PerÅŸembe 29 Temmuz 2010 - 16:16

الخميس ١٨ شعبان ١٤٣١

پنجشنبه ۷ مرداد ۱۳۸۹ - ۱۷:۴۶

Kullanıcı adı:

Åžifre :

Şifremi Hatırla
Åžifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
   


Kur'ân'da İbrahim Peygamber'in (a.s) Kıssası

     
Kur'ân'da İbrahim Peygamber'in (a.s) Kıssası
     

     İbrahim (a.s) çocukluÄŸundan ergenlik çağının ilk dönemlerine kadar  soydaÅŸlarının toplumundan ayrı yaşıyordu. Sonra ortaya çıkarak  babasının yanında yaÅŸamaya baÅŸladı. Bu sırada babasının ve  soydaÅŸlarının putlara kulluk sunduklarını gördü. Babasının ve  soydaÅŸlarının bu davranışlarını hoÅŸ karşılamadı. Tertemiz ve arınmış  fıtratı, yüce Allah tarafından hakkın gösterilmesi ve her ÅŸeyin  melekûtunun gözlemlendirilmesi suretiyle destekleniyordu. Hak söz ve  salih amel ışığında hareket etmesi saÄŸlanıyordu.

     

    Önce  babasıyla, putlara kulluk sunma ekseninde tartışmaya baÅŸladı. Onu  putlara kulluk sunmayı reddetmeye, tek ve ortaksız Allah'a kulluk  sunmaya davet etti. Åžeytanın dostluÄŸundan kurtarması ve hidayete  ulaÅŸtırması için kendisine tâbi olmasını istedi. İbrahim bu konuda  sürekli babasıyla tartıştı. Nihayet babası onu kovdu ve putlara kötü  sözler söylemekten ve onlardan yüz çevirmekten vazgeçmemesi durumunda  kendisini taÅŸlayarak öldürmekle tehdit etti.

     

   Ama İbrahim (a.s)  ona karşı kibar ve ÅŸefkatli davrandı. Çünkü yüksek bir ahlâka sahipti.  Hiçbir zaman incitici sözler söylemezdi. Bu yüzden kendisini tehdit  eden ve kovan babasına selâm verdi, kendisi için Allah'tan bağışlanma  dileyeceÄŸini; bu arada onu ve soydaÅŸlarını, Allah'tan baÅŸka kulluk  sundukları düzmece ilâhları terk edeceÄŸini vaat etti. (Meryem, 41-48)

     

     Bu arada bazı gruplarla putlara tapma hususunda tartıştığı gibi  (Enbiyâ, 51-56; Åžuarâ, 69-77; Sâffât, 83-87) baÅŸka gruplarla da güneÅŸe,  aya ve yıldıza tapma hususunda tartışıyordu. Derken onun putlardan ve  diÄŸer düzmece ilâhlardan uzaklaÅŸtığı haberi toplumda iyice yayıldı.  (En'âm, 74-82) Bir gün soydaÅŸları toplu ibadet için kentin dışına  çıktıklarında, o hasta olduÄŸunu ileri sürerek kentte kaldı, onlarla  birlikte toplu tapınma merasimine katılmadı. SoydaÅŸlarının kentin  dışında oldukları bu sırada putevine girdi ve bir baltayla putlarını  paramparça etti. Sadece büyük olanı bıraktı. Ki gelip neler olup  bittiÄŸini ondan öğrensinler. SoydaÅŸları kente geri döndüklerinde  tanrılarına yapılanları gördüler. Bunu yapana büyük bir öfke duydular.  Dediler ki: "İbrahim adında bir delikanlının onlar hakkında ileri geri konuÅŸtuklarını duyduk."

     

   İbrahim'i çağırdılar. Onu teÅŸhis etmeleri için insanların önüne çıkardılar. Ona, "Ey İbrahim, tanrılarımıza bunu sen mi yaptın?" diye sordular. İbrahim onlara ÅŸu cevabı verdi: "Hayır; ama, ÅŸu büyük olan put yapmıştır. Onlara sorun eÄŸer konuÅŸurlarsa, size cevap versinler." İbrahim  büyük putu parçalamamış, baltayı da onun boynuna veya baÅŸka bir yerine  asmıştı. Böylece, diÄŸer putları büyük putun kırdığı görünümünü vermiÅŸti.

     

    İbrahim bunu söylerken soydaÅŸlarının kendisini doÄŸrulamayacaklarını  biliyordu. Çünkü onlar putların buna güç yetiremeyen cansız varlıklar  olduklarını biliyorlardı. Fakat, "EÄŸer konuÅŸurlarsa, onlardan sorun." demek  suretiyle, onların aÄŸzından açıkça putların cansız varlıklar  olduklarına iliÅŸkin bir itiraf almak istiyordu. SoydaÅŸlarının putların  cansız ve duygusuz varlıklar olduklarını itiraf etmelerini bekliyordu.  Nitekim soydaÅŸları İbrahim'in bu sözlerini duyduklarında hemen kendi  içlerinde, "Sizler gerçekten zalimlersiniz." dediler. Sonra tekrar eski sapıklıklarına geri döndüler. Dediler ki: "Sen onların konuÅŸamayacaklarını biliyorsun." Bunun üzerine İbrahim onlara şöyle dedi: "Siz  Allah'ı bir yana bırakarak size bir zarar ve bir yarar veremeyen  ÅŸeylere mi tapıyorsunuz? Yuh olsun size ve Allah'ın dışında  taptıklarınıza! Siz hiç aklınızı kullanmaz mısınız? Kendi ellerinizle  yonttuÄŸunuz ÅŸeylere mi kulluk sunuyorsunuz? Sizi de, onları da yaratan  Allah'tır."

     

   Dediler ki: "Onu ateÅŸe atın, ilâhlarınıza yardım edin!" Bunun  üzerine onun için bir bina yaptılar, orada büyük bir ateÅŸ yaktılar.  Bütün halk el birliÄŸi ederek onu yakmak için çalışıyordu. Onu bu büyük  ateÅŸin ortasına attılar. Allah, ateÅŸin ona karşı serin ve selâmetli  olmasını saÄŸladı. Onların İbrahim'e karşı kurdukları tuzağı boÅŸa  çıkardı. (Enbiyâ, 57-70, Sâffât, 88-98) Bu arada kralın huzuruna da  çıkmıştı. Halk ona da tapıyor, onu da bir rab olarak algılıyordu. Kral,  İbrahim'le rabbi hakkında tartışmıştı. İbrahim ona demiÅŸti ki: "Benim Rabbim dirilten ve öldürendir." Kral demagoji yaparak, "Ben de diriltirim ve öldürürüm." demiÅŸti.  ÖrneÄŸin bir tutsağı öldürür, birini de serbest bırakırım. Ama İbrahim  bu sefer demagoji yapmasına izin vermeyecek bir kanıtla karışsına  çıkmıştı: "Allah güneÅŸi doÄŸudan batıya getiriyor, sen de onu batıdan getir. Bu söz karşısında küfre sapan adam söyleyecek söz bulamadı." (Bakara, 258)

     

    Allah onu ateÅŸten kurtarınca, insanları hanif dinine, tevhit inanç  sistemine davet etmeye baÅŸladı. Küçük bir grup ona iman etti. Yüce  Allah bunlar arasında Lut'un adını verir. Bunlar arasında kendisiyle  birlikte hicret eden karısı da vardı. Memleketinden çıkmadan ve kutsal  topraklara gitmeden önce onunla evlenmiÅŸti.[1]

     

   Sonra kendisi  ve soydaÅŸları arasından iman edenler soydaÅŸlarıyla iliÅŸkilerini  kestiler. Kendisi de baba diye çağırdığı; ama öz babası olmayan Azer'le  iliÅŸkisini kesti.[2] EÅŸi ve Lut ile birlikte kutsal topraklara göç  etti. Orada zalim soydaÅŸlarından hiçbir zorbanın engeliyle  karşılaÅŸmadan Allah'a kulluk etmek istiyorlardı. (Mümtehine, 4; Enbiyâ,  71) Burada yüce Allah ona İsmail'i, İshak'ı ve arkasından Yakub'u  müjdeledi. İhtiyardı, yaşı iyice ilerlemiÅŸti. Derken İsmail doÄŸdu,  ardından İshak doÄŸdu. Allah ona, oÄŸullarına ve oÄŸullarının soyundan  gelenlere bereket bahÅŸetmiÅŸti.

     

   Sonra Rabbinin emri  doÄŸrultusunda Mekke'ye gitti. Orası hiçbir ekine elveriÅŸli olmayan  kupkuru bir vadiydi. OÄŸlu İsmail'i oraya yerleÅŸtirdi. İsmail henüz  küçük bir çocuktu. Kutsal topraklara geri döndü. İsmail orada büyüdü,  oralarda yaÅŸayan Arap kabileleri etrafında birleÅŸtiler. Burada Mekke  kenti kuruldu.

     

   Mekke Kenti'nin ve Beyt'in kurulmasından önce  ve sonra zaman zaman İsmail'i ziyaret ediyordu. Kâbe daha sonra  yapıldı. (Bakara, 126, İbrahim, 35-41) Sonra İsmail'in de yardımıyla  Kâbe'yi yaptı. Kâbe insanlar için bir ibadet yeri olarak Allah  tarafından kurdurulan ilk evdi. Âlemler için bir bereket kaynağıydı.  Orada apaçık ayetler ve İbrahim'in makamı bulunmaktadır. Oraya giren  güvendedir. (Bakara, 127-129; Âl-i İmrân, 96-97) İnsanlar arasında  haccın farz kılındığını ilân etti ve hacca özgü ibadetleri  yasalaÅŸtırdı. (Hac, 26-30)

     

   Sonra yüce Allah, oÄŸlu İsmail'i  kurban etmesini emretti. Bunun üzerine ibadet maksadıyla oÄŸluyla  birlikte evden çıktı. OÄŸluyla birlikte sa'y yapılan makama varınca dedi  ki: "YavrucuÄŸum, rüyamda seni boÄŸazladığımı görüyorum." OÄŸlu dedi ki: "Babacığım, sana emredileni yap. İnÅŸaallah beni sabredenlerden bulacaksın." Her ikisi de Allah'ın emrine teslim olunca, ona şöyle seslenildi: "Ey İbrahim, sen doÄŸru bir rüya gördün ve rüyanı doÄŸruladın. Allah onu büyük bir kurbanlıkla kurtardı." (Sâffât, 101-107)

     

    Kur'ân'ın onun kıssasıyla ilgili olarak en son aktardığı ise, Mekke'ye  geliÅŸlerinde yaptığı dualardır. Bunlara da İbrahim Suresi'nde yer  verilmiÅŸtir. (İbrahim, 35-41) Bu duaların en sonunda İbrahim  Peygamber'in ÅŸu sözleri yer alır: "Rabbimiz, beni, ana-babamı ve müminleri hesapların görüleceÄŸi gün bağışla!"

-----------------------------------------------------------

[1]-  SoydaÅŸlarından bir grubun kendisine iman ettiÄŸinin kanıtı ÅŸu ayettir:  "İbrahim'de ve onunla beraber olanlarda sizin için güzel bir örnek  vardır; onlar kavimlerine, 'Biz sizden ve sizin Allah'tan baÅŸka  taptıklarınızdan uzağız.' demiÅŸlerdi." (Müm-tehine, 4) Kutsal  topraklara gitmeden önce evlendiÄŸinin kanıtı da Rabbinden salih evlât  istemesidir: "Dedi ki: Ben Rabbime gideceÄŸim, O beni doÄŸru yola  iletecek. Rabbim, bana iyilerden bir çocuk lütfet." (Saffat, 99-100)

[2]- Bu sonucun İbrahim Suresi'nde ondan nakledilen duadan çıktığını daha önce belirtmiştik.



Total Visit: 244
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.