Çarsamba 23 Mayıs 2012 - 03:56

الأربعاء ٣ رجب ١٤٣٣

چهارشنبه ۳ خرداد ۱۳۹۱ - ۰۵:۲۶

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 

Kur'ân-ı Kerim ve Sünnette Humusun Kullanım Yerleri

 Kur'ân-ı Kerim'de

 Kur'ân-ı Kerim'de humus ayeti humusun Allah, Resulü, yakınlar, yetimler, yoksullar ve yolda kalmışların olduğunu vurgulamaktadır.

 

 Şimdi ayette geçen "zu'l-kurba"nın (yakınlar) ve ondan sonra zikredilenlerin kimler olduğunu inceleyelim.

 

 1- Zu'l-Kurba (Yakınlar)

 

 Bir cümlede geçen "zu'l-kurbâ", "kurbâ" ve "ûlî kurbâ" sözcükleri "valideyn=baba ve anne" kelimesi gibidir; bir cümlede "valideyn" sözcüğü geçerse, bu kelimeden önce apaçık bir şekilde veya zamirle ya da kinaye ve ima ile söz konusu edilen kişinin anne ve babası kastedilir. "Zu'l-kurbâ, kurbâ ve ûlî kurbâ" sözcüklerinden de bu kelimelerden önce söz konusu edilen kişilerin yakınları kastedilir.

 

 Bu kelimeden önce apaçık bir şekilde söz konusu edilmenin örneği şu ayet-i kerimedir.

 

 "Ma kane li'n-Nebiyyi vellezîne âmenû en yesteğfirû li'l-müşrikîne ve lev kanû ulî kurba."

 

 Yani: Akraba bile olsalar, cehennemin halkı oldukları belli olduktan sonra (Allah'a) ortak koşanlar için mağfiret dilemek, ne Peygamber'in, ne de inananların yapacağı bir iş değildir.

 

 Bu ayette geçen "uli kurbâ"dan maksat, açıkça "uli kurbâ"dan önce geçen Resulullah (s.a.a) ve müminlerdir.

 

 Bu kelimeden önce zamirle söz konusu edilmenin örneği ise, şu ayeti-i kerimedir:

 

 "Ve iza kultum fe'dilû ve lev kane za kurba." Yani: Söylediğiniz zaman akrabanız da olsa adaleti gözetin.

 

 Bu ayette geçen "za kurbâ"dan maksat "kultum" ve "i'dilu" sözcüklerinin zamirlerinin merciidir.

 

 Bu kelimeden önce takdir edilerek söz konusu edilmenin örneği ise şu ayet-i kerimedir:

 

 "Ve iza hazere'l-kısmete ulû'l-kurba." Yani: Akrabalar da (miras) taksim(in)de hazır bulunursa...

 

 Burada "ulû'l-kurbâ"dan maksat, bir önceki ayette işaret edilen ölen kişinin akrabalarıdır.

 

 Kur'ân-ı Kerim'de "kurbâ" ve "ûlî'l-kurbâ" sözcükleri geçen diğer yerler de böyledir.

 

 Yüce Allah, Kur'ân-ı Kerim'in iki yerinde "valideyn" ve "zi'l-kurbâ" kelimelerini bir arada zikretmiştir. Biri, Bakara Suresi, 83. ayet-i kerime: "Ana babaya, akrabaya iyilik edin." Bir diğeri ise, Nisâ Suresi 36. ayet-i kerime: "Ana babaya, akrabaya iyilik edin."

 

 Birinci ayette, apaçık ve daha önce geçen İsrailoğulları'nın babalarıyla anneleri ve akrabaları kastedilmiştir; ikinci ayette ise, ayetin baş tarafında geçen bu ümmetin müminleri olan "ve u'budû" ve "lâ tuşrikû" fiillerindeki zamirin mercii olan müminler ve onların yakınları kastedilmiştir.

 

 Dolayısıyla, Allah Teala humus ayetinde: "Bilin ki kazandığınız şeylerin humusu Allah, Resulü ve yakınlar içindir..." buyurunca, ister istemez "zi'l-kurbâ"dan maksat, Hz. Resulullah'ın (s.a.a) yakınlarıdır; ayette hazretin ismi "zi'l-kurbâ"dan önce geçmiştir. Re-sulullah'ın (s.a.a) ismiyle onların arasında bir şey yer almamıştır. Eğer böyle değilse, o hâlde yüce Allah bu ayette kimin "yakınlar"ından bahsetmektedir?

 

 "Allah'ın, o kent halkından, Elçisine verdiği ganimetler, Allah'a, Elçiye ve yakınlara... aittir." ayetindeki "zu'l-kurbâ"dan (=ya-kınlar) maksat da açıkça ondan önce zikredilen Resulullah'ın (s.a.a) yakınlarıdır.

 

 Ve yine, "De ki: Ben ona karşılık sizden yakınlara sevgiden başka bir ücret istemiyorum." ayetindeki akrabalardan maksat da, "istemiyorum" (la es'elukum) fiilindeki failin, yani Hz. Peygamber'in akrabalarıdır. Şimdi humus ayetindeki diğer kelimeleri inceleyelim:

 

 2- Yetim

 

 Yetim, buluğ çağına ermeden önce babasını kaybeden çocuğa denir.

 

 3- Miskin

 

 İhtiyacını giderecek şeye muhtaç olana miskin denir.

 

 4- İbn Sebil

 

 İbn sebil, maddi bakımdan yolculuğunu sürdürmeye gücü olmayan yolda kalmış yolcuya denir.

 

 Humus ayetinin akışı, yetim, miskin ve yolda kalmıştan Hz. Re-sulullah'ın (s.a.a) akrabalarından bu durumda olanların kastedildiğini göstermektedir. Humus ayetindeki bu sözcüklerle ilgili olarak, daha önce "zi'l-kurbâ" sözcüğü için yaptığımız açıklamalar geçerlidir.

 

 Diğer taraftan, Allah Teala, "Sadakalar, Allah'tan bir farz olarak ancak fakirlere, düşkünlere, ...yolda kalmışlara" ayetinde sadakaların harcanacağı yerleri belirtmiştir. Onun bir payını Haşim-oğulları'ndan olmayan miskinlere ve yolda kalmışlara has kılmıştır. Fakat Haşimoğulları'na sadaka haram kılınmış ve onun yerine onlar için humustan bir pay tahsis edilmiştir.

 

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.