Cuma 10 Eylül 2010 - 23:27

الجمعة ٢ شوال ١٤٣١

شنبه ۲۰ شهريور ۱۳۸۹ - ۰۰:۵۷

Kullanıcı adı:

Åžifre :

Şifremi Hatırla
Åžifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 

İMAM HÜSEYİN'İN (A.S) ŞAHADETİNDEN SONRA VUKU BULAN OLAYLAR

 İmam Hüseyin'in (a.s) yetmiş iki yareni şehit edildi ve şehit edildikten bir gün sonra Esedoğulları'ndan Gaziriye ahalisi onun ve yarenlerinin bedenlerini defnettiler. Ömer b. Sa'd'ın ordusundan ise yaralananlar dışında seksen sekiz kişi öldürüldü. Ömer b. Sa'd kendi ordusundan öldürülenler için cenaze namazı kılıp onları defnetti.

 

 Ömer b. Sa'd, İmam Hüseyin (a.s) şehit edildiği gün başını, Hu-lî b. Yezid ve Humeyd b. Müslim el-Ezdî ile Ubeydullah b. Ziyad'a gönderdi. Hulî (gecenin geç saatlerinde) Kûfe'ye girdi ve doğruca Ubeydullah'ın köşküne gidip içeri girmek istedi. Ancak kapının kapalı olduğunu görünce, evine giderek imamın (a.s) mukaddes başını bir leğenin altına sakladı. Hulî'nin, biri Esedoğulları'ndan ve diğeri ise Hazremîlerden Malik b. Akreb kızı Nevvar olmak üzere iki eşi vardı. O gece, Nevvar'ın sıra-sıydı.

 

 Hişam şöyle diyor:

 

 Babam bana Malik kızı Nevvar'dan (Hulî'nin Hazremîlerden olan hanımı) şöyle rivayet etti: Hulî, Hüseyin'in başını getirerek bahçede bir leğenin altına bıraktı ve sonra yatmak istediğini söyledi. Ben ona, "Ne haber? Yanındaki nedir?" diye sordum. Hulî, "Sana dünya hazinesini getirdim. Bu Hüseyin'in başıdır; evde, senin yanında." dedi. Ben, "Yazıklar olsun sana! İnsanlar evlerine altın ve gümüş getirirken, sen bana Resulullah'ın (s.a.a) torununun başını mı getirdin?! Hayır, andolsun Allah'a, artık ben asla seninle aynı yastığı paylaşmam." dedim ve kalkarak bahçeye çıktım. Sonra Esed-oğulları'ndan olan diğer eşini çağırarak yanına aldı. Bense oturup İmam Hüseyin'in (a.s) başını seyretmeye koyuldum. Andolsun Allah'a, sürekli gökyüzünden bir nurun o leğeni aydınlattığını ve etrafında beyaz bir güvercinin uçtuğunu gördüm.

 

 Sabah olunca Hulî o başı Ubeydullah b. Ziyad'a götürdü.

 

 Ömer b. Sa'd ise o gün (Aşura) ve ertesi gün Kerbela'da kaldı. Sonra da Humeyd b. Bukeyr el-Ahmerî'ye Kûfe'ye doğru hareket etme emri verdi. O da, orduya Kûfe'ye doğru hareket edilmesini ilan etti. Böylece İmam Hüseyin'in (a.s) kızlarını, kız kardeşlerini, beraberinde olan çocukları ve o sırada hasta olan Ali b. Hüseyin'i beraberlerinde Kûfe'ye götürdüler.

 

 Taberî, Kurrat b. Kays el-Temimî'den şöyle rivayet eder:

 

 Ben bu kadınlara bakıyordum. Hüseyin'in (a.s), yakınlarının ve çocuklarının kanlı cesetlerinin yanına geldiklerinde yakınmaya, dövünmeye ve ağlayıp sızlamaya başladılar… Kurrat b. Kays diyor ki:

 

 O sırada Fatıma kızı Zeyneb'in, kardeşi Hüseyin'in naşı yanında durup hazin bir ses ve acı dolu bir yürekle şöyle dediğini hiç unutmam:

 

 "Ey Muhammed! Ey Muhammed! Gökteki meleklerin selâmı senin üzerine olsun! Bu Hüseyin'dir; üryan bırakılmış, kanına boyanmış ve doğram doğram doğranmış. Ey Muhammed! Kızların esir edilmiş, evlâtların öldürülmüş ve seher yeli toprak serpiyor üzerlerine."

 

 Ravi diyor ki: Andolsun Allah'a, Zeynep bu sözleriyle dost ve düşman herkesi ağlattı.

 

 Taberî devamla şöyle diyor: Sonra diğer yetmiş iki baş da Şimr b. Zilcevşen, Kays b. Eş'as, Amr b. Haccac ve Azre b. Kays ile birlikte Ubeydullah b. Ziyad'a gönderildi.

 

 

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.