رُوِيَ أَنَّهُ إِنَّمَا سُمِّيَتْ كَعْبَةً لِأَنَّهَا مُرَبَّعَةٌ وَ صَارَتْ مُرَبَّعَةً لِأَنَّهَا بِحِذَاءِ الْبَيْتِ الْمَعْمُوْرِ وَ هُوَ مُرَبَّعٌ وَ صَارَ الْبَيْتُ الْمَعْمُوْرُ مُرَبَّعًا لِأَنَّهُ بِحِذَاءِ الْعَرْشِ وَ هُوَ مُرَبَّعٌ، وَ صَارَ الْعَرْشُ مُرَبَّعًا، لِأَنَّ الْكَلِمَاتِ الَّتِيْ بُنِيَ عَلَيْهَا الْإِسْلاَمُ أَرْبَعٌ، وَ هِيَ سُبْحَانَ اللهِ، وَ الْحَمْدُ لِلَّهِ، وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ، وَ اللهُ أَكْبَرُ. Rivayet edilmiştir ki: “Kâ’be’ye, Kâ’be denmesi, onun dörtgen oluşundandır. Onun dörtgen oluşu dörtgen olan Beytu’l-Memur’un hızasında oluşundandır. Beytu’l-Mamur’un dörtgen oluşu da onun arşın hizasında yer almasındandır. Arş da dörtgendir. Arşın dörtgen oluşu da İslam’ın temeli olan kelimelerin dört kelime oluşundandır. Bu kelimeler de subhanellah, elhamdulillah, lailahe illellah ve Allah-u Ekber’dir. عَنْ أَبِيْ عَبْدِ اللهِ (عَلَيْهِ السَّلاَمُ) قَالَ: «مَنْ نَظَرَ إِلَى الْكَعْبَةِ لَمْ يَزَلْ تُكْتَبُ لَهُ حَسَنَةٌ وَتُمْحَى عَنْهُ سَيِّئَةٌ حَتَّى يَنْصَرِفَ بِبَصَرِهِ عَنْهَا». Hz. İmam Cafer Sadık (a.s): “Kâ’beye bakan kişiye gözünü ondan çevirinceye kadar sürekli sevap yazılır ve günahı silinir.” عَنْ أَبِيْ عَبْدِ اللهِ (عَلَيْهِ السَّلاَمُ) قَالَ: «اَلنَّظَرُ إِلَى الْكَعْبَةِ عِبَادَةٌ، وَ النَّظَرُ إِلَى الْوَالِدَيْنِ عِبَادَةٌ، وَ النَّظَرُ إِلَى الْإِمَامِ عِبَادَةٌ». Hz. İmam Cafer Sadık (a.s): “Kâ’be’ye bakmak ibadettir. Valideyne bakmak ibadettir. İmam’a bakmak ibadettir.” عَنْ أَبِيْ عَبْدِ اللهِ (عَلَيْهِ السَّلاَمُ) قَالَ: «إِنَّ لِلْكَعْبَةِ لَلَحْظَةً فِيْ كُلِّ يَوْمٍ يُغْفَرُ لِمَنْ طَافَ بِهَا أَوْ حَنَّ قَلْبُهُ إِلَيْهَا أَوْ حَبَسَهُ عَنْهَا عُذْرٌ». Hz. İmam Cafer Sadık (a.s): “Her gün, Kâ’be’ye ait bir an vardır onda Kâ’be’yi tavaf edenler, kalbi Kâ’be’nin aşkıyla dolanlar yahut bir mazeretten dolayı Kâ’be’yi ziyaret edemeyenler bağışlanırlar.” عَنْ أَبِيْ عَبْدِ اللهِ (عَلَيْهِ السَّلاَمُ) قَالَ: «إِنَّ لِلَّهِ تَبَارَكَ وَ تَعَالَى حَوْلَ الْكَعْبَةِ عِشْرِيْنَ وَ مِائَةَ رَحْمَةٍ مِنْهَا سِتُّوْنَ لِلطَّائِفِيْنَ وَ أَرْبَعُوْنَ لِلْمُصَلِّيْنَ وَ عِشْرُوْنَ لِلنَّاظِرِيْنَ». Hz. İmam Cafer Sadık (a.s): “Allah Teala’nın Kâ’be’nin etrafında yüz yirmi rahmeti vardır; altmışı tavaf edenlere, kırkı namaz kılanlara ve yirmisi de Kâ’be’ye bakanlara aittir.” عَنْ أَبِيْ عَبْدِ اللهِ (عَلَيْهِ السَّلاَمُ) قَالَ: «لاَ يَزَالُ الدِّيْنُ قَائِمًا مَا قَامَتِ الْكَعْبَةُ». Hz. İmam Cafer Sadık (s.a): “Din, Kâ’be ayakta kaldığı sürece ayakta kalır.” قَالَ الصَّادِقُ (عَلَيْهِ السَّلاَمُ): «لاَ يَنْبَغِيْ لِأَحَدٍ أَنْ يَأْخُذَ مِنْ تُرْبَةِ مَا حَوْلَ الْكَعْبَةِ، وَ إِنْ أَخَذَ مِنْ ذَلِكَ شَيْئاً رَدَّهُ». Hz. İmam Sadık (a.s): “Kimseye Kâ’be’nin etrafındaki topraklardan almak düşmez. Eğer bir şey alırsa onu geri götürmelidir.” عَنْ جَعْفَرٍ، عَنْ أَبِيْهِ: «أَنَّ عَلِيًّا (عَلَيْهِ السَّلاَمُ) كَانَ يَبْعَثُ بِكِسْوَةِ الْبَيْتِ فِيْ كُلِّ سَنَةٍ مِنَ الْعَراقِ». Hz. İmam Cafer Sadık (a.s)’dan nakledilmiştir ki: “Ali (a.s), her yıl Irak’tan Kâ’be’nin örtüsünü gönderirdi.”
|