| İMAM HÜSEYİN (A.S), MÜSLİM'İN ÖLDÜRÜLDÜĞÜNÜ HABER VERİYOR Taberî ve diğerleri şöyle naklederler: Hüseyin, Zübale konağına varıncaya kadar geçtiği yerleşim bölgelerinin halkı ona eşlik ettiler. Hüseyin (a.s) Zübale konağında, Kûfe'ye gönderdiği elçisi Abdullah b. Yektur'un Ubeydullah b. Ziyad tarafından öldürüldüğü haberini aldı ve bunun üzerine aldığı bir mektubu çıkararak beraberindekilere okuduktan sonra şöyle buyurdu: Bismillahirrahmanirrahim Müslim b. Akîl, Hani b. Urve ve Abdullah b. Yektur'un üzücü şahadet haberi ulaşmıştır ve Şiilerimiz bizi yalnız bırakmıştır. Şimdi içinizden geri dönmek isteyen, geri dönsün; bizden taraf onun üzerinde bir hak yoktur. Halk bu haberi duyunca sağa, sola dağıldı ve sadece Hüseyin'le (a.s) birlikte Medine'den gelenler kaldı. Hüseyin'in (a.s) bunu yapmasının nedeni şuydu: Göçebe Araplar, o hazretin geçtiği her bölge insanlarının itaat edeceklerini düşünmüş ve bu yüzden de Hüseyin'e (a.s) eşlik etmişlerdi. Hüseyin (a.s) de bunu bildiği için, kendisiyle gelecek olan insanların her şeyden haberdar olmasını ve her şeyi göze alarak hareket etmesini istiyordu. İkrimeoğulları Kabilesinden Bir Kişiyle Görüşmesi Ravi şöyle diyor: Sabah olduğunda Hüseyin (a.s), gençlere, mümkün olduğu kadar fazla su almalarını istedi. Sonra hareket ederek Akabe vadisine ulaştı ve orada İkrime kabilesinden bir kişiyle karşılaştı. Adam, "Nereye gidiyorsunuz?" diye sordu. Hüseyin, onunla konuşup durumu anlattı. Adam, "Allah aşkına buradan geri dönün! Allah'a andolsun ki, ancak mızraklara ve keskin kılıçlara gidiyorsun! Sana elçi gönderip davet edenler, senin için gerekli savaş hazırlıklarını yapmış olsalardı ve senin lehine ortamı hazırlamış olsalardı eğer, senin onlara gitmen yerinde olurdu. Ama senin anlattığın böyle bir ortamda onlara gitmeni, doğrusu ben istemem. İmam (a.s) ona şöyle dedi: Ey Allah kulu! Bu bana saklı değil ve doğru olan da senin söylediğindir; fakat Allah'ın iradesi karşısına geçmek olmaz. Bu konu Ahbaru't-Tival'da şöyle geçer: "(İkrimeoğulları'ndan olan) o adam, İbn Ziyad'ın, Kasidiye'den Uzeyb'e kadar olan bölgeyi kendi süvarileriyle doldurduğunu ve onların pusuda beklediklerini bildirerek şöyle dedi: "Bu durumda, sana mektup yazanlara güven-me! Onlar sana karşı savaşacak ilk kişilerdir…" Diğer bir rivayete göre, Hüseyin (a.s) ona şöyle buyurdu: Vallahi onlar, göğsümden kalbimi çıkarmadıkça beni bırakmayacaklardır! Bunu yaptıklarında da Allah, zelil edecek birini onlara musallat edecek ve onlar ümmetlerin en aşağılanan fırkası olacaklardır. Başka Bir Uyarıcı Tarih-i İbn Asakir ve Tarih-i İbn Kesir'de bir raviden şöyle aktarılır: Çölün ortasında bir çadır gördüm. "Bu çadır kimindir?" diye sordum. "Hüseyin'indir." dediler. Çadıra girdim. Yaşlı birinin Kur'ân okuduğunu gördüm. Göz yaşları yüzüne ve sakalına akmıştı. "Babam ve anam size feda olsun, ey Resulullah'ın oğlu! Kimsenin yaşamadığı bu bölgeye gelmenizin nedeni nedir?" diye sordum. Cevaben şöyle buyurdu: Bunlar, Kûfe halkının bana yazmış oldukları mektuplardır. Onların beni öldüreceklerini biliyorum. Bunu yapınca da,, ayak altına almadık ilahi saygınlık bırakmayacaklardır. Böylece Allah, zelil edecek birini onlara musallat eder ve onlar, kadınların hayız için kullandığı bez parçasından daha aşağılık olurlar! Bu rivayetleri karşılaştırdığımızda, İmam Hüseyin'in (a.s) üç yerde ve üç kişiyle konuşmasında, onlar tarafından öldürü-leceğini, Allah'ın da onları aşağılayacağını ve onlara birini musallat edeceğini haber verdiği ve de sürekli benzeri sözleri tekrarlayarak bu konuyu açıkça dile getirdiği görülmektedir. Ali b. Hüseyin -Zeynelabidin- (a.s) şöyle buyurmuştur: Biz Hüseyin (a.s) ile birlikte yola çıktık; hangi konağa vardıysak ve hangi konaktan göçtüysek hep Yahya b. Zeke-riya'nın öldürülüşünü andı ve bir gün de şöyle buyurdu: Yahya b. Zekeriya'nın başının İsrailoğulları'ndan fahişe bir kadına hediye olarak götürülmüş olması dünyanın alçaklığı için yeter! |