Perşembe 9 Şubat 2012 - 03:18

الخميس ١٧ ربيع الأول ١٤٣٣

پنجشنبه ۲۰ بهمن ۱۳۹۰ - ۰۴:۴۸

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
       


Kibir İblisin Sıfatıdır

     
ateş kelebek
     

        Bugün çabuk gelip çatan erginlik çağı insanların sıkıntısını  çoğaltmıştır. Bugün yabancıların kültür saldırısı birçok sıkıntılar  icat etmiştir. Bugün evrensel küfür medyasının sesli ve görüntülü  yayınları halkın, özellikle de gençlerin ruh ve fikrini işgal etmiş  durumdadır. Bugün tüm dünyada uygunsuz filimler her yere girmiş  bulunmaktadır. Bütün bunlar sadece şehvetleri tahrik etmekte ve  içgüdüleri alevlendirmektedir. Dolayısıyla da anne, baba, kavim,  zenginler, özetle İslâmi devlet ve milletin şer’i ve ahlâki  görevlerinden biri de bütün gücünü gençlerin evlilik işlerini  kolaylaştırmaya, yanlış adet ve gelenekleri ortadan kaldırmaya, batılı  adetleri yok etmeye, ağır şartları görmezlikten gelmeye, sarf  etmelidirler. Böylece genç kız ve erkeklerin iman, ahlâk, davranış ve  insani amelleri bir yere kadar korunmuş olur ve bu insanlık bağının  gülleri solmaktan ve günah çukuruna düşmekten korunmuş olur.

     

İlâhi  emirler ile Resul-i Ekrem ve masum imamların buyruklarını hayata  geçirme noktasında kibre kapılmayınız. Ne yazık ki bazı anne ve babalar  görüldüğü gibi evlilik toplantılarında güçlü bir şah ve çocukları da  şehzade edasını takınmaktadırlar. Nikâh ve evlilik işinde Firavun ve  Firavuncular gibi davranmakta; öyle bir takım öneriler ve isteklerde  bulunmaktadırlar ki karşı tarafın ailesi şaşkınlığa düşmekte ve  çocuklarını evlendirmeye kalkıştıkları için pişman olmaktadırlar.  Böylece de sonuç olarak kendi içgüdülerini tatmin etmek için meşru  olmayan bir metres aramaya koyulmakta ve kendilerini birçok cinsel  günahlara bulaştırmaktadırlar.

     

Kur’ân-ı Kerim hak karşısında kibirlenmeyi İblisin özelliklerinden biri saymış ve şöyle buyurmuştur: “İblis’ten başka bütün melekler secde etmişlerdi. O, büyüklük taslamış ve küfredenlerden olmuştu.”[1]

Hakeza: “Ona: “Öyleyse in oradan, orada büyüklenmek sana düşmez, defol, çünkü sen aşağılıklardansın! ” dedi.” [2]

Ali (a.s) ise şöyle buyurmuştur: “Kibirden sakın; şüphesiz kibir, en büyük günah ve en aşağılık ayıptır. Kibir iblisin süsüdür.”

[ 3]

Hakeza Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kibirden sakın. Şüphesiz kibir taşkınlığın başı ve Rahman’a karşı isyandır.”[ 4]

Hakeza Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “En kötü ahlâk, kibirdir.”[ 5]

Allah Resulü (s.a.a) de şöyle buyurmuştur: “Kibirden sakınınız! Şüphesiz kul kibirlenince, aziz ve celil olan Allah şöyle buyurur: “Bu kulumu zorbalardan yazınız.”[ 6]

Hakeza Allah Resulü (s.a.a) Ebu Zer’e (s.a) şöyle buyurmuştur:“Ey  Ebu Zer! Kim kalbinde zerre miktarınca kibir bulunduğu halde ölürse,  cennetin kokusunu asla alamaz, meğerki ölmeden önce tövbe etmiş  olsun.”[ 7]

     

     Gerçekten de nutfeden  yaratılmış, dünyevi hayat halinde zayıf ve güçsüz olan, olaylar  karşısında gücü ve kudreti bulunmayan ve bu varlık alanında hiçbir  şeyin kendi iradesi ile hareket etmediği böyle bir varlığın Hak  Teâlâ’ya ve yaratıklara karşı tekebbür etmesinin ve kendisinin  diğerlerinden üstün olduğuna inanmasının haklı bir yanı var mıdır?

     

      İmam Sadık (a.s) babalarından şöyle rivayet etmektedir: “Selman  bir şahısla kavga etti. O şahıs özel bir haletle Selman’a şöyle dedi:  “Sen kimsin ki ben seninle muhatap olayım? ” Selman şöyle dedi: “Benim  ve senin başlangıcımız necis bir nutfe idi. Sonumuz da kabir evinde  kötü kokan bir leş olacaktır. Kıyamet olunca, teraziler kurulunca,  kimin terazisi ağır gelirse, yüce olacaktır, kimin de amelleri değersiz  ve hafif olursa o da aşağılık olacaktır.”[ 8]

     

  Allame  Meclisi de bu tehlikeli hastalığın tedavisi hususunda şöyle  buyurmuştur: “Kibri tedavi etmenin ve mütevazı olmanın iki yolu vardır:  Biri ilmi, diğeri ise ameli. İlmi yol; insanın hem kendisini hem de  Allah’ını tanımasıdır. Bu tanıma, insanın batınının kibirden  temizlenmesi için yeterlidir. Zira insan hakikati elde edince ve  varlığı hakkında gerçek bir irfana erince, her aşağılık varlıktan daha  aşağılık olduğunu, her düşük varlıktan zatı ve kimliği hasebiyle daha  düşük bulunduğunu, tevazu, zillet ve teslimiyetten başka bir hakkının  olmadığını anlar. Rabbini, afaki ve enfüsi ayetler ve Kur’ân-ı Kerim’de  göstereceği dikkat vasıtasıyla tanırsa, o zaman da azamet, kibriya ve  yüceliğin Allah’tan başka hiç kimsede olmadığını anlar.

         

       Kibri ortadan kaldırmanın ameli yolu ise, Hak Teâlâ ve bütün yaratıklar  karşısında mütevazı olması ve mütevazı kimselerin ahlâkıyla  ahlâklanmaya özen göstermesidir. İnsan salihleri kendisine örnek almalı  ve varlıkların en üstünü olan yüce İslâm Peygamberi’nin haletine dikkat  etmelidir. Zira Allah Resulü de yere oturuyor, yemek yiyor ve şöyle  buyuruyordu: “Bir kul, Allah’ın diğer kulları gibi yemektedir.”[ 9]

 

        Bu konuya teveccüh ederek evlilik işinde kız ve erkek çocuklarınıza  karşı da tevazu gösteriniz. Tevazu sadece doğal şehvetlerin, arzuların  ve emellerin zirvesinde olan çocuklarınızı gözetmenizdir; kendi  gelenek, adet, ahlâk ve haletlerinizi değil! İlan ettiğimiz şartlar  hususunda da zorluk çıkarmayınız. Karşı taraftan beklentilerinizi en  aza indirgeyiniz. Böylece bereket dolu bir evlilik vaki olsun, devamı  ve kalıcılığı garantilensin, kız ve erkek evlendikten sonra da rahat  bir şekilde birlikte yaşayabilsinler.

----------------------------------------------------------------------

[1]- Sâd, 73- 74
        [2]- A’râf, 13
        [3]- Mizan’ul-Hikmet, c. 8, s. 298
        [4]- a. g. e.c. 8, s. 300- 302
        [5]- a. g. e.
        [6]- a. g. e.
        [7]- a. g. e.
        [8]- Bihar, c. 73, s. 231
        [9]- Bihar, c. 72, s. 201- 205


Total Visit: 728
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.