Kemteri -1-
Hâzin-i gencîne-i sırr-ı Hudâsın yâ Ali Vâris-i zât-ı peyamber Hel eta'sın yâ Ali Nokta-i evvel bidâyet her ulûmun bâbısın Nûr-u Hak'sın sırr-ı Bismillâh'da Bâsın yâ Ali Yok bu ümmette nazîrin hâsılı bir nûrsun Lâhmüke lâhmî Habîb-i Kibriyâ'sın yâ Ali Âstân-ı devletin dâr-ül- emandır âşıka Pâdişâh-ı zât-ı mutlak mültecâsın yâ Ali Sırr-ı vahdette olan nûr-u meveddet aşkına Bendene şâhın meded kıl rehnümâsın yâ Ali Rü siyâhım şerm ile geldim der-i ihsânına Sen şefâat eyle ma'rüf-i sehâsın yâ Ali Lûtfuna muhtâcdır her vech ile bu Kemterî Şefkat etmek mücrimîne mübtelâsın yâ Ali
-2- Tâ ezel bezminde ikrâr eyleyen Şiîleriz Bunda ol ikrârı tekrâr eyleyen Şiîleriz Doğrudan doğru riâyet eyleriz yok hîlemiz Şer-i enver ile reftâr eyleyen Şiîleriz İhtedu bişşemsi emrine riâyet eyledik Ehl-i Beyt'i her dem ezkâr eyleyen Şiîleriz Dahl eden bir gün gelir tasdîk eder erkânımız Düşmeni kendüye hoş yâr eyleyen Şiîleriz Derd-i aşka duş olub lokman'a minnet etmeyiz Kendi derdimize tîmâr eyleten Şiîleriz Hak Muhammed'le Ali'nin sâyesinde Kemterî Nefs-i bed evhâmı Bîzâr eyleyen Şiîleriz -3- Âh kim erdi yine mâh-ı muharremdir bu gün Sîne sûzan dîde giryan olacak demdir bu gün Kaldı Zâlimler elinde vâris-i sıbt-ı Nebi Ağla çeşmim haşre dek eyyâm-ı mâtemdir bu gün Kerbelâ hâkinde ferzend-i resûl oldu şehîd Bir içim su vermediler çün müsellemdir bu gün Ehl-i Beyt'in çektiğin yâd eyleyüb şâm ü seher Kara bağlar durmaz ağlar ol ki âdemdir bu gün Kim ki bir katre gözündrn yaş dökmezse eğer Ceddi yoklansa çıkar mel'ûna hurremdir bu gün Ehl-i tuğyandan zuhür etti bu fitneiltihâb Lânet olsun ol gürûh-i bî hicâba bî hisâb İrtihâl ettikte âlemden cenâb-ı Mustafâ Hep ser-i hâra hücûm etti gür^üh-i eşkiyâ Yâ Ali ente maalhakki hadîsi var iken Çok cefâlar gördü bu kavmin elinden Mürtezâ Men ezâni emrini kasden ferâmûş ettiler Bâb-ı Zehrâ'ya gelüb etti o zâlimler ezâ Dil şikest etti o bî din itret-i peygamberi Zerre îmânı olan etmez bu kâra iktida Ol Yezid-i bî mürüvvet zâlimin ettiklerin irtikâb etmez bu fi'li kim eder İblis hayâ Ehl-i Beyt'e buğz eden ol kim munâfıkdır hemin Bu hadîs-i pâke îmân etmeyen olur lâîn Cem' olub bir araya mel'unlar isyân ettiler Ehl-i Beyt'in mahvine bilcümle peymân ettiler Tâ o rütbe ittifâk etti munâfıklar ki âh Hâce-i ümmülfesâdı Şâm'a sultân ettiler Hakkı Zehrâ'yı alub gasb etti âhır zâlimûn Hâtır-ı Peygamber'i incittiler kan ettiler Ol çerâğ-ı Ahmed'i söndürmeğe kalkıştılar Bunlar ol mel'un ki evvel terk-i îmân ettiler Bunlar iken bezm-i hâs-ı Rabb-ı izzette kabûl Zâliman bu hânedânı zâr ü giryân ettiler Kim sebeb verdiyse yâ Rab lâ'net olsun cânına Âline ensâbına ihvânına a'vanına Kerbelâ'da aldılar etrafını ol hazretin Goncasın soldurdular ol gülistân-ı ismetin Bir takım kelb-i akur etti o mazlûma gulû Eylediler hûn ile âlûde cism-i devletin Kurratül'ayn-ı Habîb-i kibriyâ'ya nettiler Ol Yezîd hiç tutmadı Fahr-i cihânın hürmetin Kimseye vermezdi mel'ûn müslümanlık şânını Ol gürûh-i bed siriştin anla islâmiyyetin Düşmen-i Âl-i abâ'dır ol ki lâ'net eylemez Lâ'net olsun ana çekmekte Ümeyye gayretin Tutma hubb-i düşmen-i Âl-i abâ'yı sînede Farkı yoktur lâşeden hıfz eyleme gencînede Ol anûd ibn-i fürûmâye Pelîd ibn-i Ziyâd Başına cem' etti ol kelb askerin bilitihhâd İns ü cinne Hak'kın âb-ı hazrete ehl-i inâd Bu ne vicdandır Hüseyn-i Kerbelâ'ya kıydılar Ol munâfıklar edüb emr-i Yezîd'e inkiyâd Erdi mel'un kâmına lâ'net o kavmin cânına Şâm'a celb etti ser-i pâki Yezîd-i bed nihâd Mustafâ'nın âline bu cevri lâyık gördüler Dîni ayrı kâfir olsa eylemez bunca fesâd Şimr-i Zülcevşen Ömer bin Sa'd ile bir de Sinan Bunlar içün lâ'net etmek bizlere farzdır heman Hazret-i Zeynel-âba iken imân-ül-müslimîn Etmediler iktidâ zulm ettiler ol hâinîn Bâkır u Câfer'le Kâzım'la Ali Mûs-er- Rızâ Dest-i düşmenden neler çekti meded Âl-i Hüseyn Şeh Takî vü bâ Naki vü Askeri serverlerin Her biri bir cevr ile oldu şehîd ol nâzenîn Hâtem-i Âl-i Abâ ol Mehdi-i Sâhib livâ Çeşm-i âlemden nihân oldu imâm-ı pâk-i din Gelmedi Âl-i Ümeyye veş bu dehre bir bir pelîd Çârdeh ma'sûma şefkat etmedi kavm-i lâîn Hak Muhammed'le Ali'ye sıdk ile îmân eden Lâ'net eyler Âl-i Süfyân'a müselmânim deyen Ey Hudâ lûtf et bize ol Mustafâ'nın aşkına Sıhr-ı Peygamber Aliy-yel- Mürtezâ'nın aşkına Gonca-i bâğ-ı Muhammed Fâtıma Hayrünnisâ Dâderi Şâh-ı Şehîd-i Kerbelâ'nın aşkına Hubb-i Ehl-i Beyt ile al cânımı yâ Rabbenâ Kemterî'ye kıl kerem Âl-i abâ'nın aşkına Hak akıllar vermiş ihsân eylemiş her bir kula Fark u temyîz eyle sofî enbiyânın aşkına Nice âyât ahâdîs ile müsbet gün gibi Geç teberâdan tevellâya Hudâ'nın aşkına Ehl-i Beyt'in rûhuna bî had salât ile selâm Lâ'net olsun düşmen-i Âl'e ilâ yevm-il- kıyâm -4- Hak'dan özge gayrı yokdur âlem-i vahdette tâ Kendi nûrundan yarattı bunları Rabb-il- ulâ Ahmed-i Muhtâr'dır mir'ât-ı zât-ı Kibriyâ Ol cihetten âşikaane oldu sırr-ı Hel etâ Nûr-u vâhiddir Muhammed'le Ali-yel- Mürtezâ Zât-i mahbûb-u Hudâdır Hamse-i Âl-i Abâ Hâkipây-i Ehl-i Beyt'e rûyemâl ol ey püser Bendesi ol kim azîzim rûşen olsun dîdeler İsm-i pâkin yâd edüp ezkâr kıl şâm ü seher Dört kitâbın sırrına vâkıf olam dersen eğer Nûr-i vâhiddir Muhammed'le Ali-yel- Mürtezâ Zât-i mahbûb-u Hudâ'dır hamse-i Âl-i Abâ Vasf-ı pâkin muhtasar kıldım beyan efzûndur Cûd ü feyz ile bu âlem serteser meşhûndur Tâ ezelden bunları sevmek bize kanûndur Bunları inkâr eden elhâsılı mel'ûndur Nûr-i vâhiddir Muhammed'le Ali-yel- Mürtezâ Zât-i mahbûb-u Hudâ'dır hamse-i Âl-i Abâ Zerre hürmet etmeyüp Peygambere ol bi hicab Kangı akl ile bu kâra başladı İbn-i kilâb Ol çerâğ-ı hânedânı eyledi zâlim harâb Lâ'net olsun cânına kavm-ı Yezîd'in bî hicâb Nûr-i vâhiddir Muhammed'le Ali-yel- Mürtezâ Zât-i mahbûb-u Hudâ'dır hamse-i Âl-i Abâ Ey taassub ehli râh-ı müstakîme çekme sed Fark u temyîz et ko kibri olma şeytandan eşed Çeşm-i insâf ile bak zîrâ ayandır nîk ü bed Cân ü dilden bunlara îmân eden bulur meded Nûr-i vâhiddir Muhammed'le Ali-yel- Mürtezâ Zât-i mahbûb-u Hudâ'dır hamse-i Âl-i Abâ Hak peyemberden cenâb-ı Mehdi'ye gelince dek İns ü cinne bunlar idi iktidâ idilecek Her birinin hâkipây-i devleti kadr-i felek Dönmem imânım budur ey Kemterî tâ haşre dek Nûr-i vâhiddir Muhammed'le Ali-yel- Mürtezâ Zât-i mahbûb-u Hudâ'dır hamse-i Âl-i Abâ |