medine'den ayrıldı. Ana yolu bırakıp sapa yoldan Mekke'ye doğru hareket etti. Velid, sabahleyin İbn Zübeyr'in ayrıldığını öğrenince arkasına adamlar gönderdi. Zübeyr'i bulamadan geri döndüler. Artık Velid ve adamları Hüseyin'e (a.s) odaklanmışlardı. Velid, o gün ikindi vakti birini Hüseyin'in (a.s) peşine gönderdi. Hüseyin (a.s), elçiye şöyle dedi: "Sabaha kadar bekleyelim, bakalım ne olacak?" Bu cevabı alınca Hüseyin'e (a.s) dokunmadılar. Hüseyin (a.s) de aynı akşam Mekke'ye doğru hareket etti ve Medine'den çıkarken şu ayeti okudu: (Musa, etrafı) kollayarak korku içinde oradan çıktı: ‘Rabb'im, beni şu zalim kavimden kurtar!" dedi. Hüseyin (a.s) bu yolculukta, Abdullah b. Zübeyr'in tam aksine hareket etti; sapa yolu değil, ana yolu seçti. Taberî ve diğerleri şöyle kaydetmişlerdir: Abdullah b. Ömer, yolda Hüseyin'le (a.s) ve Abdullah b. Zübeyr'le karşılaşarak onlara, "Allah'tan korkun ve Müslümanların birliğini bozmayın!" dedi. Abdullah b. Muti' de Hüseyin ile görüşerek, "Fedanız olayım! Nereye gidiyorsunuz?" dedi. Hüseyin, "Şimdilik Mekke'ye, sonrası için de Allah'tan hayır diliyorum." buyurdu. Abdullah, "Allah hayır versin ve bizi de sana feda etsin! Mekke'ye ulaşınca sakın Kûfe'ye yaklaşmayasın; çünkü orası uğursuz bir şehirdir. Orada baban öldürüldü; kardeşin yalnız bırakılıp canına kastedildi ve neredeyse canından olacaktı. Allah'ın emin evinde kal! Çünkü sen Arab'ın efendisisin ve Hicaz halkı kimseyi seninle aynı ayarda görmez. Onlar her taraftan sana yönelecektir. Tüm yakınlarım sana feda olsun; sakın haremden çıkmayasın! Vallahi eğer sen öldürülecek olsan hepimiz helak oluruz!" Hüseyin yoluna devam etti ve nihayet cuma günü, şaban ayının üçünde, "Medyen'e doğru yönelince: Umarım ki Rabb'im beni doğru yola iletir, dedi" ayetini okuyarak Mekke'ye girdi. Abdullah b. Zübeyr de Mekke'ye girdi ve Kâbe'nin müdavimi oldu. Genellikle orada namaz kılıp tavaf ederdi. Diğer insanlara katılıp Hüseyin'e giderdi ve istişare ederdi. Oysa Hüseyin'in Mekke'de olması, Abdullah b. Zübeyr'in ağırına gidiyordu. Çünkü Hüseyin Hicaz'da olduğu müddetçe bölge halkının kesinlikle kendisine biat etmeyeceklerini çok iyi biliyordu. Hüseyin, Hicaz halkının gözünde ve özünde Abdullah b. Zübeyr'den çok daha yüce ve itaat edilir biriydi. Hicaz halkı ve İslâm dünyasının dört bir yanından gelen hacılar, Mekke'de olduğu süre zarfında Hüseyin'in huzurunda bulundular. Yezid, o yıl Velid b. Utbe'yi Medine valiliğinden azledip Mekke ve Medine valiliğini bir arada Amr b. Said'e bıraktı. Muaviye'nin ölüm haberini, Hüseyin'in, Abdulah b. Zübeyr'in ve Abdullah b. Ömer'in Yezid'e biat etmediğini duyan Kûfe halkı, bir araya toplanarak Hüseyin'e şu mektubu yazdılar: …Ama sonra; senin zalim ve inatçı düşmanını helak eden Allah'a hamdolsun. O ki, kendisini ümmete yükledi ve zorbalıkla yönetimi ele geçirip kimsenin razı olmadığı şekilde yönetti… O hâlde Semud kavmi gibi uzak olsun! Şimdi bizim bir önderimiz yoktur; bize yönel! Ola ki yüce Allah, senin aracılığınla bizi hak üzere bir araya toplasın. Nu'man b. Beşir sadece valilik konağında hüküm sürmektedir. Çünkü biz halk olarak ne onun kıldırdığı cuma namazına gidiyor ve ne de bayram namazlarına katılıyoruz. Bizim davetimizi kabul ettiğini ve bize yöneleceğini duyacak olsak, onu Kûfe'den çıkarıp Şam'a kadar kovarız… Kûfe halkı bu mektubu iki kişiyle Mekke'de bulunan İmam Hüseyin'e (a.s) gönderdi. Elçiler hızla yola koyuldu ve ramazan ayının onunda Hüseyin'in (a.s) huzuruna vardılar. Kûfe halkı, birinci mektubun gönderilişinden iki gün sonra aralarından üç kişiyi, önde gelen kişilerin yazmış olduğu ve her biri bir veya iki kişi ve bazen dört kişi tarafından imzalanan elli üç mektupla birlikte gönderdiler. Sonra iki gün daha bekledi ve tekrar iki kişiyi göndererek şöyle yazdılar: Mümin ve Müslüman Şiilerinden Hüseyin b. Ali'ye: Şimdi bize doğru hareket et! Halk sabırsızlıkla seni beklemekte ve senden başkasını düşünmemektedir. O hâlde hemen bize doğru hareket etmekte acele et! Selâm olsun sana. Yine Kûfe'nin ileri gelenlerinden bir grup İmam'a şöyle bir mektup yazdı: Bir orduya gel ki, senin için donanmıştır. Selâm olsun sana. Tarih-i Taberî'de geçen bir rivayete göre, Kûfe halkı şöyle yazmaktadır: Şüphesiz ki, yüz bin insan seninledir. |