Çarsamba 23 Mayıs 2012 - 04:01

الأربعاء ٣ رجب ١٤٣٣

چهارشنبه ۳ خرداد ۱۳۹۱ - ۰۵:۳۱

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 
     

 LOKMAN SURESİ

      Mekkîdir, otuz dört âyettir.     

(İbn-i Abbas'a göre 27-29. âyetleri Medenîdir.  İçinde Lokman'ın oğluna verdiği öğütler anıldığından sûreye, Lokman sûresi  denmiştir.)   

  Rahman  ve Rahîm Allah Adıyla     

1- Elif lâm mîm.     

2- Bunlardır beyanında hikmet, hükümlerinde metânet bulunan kitabın âyetleri.     

3- O kitap, iyilik edenleri doğru yola sevkeden,  onlara rahmet olan bir kitaptır.     

4- Onlar, namaz kılarlar ve zekât verirler ve âhirete de iyice inanmışlardır.     

5- Onlardır Rablerinden doğru yolu bulanlar, onlardır kurtulup muratlarına erenler.     

6- İnsanlardan, asılsız ve boş lâfları satın alan var, halkı, bilgisi olmadığı  halde Allah yolundan saptırmak ve Kur'ân'ı alaya almak için; onlar, öyle  kişilerdir ki onlaradır hor-hakir bir hale getiren azap.     

7- Ona âyetlerimiz okununca başını çevirir; sanki duymaz onu, sanki iki kulağında  da ağırlık var; artık müjdele onu elemli bir azapla.     

8- Şüphe yok ki inananlarındır ve iyi işlerde bulunanlarındır Naîm cennetleri.     

9- Ebedî kalırlar orada; Allah'ın vaadi gerçektir ve odur üstün, hüküm ve hikmet  sâhibi.     

10- Gökleri  direksiz yaratmıştır, onları görüp durursunuz ve yeryüzüne de sallanıp sizi  sarsmaması için metin dağlar koymuştur ve oraya bütün mahlûkatı yaymıştır ve  gökten yağmur yağdırmıştır da yerde her çeşit güzelim nebâtı, çifter-çifter  bitirmiştir.     

11- İşte  bunlar, Allah'ın yarattıklarıdır, ondan başkasının ne yarattığını gösterin  bana; hayır, zulmedenler, apaçık bir sapıklık içindedir.     

12- Ve  andolsun ki biz, şükret Allah'a diye Lokmân'a hikmet verdik ve kim şükrederse  faydası kendisinedir ve kim nankörlük ederse artık şüphe yok ki Allah,  müstağnîdir, hamde lâyık odur.    [1]     

13- An o  zamanı ki hani Lokmân, oğluna öğüt verirken oğulcağızım demişti, Allah'a şirk  koşma; şüphe yok ki şirk, elbette pek büyük bir zulümdür.     

14- Ve  biz, insana, anasına-babasına itâat etmesini tavsiye ettik; anası, yaratılışı  zayıf olduğu halde gebelikle büsbütün zayıflamış, fakat gene de onu taşımıştı  ve gebelikle sütten kesme müddeti, iki yıl sürmüştü; artık şükret bana ve  ananla babana; dönüp geleceğin yer, benim tapımdır.     

15- Eğer  o hususta bir bilgin olmadığı halde, bana şirk koşman için savaşırlarsa  seninle, itâat etme onlara ve dünyâda iyilik et onlara ve dönüp benim itâatimi  kabûl edenlerin yoluna uy, sonra dönüp geleceğiniz yer, benim tapımdır; neler  yaptığınızı ben haber vereceğim size.     

16- Ey  oğulcağızım, yaptığın hayır veya şer, bir hardal tanesi kadar bile olsa, o da  bir taş içinde, yahut göklerde, yahut da yeryüzünde bulunsa Allah, onu gene  meydana çıkarır; şüphe yok ki Allah'ın lütfü boldur, o, her şeyden haberdardır.     

17- Ey  oğulcağızım, namaz kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış halkı ve  bu hususta uğradığın sıkıntılara dayan; şüphe yok ki bunlar, kesin olarak yapılması  gereken işlerdendir.     

18- Ve  ululanıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde, kendini beğenerek kibirle  yürüme; şüphe yok ki Allah, ululanıp övünenlerin hiçbirini sevmez.     

19- Ululanarak  değil, miskince de değil, vakarla yürümeye bak, sesini fazla çıkarma; şüphe yok  ki seslerin en çirkini, eşek anırmasıdır.     

20- Görmediler  mi ki gerçekten de Allah, râm etti size ne varsa göklerde ve ne varsa  yeryüzünde ve görünen ve gizli olan nîmetlerini size yaydı, tamamladı ve  insanlar içinde, Allah hakkında mücâdeleye girişen var bilgisi, delili ve  aydınlatıcı bir kitabı yokken.     

21- Ve onlara,  Allah ne indirdiyse ona uyun dendi mi hayır derler, biz, atalarımızı neye uymuş  bulduysak ona uyarız; ya Şeytan, onları yakıp kavuran azâba çağırıyorduysa.     

22- Ve  kim, özünü, iyiliklerde bulunarak Allah'a teslîm ederse gerçekten de o, şüphe  yok ki sağlam bir kulpa yapışmıştır ve işler, sonucu, Allah tapısına varır.     

23- Ve  kim, kâfir olursa onun kâfirliği, tasalandırmasın seni; dönüp varacakları yer,  bizim tapımızdır da ne yaptılarsa biz haber veririz onlara; şüphe yok ki Allah,  gönüllerde ne varsa hepsini bilir.     

24- Onları  az bir müddet geçindiririz de sonra istemedikleri halde onları ağır bir azâba  atarız.     

25- Onlara,  andolsun ki, gökleri ve yeryüzünü kim yarattı diye sorsan Allah derler mutlaka.  De ki: Hamd Allah'a, hayır, onların çoğu bilmez.     

26- Allah'ındır  ne varsa göklerde ve yeryüzünde; şüphe yok ki Allah, müstağnîdir, hamde  lâyıktır.     

27- Yeryüzünde  ne kadar ağaç varsa hepsi kâlem, deniz de mürekkeb olsa ve bundan sonra da yedi  deniz daha mürekkeb olup o denize katılsa gene Allah'ın sözleri yazılıp  tükenmez; şüphe yok ki Allah, üstündür, hüküm ve hikmet sâhibidir     

28- Sizin  yaratılışınız da, tekrar diriltilmeniz de bir kişinin yaratılması ve  diriltilmesi gibidir ancak; şüphe yok ki Allah, duyar, görür.     

29- Görmedin  mi ki Allah, geceyi kısaltır, bir kısmı gündüz olur, gündüzü kısaltır, bir  kısmı gece olur ve râm etmiştir güneşi ve ayı; hepsi de mukadder bir zamâna  kadar yollarında akıp durur ve şüphe yok ki Allah, ne yapıyorsanız hepsinden de  haberdardır.     

30- Bu  da şu yüzdendir; çünkü Allah, gerçektir ve ondan başka herneye kulluk  ediyorsanız hepsi de boştur ve şüphe yok ki Allah, öyle bir mâbuttur ki odur  pek yüce ve büyük.     

31- Görmedin  mi ki gemiler, gerçekten de Allah'ın nîmetiyle denizlerde akıp gider size onun  delillerini göstermek için; şüphe yok ki bundan adamakıllı sabreden ve  adamakıllı şükreden herkese, elbette deliller var.     

32- Onları,  gölgeler yapan, dağlar gibi dalgalar sardı mı dîni, yalnız ona âit bilerek ve  özlerini yalnız ona bağlayarak Allah'ı çağırırlar; onları kurtarınca içlerinde  aşırı gitmeyen, geri kalmayan ve vaadine vefâ eden kişiler bulunur ve zâten de  ahdine hiç vefâ etmeyen nankör kişilerden başkası bile-bile inkâr etmez  delillerimizi.     

33- Ey  insanlar, çekinin Rabbiniz-den ve korkun o günden ki baba, oğluna bir fayda  veremediği gibi oğulun da babaya hiçbir hayrı olmaz ve sakın aldatmasın sizi  dünyâ yaşayışı ve sakın o hilebaz Şeytan, aldatmasın sizi Allah hakkında.     

34- Şüphe  yok ki Allah katındadır kıyâmetin kopacağı zaman ve yağmurun ne vakit ve nereye  yağacağı ve o bilir rahîmlerdekini ve hiçbir kimse, yarın ne kazanacağını  bilmez ve hiçbir kimse, Nerede öleceğini bilmez; şüphe yok ki Allah, her şeyi  bilir, her şeyden haberdardır. [2]


               
                                [1]                      ) Lokman'ın, Eyyub Peygamberin kız kardeşinin, yahut teyzesinin oğlu olduğu,  Habeşi bir kul bulunduğu rivâyet edilmiştir. Âyetteki "hikmet"  kelimesini peygamberlik olarak kabul edenlere göre Lokman, peygamberdir; kabul  etmeyenlerce bir filozoftur. Batı mütercimleri, Lokman'ı, milâttan önce 7-6.  yüzyılda yaşayan Esupe olarak kabul ederler (Savary'nin tercümesi, s.407, not.  1. E. H. Plamer'in İngilizce tercümesi, s. 350, not. 1).       
       
         >                        [2]                      ) Yalnız  Tanrının bildiği bu beş şeye "mugayyebât-ı Hams" derler.       
   

Total Visit: 335
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.