Perşembe 9 Şubat 2012 - 04:30

الخميس ١٧ ربيع الأول ١٤٣٣

پنجشنبه ۲۰ بهمن ۱۳۹۰ - ۰۶:۰۰

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
   


KIBLE HAKKINDA İLMÎ BİR İNCELEME

     
KIBLE HAKKINDA İLMÎ BİR İNCELEME
     

      İslâm dininde kıbleye yönelmek, tüm Müslümanları kapsayan genel bir  ibadet olan namaz, hayvan kesme ve umum halkı ilgilendiren diğer bazı  konular açısından son derece önemlidir. Bu yüzden kıbleyi belirlemek  için ciddî bir araştırma yapma gereğini duyarlar. Önceki dönemlerde  genellikle zan, varsayım ve biraz da tahmin esasına dayalı olarak  kıbleyi belirlemeye çalışırlardı. Daha sonraları ümmetin matematik  bilginleri bilimsel bir araştırma ve gerçeğe en yakın noktayı belirleme  gereğini duydular. Bu amaçla, ülkelerin enlem ve boylamlarını belirleme  amacı ile kullanılan cetvellerden, aletlerden yararlanma yönüne  gittiler.

     

    Önce, girinti ve üçgen hesabı ile, Mekke'nin  bulunulan yerin güney noktası karşısındaki sapma konumunu ortaya  çıkardılar. Yani bulunulan yer ile Mekke arasındaki kavuşma çizgisinin,  bulunulan yer ile o yerin güney noktası arasındaki kavuşma çizgisinden  (gündüzün yarı çizgisi) sapma oranını belirlediler. Daha sonra,  gündüzün yan çizgisini belirleyen ve Hint dairesi olarak bilinen ölçü  yardımcılığı ile tüm İslâm ülkeleri açısından bu noktayı belirlediler.  Ardından sapma derecelerini ve kıble hattını tayin ettiler.

     

     Daha sonra kolaylık olsun diye pusula olarak bilinen mıknatıslı aleti  kullandılar. Çünkü pusulanın iki ibresinden biri kuzeyi biri de güneyi  gösterir. Bu alet, Hind dairesi yerine güney noktasının belirlenmesi  için kullanılır. Ayrıca ülkenin sapma çizgisi bilindiğinden kıble  tarafını belirleme kolaylaşır.

     

  Ancak bu çalışma -Allah kendi rızasına yönelik bu çalışmaları kabul etsin- iki bakımdan da yanılmadan kurtulamamıştır.

     

    Birincisi: Son dönem matematikçiler, ilk kuşak matematikçilerin boylamı  belirlemede yanıldıklarını ortaya koydular. Bu yüzden yön sapması ve  Kâbe'nin bulunduğu noktanın belirlenmesi ile ilgili hesaplar altüst  oldu. Şöyle ki: Bir ülkenin enlemini belirlemeye -kuzey kutbunun  yüksekliğini göz önünde bulundurarak- ilişkin yöntemleri gerçeğe yakın  bir isabetliliğe sahipti. Ancak boylamı belirlemeye ilişkin yöntemleri  için aynı şeyi söylemek mümkün değildir. Bu ise, göksel bir olayla  ilgili iki ortak nokta arasındaki mesafeyi göz önünde bulundurmaktır.  Güneş tutulması gibi ki bu olay onlarca ancak, güneşin yörüngesindeki  seyri oranında algılanabilirdi. Buna saatle ölçme denir. Ancak bu  yöntem, eskiden kullanılan aletlerle oldukça güçtü ve titiz bir  uygulamadan uzaktı.

     

   Ne var ki, günümüzün gelişmiş araçları  ve iletişimin sağladığı yakınlık, meseleyi son derece  kolaylaştırmıştır. Kıbleyi tayin etme gereği de hala geçerlidir.  Nitekim Serdar Kabilî adıyla tanınan faziletli Şeyh, bu hususta bir  çalışma yapmıştır. Yeni yöntemlerle kıbleye ilişkin yön sapmasını  belirlemiştir. Yaptığı çalışmalara ve incelemelere yer verdiği  "Tuhfet'ul-Ecille Fî Marifet'il-Kıble" adlı risaleyi yayımlamıştır. Son  derece yararlı ve ayrıntılı bilgiler içeren bir risaledir. Bu risalede  Şeyh, kıblenin nasıl belirleneceğini matematiksel olarak açıklıyor.  Ayrıca ülkelerin kıble şemasını da çiziyor. Şeyhin ulaştığı bulguların  en ilginci de (Allah çalışmalarından dolayı onu mükâfatlandırsın),  Peygamber efendimizin (s.a.a) Medine'deki Mescidinin mihrabı ile ilgili  üstün kerametini ortaya koyan tespitidir.

     

   Şöyle ki:  Eskilerin hesaplamasına göre, Medine'nin coğrafi konumu, enlem: 25°,  boylam: 75° 20 dk. Fakat Resulullah efendimizin mescidindeki mihrap bu  hesaplara uymuyordu. Bu yüzden âlimler mihrabın kıbleye uyumluluğunu  çeşitli açılardan araştırmaya gidiyor ve yön sapmasına değişik  açıklamalar getirme gereğini duyuyorlardı. Fakat bunların gerçekle  uzaktan yakından bir ilgileri yoktu. Ancak Şeyh (r.a), Medine'nin  coğrafi konumunun, enlem: 24° 25 dk. boylam; 39° 59 dk. yön sapması  yaklaşık olarak 0° 45 dk. şeklinde olduğunu tespit etti. Bu hesaba göre  Resulullah'ın mihrabı kıbleyle tam uyuşuyordu. Böylece, namaz kıldığı  bir sırada dönüp yüzünü çevirdiği kıble ile ilgili olarak Resulullah  efendimizin akıllara durgunluk veren bir mucizesi daha gün yüzüne  çıkıyordu. Resulullah Cebrail gelip kolumdan tuttu ve yüzümü Kâbe'ye  döndürdü demişti. Hiç kuşkusuz Allah ve O'nun elçisi doğru söylüyor.

     

    Daha sonra değerli mühendis ez-Zaim Abdurrezzak el-Beğairî -Allah  rahmet etsin- yeryüzünün birçok bölgesinin kıblesini tespit etti ve  buna "Marifet'ul-Kıble" adlı eserinde yer verdi. Bu eserde yaklaşık  olarak dünyanın bin beş yüz bölgesinin kıble şeması çizilmiştir.  Böylece kıble tayinine ilişkin ilâhî nimet tamamlanmış oldu.

   

   İkincisi: Bu  da meselenin manyetik yönüdür. Bilim adamlarına göre, dünyanın iki  manyetik kutbu, dünyanın iki coğrafik kutbu ile uyuşmazlar. Söz gelimi  manyetik kuzey kutbu ile coğrafi kuzey kutbu arasındaki farklılık  zamanla bin mile kadar çıkar. Dolayısıyla pusula coğrafik güney kutbunu  tam olarak göstermez. Öyle ki bazen hiç de normal karşılanmayacak bir  yön farklılığı ortaya çıkar. Günümüzde, (ki 1332 h.ş. yılını  kastediyorum.) değerli mühendis Hüseyin Ali Rezmara bu meseleyi  çözümlemiştir. Değişik bölgelere göre coğrafik kutupla manyetik kutup  farklılığını tespit etmiştir ki, onun tespit ettiği bölge sayısı bin  kadardır. Onun icat ettiği pusula, kıble tayininde gerçeğe yakın bir  isabetlilik göstermektedir. Günümüzde kullanılan pusula onun icadıdır.  Allah onu çalışmasından dolayı mükâfatlandırsın.



Total Visit: 805
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.