Çarsamba 23 Mayıs 2012 - 03:43

الأربعاء ٣ رجب ١٤٣٣

چهارشنبه ۳ خرداد ۱۳۹۱ - ۰۵:۱۳

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 

Kerbela Toprağı

 O sırada Kûfe tarafından rahvan ata binmiş ve sırtına bir yay geçirmiş silahlı bir süvarinin geldiğini gördüler; durup onu beklediler. Atlı adam yaklaşınca, Hüseyin (a.s) ve ashabına selâm vermeksizin Hürr'le ordusunu selâmladı ve İbn Ziyad'dan getirmiş olduğu mektubu Hürr'e verdi. Ubeydullah bu mektupta Hürr'e şöyle yazmıştı:

 

 …Elçim sana ulaşıp mektubumu verdiğinde, Hüseyin'i sı-kı tut; onu ancak, otsuz-susuz ve sığınaksız bir yerde dur-dur! Ben elçime senden ayrılmamasını ve emrimi yerine ge-tirdiğini bana bildirmesini emrettim. Vesselâm.

 

 Hürr, bu mektubu okuyunca Hüseyin'in (a.s) yanına giderek dedi: "Bu, vali Ubeydullah b. Ziyad'ın mektubudur. Mektubunun elime ulaştığı yerde seni sıkı tutmamı istemiştir. Bu da onun elçisidir. Görüş ve emrini uyguladığımı görmedikçe benim yanımdan ayrılmaması emredilmiştir."

 

 Yezid b. Ziyad b. Muhasır (Ebu Şa'sa el-Kindî) Ubeydullah'ın elçisine bakınca onu tanıdı. Sonra ona, "Sen Malik b. Nuseyr el-Beddî misin?" dedi. Elçi, "Evet." cevabını verdi. Yezid b. Ziyad, "Anan yasında ağlasın! Neden bu yolu seçtin?" dedi. Elçi, "Önderimin emrine itaat ediyor ve biatime sadakat gösteriyorum." dedi. Ebu Şa'sa, "Sen Rabb'ine karşı gelmişsin! Kendini helakete düşürmede, utanç ve cehennem ateşini kazanmada önderine itaat etmişsin! Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Biz onları ateşe çağıran önderler yaptık. Kıyamet günü asla yardım olunmazlar." İşte bu, senin ön-derindir!

 

 Bu arada Hürr, Hüseyin ve ashabını, suyu da köyü de olmayan o çölde tuttu. Onlar, "Hiç olmazsa bırak da şu köye (Neyneva) veya ötekisine (Gaziriye) veya öbürüne (Şufeye) inelim!" dediler.

 

 Hürr dedi: "Vallahi, bunu yapamam! Çünkü bu adam, bana casus ve gözetleyici olarak gönderilmiştir."

 

 Bunun üzerine Züheyr b. Kayn, İmama (a.s) dedi:

 

 Ey Resulullah'ın oğlu! Bizim bunlarla savaşmamız, bunların peşinden gelecek olanlarla savaşmamızdan daha kolaydır. Canıma andolsun, bu gördüğün insanların arkasından niceleri gelecektir ki, onların karşısında direnme gücümüz olmayacaktır!

 

 İmam (a.s), Züheyr'in teklifine cevaben: "Savaşı başlatan ben olmayacağım." buyurdu.

 

 Ahbaru't-Tival'de, bu konuşmadan sonrası şöyle rivayet edilir: Züheyr, "Bu yakınlarda, Fırat kıyısının dönemeçlerinde yer alan ve Fırat'ı üç taraftan kuşatan bir köy var." dedi. Hüseyin (a.s), "O köyün adı nedir?" diye sordu. Züheyr, "İkar'dır!" dedi. İmam (a.s), "Ikar'dan Allah'a sığınırız!" buyurdu ve sonra Hürr'e hitaben: "Bizi biraz daha ileri götür; orada inelim!" buyurdu. Hürr, Hüseyin'le hareket ederek Kerbela'ya kadar geldiler. Burada Hürr ve askerleri, Hüseyin'in önüne geçerek durdurdu ve dediler: "Burada inin; Fırat da yakındır!"

 

 Hüseyin (a.s), "Buranın adı nedir?" diye sordu. Dediler ki, "Kerbela'dır." Hüseyin (a.s) şöyle buyurdu:

 

 Gam ve bela diyarı! Babam Sıffin'e giderken buradan geçti; ben de onunla birlikteydim. O, durarak bu yerin adını sordu. Kerbela olduğu söylendiğinde, "Onların inecekleri yer burasıdır; işte burada kanları dökülecektir!" dedi. Durumun ne olduğunu sorduklarında, "Muhammed'in Ehlibeytinden bir kafile burada inecektir." buyurdu.

 

 Sonra İmam Hüseyin (a.s), oranın toprağından bir avuç alıp koklayarak şöyle buyurdu:

 

 Vallahi bu, Cebrail'in Resulullah'a (s.a.a) üzerinde benim öldürüleceğimi haber verdiği topraktır! Ümmü Seleme bana şöyle dedi: Cebrail, Resulullah'ın (s.a.a) yanındaydı; sen de benimle birlikteydin. Sen ağlayınca Resulullah (s.a.a), "Oğlumu bırak!" buyurdu. Ben de seni bıraktım… Resulullah (s.a.a) seni alarak bir köşeye oturttu. Sonra Cebrail, Resu-lullah'a (s.a.a), "Onu seviyor musun?" diye sordu. Oda, "Evet." dedi. Cebrail, "Senin ümmetin onu öldürecektir; onun öldürüleceği toprağı sana göstereyim mi?" dedi. "Evet." deyince Cebrail kanadını Kerbela toprağına açarak onu Resu-lullah'a (s.a.a) gösterdi.

 

 Başka bir rivayette de şöyle geçer: Hüseyin b. Ali kuşatıldığında, "Buranın adı nedir?" diye sordu. "Kerbela'dır." cevabını alınca, "Resulullah (s.a.a) doğru buyurmuştur; burası gam ve bela yurdudur!" buyurdu.

 

 Tarihçiler şöyle yazmışlardır: Bunun üzerine Hüseyin (a.s), yüklerin orada indirilmesini emretti. O gün, hicretin altmış birinci yılının, muharremu'l-haram ayının birinci çarşambası veya ikinci perşembesiydi. Hüseyin (a.s) Kerbela'ya indiğinde, Muhammed b. Hanefiye ve Haşimoğulları'ndan bir gruba mektup yazdı. Ve şöyle başladı mektuba:

 

 …Ama sonra; sanki dünya hiç olmamış ve sanki ahiret ebedidir…

 

 

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.