Çarsamba 23 Mayıs 2012 - 03:49

الأربعاء ٣ رجب ١٤٣٣

چهارشنبه ۳ خرداد ۱۳۹۱ - ۰۵:۱۹

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
       

Kur’an Hidayet Ve Saadet Kitabıdır     

     
kur’an-ı kerim
     

      Kur’an-ı Kerim, insan için hidayet ve saadet kitabıdır. İnsan, dünya ve  ahiret hayatlı bir varlık olduğundan dolayı Kur’an-ı Kerim, insan  hayatının her iki boyutunu güvenceye alır ve iyileştirir. Yüce Allah  Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“Hâ mîm. Rahman ve rahîmden indirilmiştir.”

       Ayetteki “Rahman” vasfı, yüce Allah’ın dünya hayatında mümin ve  kafirleri kapsayan genel rahmetine ve “Rahim” vasfı ise, kıyamette  sadece imanlı kullara nasip olacak özel rahmetine işaret etmektedir. Bu  kısa açıklamanın sonucu şudur: Kur’an-ı Kerim, insanların dünya ve  ahiret hayatını ıslah eder. Çünkü insanı mutlu kılacak her neden ve  etken Kur’an-ı Kerim’de anılmıştır. Kur’an-ı Kerim, bu bağlamda şöyle  buyurmaktadır:

“Her  ümmete, kendi cinsinden bir tanık getireceğiz ve seni de bunlara tanık  tutacağız ve biz, sana her şeyi açıklayıp anlatan ve Müslümanlara  hidâyet, rahmet ve müjde olan kitabı indirdik.”

    Yaratılış, mead, vahiy, peygamberlik, nefsi arındırma, eğitim... gibi  konular Kur’an-ı Kerim’de hem çok açık olarak işlenmiş/açıklanmış ve  hem de bu tür konularda insanın yarar ve mutluluğu beyan edilmiştir.  Hadislerden anlaşıldığı kadarıyla bilim dallarının çoğu Kur’an’dan  çıkarsanmıştır ve bu çıkarsamayı gerçekleştirenler ise, ancak Kur’an’ın  indiği insanlardır.

     İmam Cafer-i Sadık (a.s) şöyle buyurmaktadır:

      “Ben, Resulullah’ın (s.a.a) çocuğuyum. Ben, Allah’ın kitabını en iyi  bilen kimseyim. Kur’an’da ilk yaratılış anlatılır. Kıyamet gününe kadar  olacaklar da açıklanır. Göklerin ve yerin haberi onda yer alır, cennet  ve cehennemin haberi de. Bu güne kadar olanların, olacakların  haberlerini vermektedir. Kur’an’ı avucumun içi gibi bilirim. Şüphesiz  ki Allah şöyle buyurmuştur: Onda her şeyin açıklaması vardır.”

     İmam Cafer-i Sadık (a.s) bir diğer hadisinde şöyle buyurmaktadır

      “İki insanın, ihtilafa düştüğü hiçbir konu yoktur ki, onun ‘aslı’ yüce  Allah’ın kitabında olmasın. Ancak sıradan insanların akılları buna  ermez.”

       Yine İmam Cafer-i Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur:

      “Kuşkusuz ki ben, göklerde ve yerde olanı bilirim; cennette olanı  bilirm; cehennemde olanı bilirim; olanı ve olacağı bilirim.” İmam daha  sonra biraz durakladı ve bu sözün, dinleyici için ağır olduğunu gördü  ve şöyle devam etti: “Bunların tümünü Kur’an’dan öğrendim. Şüphesiz ki  Allah şöyle buyurmuştur: Onda her şeyin açıklaması vardır.”

      Evrenin yaratıcısı yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’i hidayet kitabı olarak tanıtıp şöyle buyurmaktadır:

 “Ey  kitap ehli, kitapta olduğu halde gizlediklerinizin çoğunu apaçık size  bildiren, çoğunu da affedip yüzünüze vurmayan Peygamberimiz gelmiştir  size; Allah'tan bir nur ve apaçık bir kitap gelmiştir size. Allah,  kendi rızasına uyanları, onunla esenlik yollarına götürür ve dileğiyle  onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır ve onları doğru yola sevk  eder.”

      Şanı yüce Allah bir diğer ayette de şöyle buyurmaktadır.

“Şüphe  yok ki bu Kur’ân, insanları en doğru bir yola sevk eder ve iyi işlerde  bulunan inanmış kimselere, gerçekten de büyük bir mükâfâta nâil  olacaklarını müjdeler.    

    Hidayet iki kısımdır: Teşriî hidayet ve tekvinî hidaye

Teşriî hidayet: Yolu göstermek, kılavuzluk etmek, helalı/haramı ve farzı/yasağı... açıklamak anlamı taşımaktadır.

Tekvinî hidayet:  Eksik ve nakıs varlığı, kendine yakışır olgunluğa ulaştırmaktan ibaret  olup, hidayetin bu türüne “maksada ulaştırmak” da denmektedir.

      Kur’an-ı Kerim, saadeti temin eden hüküm ve etkenleri beyan ederek teşriî anlamda her kesi hidayet etmiştir.

Yüce Allah’ın tekvinî hidayeti ise, teşriî hidayetten faydalanan insanlara verilen özel bir mükâfattır.

Yüce Allah, teşriî hidayetin her kes hakkında geçerli olduğunu şöyle beyan buyurmaktadır:

“Ramazan  ayı, bir aydır ki insanlara doğruyu bildiren, doğruluğa ait apaçık  delillerden ibaret olan, hakla bâtılı ayırt eden Kur’ân, bu ayda  indirildi. Sizden kim, bu aya erişirse orucunu tutsun. Hasta olan ve  yolcu bulunan, hastalığında, yolculuğunda orucunu yer, sonra yediği  günler kadar tutar. Allah sizin için kolaylık diler, güçlük değil. Bu  da sayıyı tamamlamanız, Allah'ın size doğru yolu göstermesine karşılık  onu ululamanız içindir, böylece de ona şükretmiş olabilirsiniz.”

Yüce Allah bir başka ayet şöyle buyurmaktadır:

“Elif  lâm râ. Bir kitaptır bu ki insanları karanlıklardan nûra çıkarman,  Rablerinin izniyle üstün ve gerçekten de hamde lâyık olan Tanrı yoluna  götürmen için onu sana indirdik.”

Kur’an-ı Kerim, tekvinî hidayetin Müslümanlara, müminlere ve takva ehline özgü olduğunu da şöyle buyurmaktadır

“Her  ümmete, kendi cinsinden bir tanık getireceğiz ve seni de bunlara tanık  tutacağız ve biz, sana her şeyi açıklayıp anlatan ve Müslümanlara  hidâyet, rahmet ve müjde olan kitabı indirdik.”

Bir başka ayet şöyle buyurmakta:

“Şüphe  yok ki bu Kur’ân, İsrâil-oğullarına, ihtilâfa düştükleri birçok şeyleri  anlatmadadır. Ve şüphe yok ki Kur'ân, elbette hidâyettir ve rahmettir  inananlara.”

Yine bu bağlamdaki bir diğer ayet şöyledir.

“Elif lâm mîm. Bu, bir kitaptır ki onda şüphe yok. Tokvâ sahiplerine yol göstericidir.”

Yüce Allah, tekvinî hidayeti, teşriî hidayet için ödül ve mükâfat kıldığını da şöyle beyan buyurmaktadır:

“Hiçbir  felâket, Allah'ın izni olmadıkça gelip çatmaz ve kim inanırsa Allah'a,  o da, onun gönlüne doğru yolu ilhâm eder ve Allah, her şeyi bilir.”

Yine bu husustaki bir ayet şöyledir:

“Ve doğru yolu bulanlara gelince: Onların hidayetini arttırmaktadır ve onlara, korunma duygusu vermektedir.

Konuya ışık tutan bir diğer ayet de şöyle buyurmaktadır:

“Onların  ahvâlini gerçek olarak sana haber veriyor, hikâye ediyoruz. Şüphe yok  ki onlar, Rablerine inanmışlardı ve biz de hidâyetlerini arttırmıştık  onların.”

Kur’an-ı Kerim, teşriî hidayetten  kendilerini mahrum eden ve bununla bağlantılı olarak da Kur’an’ın  sunduğu tekvinî hidayetten nasip alamayan ve böylece mutluluk ve  olgunluğa ulaşamayan fasıklar hakkında şöyle buyurmaktadır:

“Şüphe  yok ki Allah, sivrisineği de örnek getirmekten çekinmez, ondan üstün  olanları da. İnananlar bilirler ki bu örnek, yerindedir ve  Rablerindendir. Fakat inanmayanlar, Allah bu örnekle ne demek istiyor  ki derler. O, bununla çoklarını şaşırtıp azdırır, çoklarını da doğru  yola getirir. Azdırıp şaşırttıkları, ancak kötü işler yapanlardır.”

        Niceleri Kur’an ile yoldan çıktı
        Bu halatla bir kavim kuyuya düşt
        Bu halatın ne suçu var ey ianatçı?!
        Senin yükselme isteğin yoktu
        İşte böyle nice kavimler onunla sapıttı
        Agâh gönül de onunla hidayet buldu

   

 Dr.İbrahimiyan
    Tercüme.C.Bayar



Total Visit: 474
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.