| KEMALEDDİN-İ İSMAİL Hallâku’l-Me’ânî Kemâleddîn-i İsmail b. Cemâleddîn Muhammed b. Abdurrezzak-i İsfahânî, İran’ın Moğol saldırıları dö¬nemindeki büyük ka¬sidecile¬rinin sonuncusudur. Bu kan içici kavmin saldırıları ve katliamları esnasında ha¬yatını kaybetti. Cemâleddîn Muhammed b. Abdurrezzak’ın dört çocuğu vardı. Hallâku’l-Me’ânî, onların en başında geleni ve babası¬nın şiir ve şairlikteki gerçek temsil¬cisiydi. Onun Hallâku’l-Me’ânî olarak isimlendirilmesinin nedeni şu¬dur: Devletşâh’ın ifadesiyle, “Onun şiirinde dakik manalar saklıdır. Ancak birkaç kez okunduktan sonra onların far¬kına varılabilir.” O da babası gibi yaşamını övgüyle geçirmiş ve İsfahân büyüklerini, özellikle İsfahân’ın Sa‘îdiye hanedanını ve kendi döneminin kimi padişahlarını, özellikle Mazenderan’daki Bâvendî padişahı Husâmeddîn-i Erdeşîr’i ve Celâleddîn-i Harezmşah’ı meşhur kasidele¬rinde öv¬müştür. Kemâleddîn-i İsmail, Moğol saldırılarının dehşet ve vahşet dolu döne¬mini tamamıyla yaşadı ve kendi gözleriyle Moğolların 633/1236 yı¬lında İsfa¬hân’da yaptıkları katliama şahit oldu. Bu konuda şöyle der: Kendi vatanı üzerine ağlayacak hiç kimse yok, Kötü yapılı insanların yaptıklarına ağlayacak kimse yok. Dün bir ölünün başına iki yüz kişi ağıt yakardı, Bugün ise yüz kişiye ağlayacak bir kişi bile yok. Kemâleddîn-i İsmail, ince anlamları kullanma noktasındaki üstatlık ve ma¬haretiyle geniş bir şöhrete sahipti. Söz eleştirmenlerinin onun hak¬kındaki dü¬şün¬cesi, onu babasına tercih edecek ve Hallâku’l-Me’ânî olarak lakaplandıracak bir derecedeydi. Manaları yaratma noktasında sahip ol¬duğu ince düşünce ve dikkat ile birlikte sorunlu redifleri kullanma ve an¬laşılması zor kelimeleri şiire sokma açısından da ünlüydü. Nitekim bu zorluklarla ve kayıtlarla iç içe olan kimi kasi¬deleri, kendisinden sonra ce¬vap bulamamıştır. Dîvân’ı basılmış olup meşhurdur. |